Eskişehir'in de aralarında olduğu 6 ilde operasyon: Çok sayıda gözaltı ve tutuklama var
Eskişehir'in de aralarında olduğu 6 ilde operasyon: Çok sayıda gözaltı ve tutuklama var
İçeriği Görüntüle

Eskisehir.net’te yayınlanan “20 Dakika” programına katılan Alkan, eğitimin toplumdaki birçok sorunun merkezinde yer aldığını belirterek, “Sokaktaki davranışlardan kadına ve hayvana yönelik şiddete kadar birçok başlıkta eğitimin sonuçlarıyla karşı karşıyayız” dedi.

Öğrencilerin okullardan uzaklaştığını ifade eden Tüm Öğrenci Velileri Dayanışma Derneği Eskişehir Şube Başkanı Faik Alkan, Hangi konuya el atsak veya hangi kapıyı aralasak mutlaka eğitimin sonucuyla karşı karşıya kalıyoruz. Sokaktaki davranışlardan kadına şiddete kadar, hayvana şiddete kadar birçok paradigmada bunu değerlendirmemiz mümkün. Ama şöyle bir gerçekliğimiz var en temel sorunumuz sistemsizlik. Aslında bir eğitim sistemi yok ortada. Bu sistemsizliğin sonuçlarını ne yazık ki başta öğrencilerimiz olmak üzere, veliler ve aynı zamanda eğitim çalışanları ödüyor. Bir kuşağı kaybediyoruz, bir ülkenin geleceğini kaybediyoruz. Bakın, yukarıdan aşağı baktığımız zaman bu sistemsizliğin en güzel örneğini son yaşadığımız okullardaki devamsızlık oranlarında görebilirsiniz. Yani öğrencilerimiz, Türkiye'nin her yerinde aslında bu böyle, Eskişehir için de böyle, öğrencilerimiz okullara gitmek istemiyorlar, okulları sevmiyorlar, okullardan bir kaçış hali şu anda söz konusu ki tarihsel anlamıyla baktığımız zaman ilk çağdan beri günümüze kadar okullar aslında öğrencilerin özgürleştiği, sosyalleştiği ve hayata hazırlandığı yerler olarak görüyoruz. Fakat buna rağmen öğrencilerimiz okul yerine sosyal medyayı, okul yerine sokağı tercih ediyorlar. Bu, en büyük sorunumuz bu aslında. Ülkenin geleceği açısından bir sorun. İkili eğitim, kalabalık sınıflar, ödenek yetersizliği, bütün maliyetin velilere yıkılması, şiddet, mobbing, akran zorbalığı... Yani bunları çok çok çoğaltabiliriz. Ha, bu sadece bizim ülkemize mi özgü? Hayır, bu gelişmiş ülkelerde de var. Ama onlar yüzyılların biriktirdiği modellerle bu sorunu aşıyorlar. Biz tanzimattan beri ülkemizde bir model bulamadık” diye konuştu.

“Ara tatil öğrenciler için nefes alma süreci”

Alkani “Ara tatil aslında bir soğuma evresi, bir dinlenme evresiydi ve bunu bizler, birçok sendikalar bunun çalışmasını da yaptı. Örneğin, hükümete yakın bir sendika aslında, iktidara yakın bir sendikanın yaptığı son anket çalışmasında öğrencilerin yüzde 80'inden fazlası ara tatilin devam etmesini istiyor. Eğitim çalışanları keza, velilerde yüzde 70 oranında. Yani bunun bilimsel kanıtı da var, yani elimize baktığımız zaman yıllar içerisinde doneleri de var. Öğrenci bir soluklanıyor, nefes alıyor, okula tekrar başlıyor, tekrar kendini yeniliyor açıkçası. Ama bakanımız bir açıklama yaptı. Bu tatil modu değil, tatil tartışması değil. Bakın, bunu buradan almamız lazım. Bu zaten Ziya Selçuk döneminde de böyle gündeme gelmişti. Bir soğuma, bir nefes alma. Çünkü gerçekten 180 iş günü içerisinde bizim öğrencilerimizin hem müfredatlardan kaynaklı hem az önce sınava endeksli modelden kaynaklı olarak ezildiğini görüyoruz, yabancılaştığını görüyoruz ve mutsuz bir şekilde eve dönen, mutsuz bir şekilde okula gelen aynı döngüyü, kısır döngüyü yaşayan bir gençlik var elimizde. Yapboz tahtasına döndü eğitim” ifadelerini kullandı.


“Turizm liselerindeki model örnek olabilir”

Turizm ve otelcilik liselerinde uygulanan iş içinde eğitim modeline ilişkin de konuşan Alkan, “Anladığımız kadarıyla biz de yakından takip ediyoruz ve Türkiye'de ilk açıklamayı da Eskişehir olarak biz yaptık. Bir proje olarak ortaya atıldı ve burada şöyle bir durum var. Aslında bizim eğitimde istediğimiz modele benzeyen bir durum. Öğrencinin iş üzerinden eğitim modeliyle hayata hazırlanması. Şimdi turizm otelcilik okuyan bir öğrenci, 9. sınıftan itibaren staj programıyla beraber orada ne yapıyor? İşin mutfağında öğreniyor, tam tabiri caizse. İşte gastronomik olarak, servis olarak, içecek bölümü olarak, her şeyini orada öğreniyor. Öğrenciler bunu yaparken aynı zamanda şunu da yapıyorlar: büyük oteller açısından yetişmiş kalifiye eleman olarak da hazırlanıyorlar. Burası çok çok önemli. Bakın, turizm sektörü Türkiye'nin bacasız fabrikası olarak adlandırılır. Gerçekten dünyada İspanya, Türkiye ve Yunanistan gerçekten buradan, turizmden iyi beslenen ülkeler. Fakat bu öğrencilerimiz şu anda şöyle bir soruyla karşı karşıya: Yani oraların öğretmenevine devredildiği an işletmesinin, bakın okul yaşamaya devam edecek. Sadece konaklama bölümü ve yemek yapılan bölümü var, yemek yenilen bölüm. Oranın işletmesi öğretmenevlerine devredilmeye çalışılıyor idi. Ama bir daha söylüyorum, şu anda anladığım kadarıyla bakanlık bunu gündemden düşürdü. Ama turizm otelciliklerdeki formülasyon, hayata hazırlama bizim aslında biraz da savunduğumuz bir model. Öğrenci orada işi öğrenirken en azından ücret alıyor, asgari ücretin yanlış hatırlamıyorsam üçte birini alıyor. Bunu MESEM programıyla karıştırmayalım. MESEM'de sermayeye ucuz iş gücü yaratıyorsun. Ama bu çocuklar kamuda, sigortalı olarak ve denetleniyorlar sürekli olarak formatör öğretmenleri tarafından. Bir kayıt içilik söz konusu ve belli günler çalışıyorlar.

Kaynak: Seren Çatalçam