İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz'ın görevden alınmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ulucan, Türkiye'de demokrasinin ve hukuk düzeninin sağlıklı işlemediğini savundu.

“Demokrasinin tamamlayıcı unsuru da seçimdir”

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Serdar Ulucan, “Maalesef baktığımızda Türkiye siyaseti son 15 yılın çerçevesi içerisine baktığımızda demokrasinin işlemediği, hukukun ve yargının siyasetin üzerinde daha baskın bir elinin olduğunu görüp, gözlemleyerek, üzülerek de takip ediyoruz. Ve tablo olarak baktığımızda bundan 10 yıl öncesini aynı Milliyetçi Hareket Partisi'ndeki bu kongre sürecine de benzeterek eş değer tutarsak, o dönemde de imza verenler ve büyük kurultay isteyenlerin hepsi tek tek görevlerden alınmıştı partinin verdiği yetkiyle olarak. Ama biz hep şunu söyleriz yani sonuç itibariyle saygıdeğer genel başkanımız da bu konuda net tavrını söyledi. Atanmışlar bizim muhatabımız hiçbir zaman değildir. Siyaseten demokrasinin verdiği delegenin, tabanın, üyenin teveccüh gösterdiği kişiler... Bizler de bu makamlara seçilerek geldik ve hepimiz bu makamlarda emanetçiyiz. Buranın sahipleri de değiliz. Bugün Talat Başkan'ın durumuna da baktığımızda Eskişehir'de Cumhuriyet Halk Partisi'ne bir renk, bir hareket getiren, genç, dinamik ve kendi siyasi örgütünün, kendi siyasi yapısının gençlik hareketinden yetişmiş, gelmiş ve şehirde Eskişehir'e yakışır ortak paydada bir siyaset devam ettirirken, tamamiyle kendi parti içi meselelerinde yapılan durumlara karşı göstermiş olduğu, kendilerince çok büyük haklı tavır noktasında görevden alınmalarını biz doğru bulmuyoruz. Çünkü yani siyasi partilerde siyasi iradenin getirdiği noktada demokrasidir. Demokrasinin de tamamlayıcı unsuru da seçimdir, sandıktır. Ve maalesef bugün baktığımızda tablosal olarak mevcut bu ceberrut iktidarın da Cumhur İttifakı'nın küçük ortakları, paydaşlarının kendi standartlarında "ben aldım, ben verdim seni görevden" anlayışıyla devam eden ve baktığımızda hep şunu söylerim artık; ülkede sağcısı, solcusu, işte sosyalisti, ülkücüsü, devrimcisi diye bir kavramlar kalmadı. Ülkede sadece iki tane kavram kaldı: Ya AKP'lisin, AK Parti'lisin ya da değilsin kavramında. AK Parti'liysen iyisin, değilsen düşmansın pozisyonuna işlenen bir durum var. Maalesef mevcut iktidar kendi gücüyle beraber de bütün kendine siyasi rakip gördüğü diğer siyasi partilerin içerisinde de elini soktuğunu, burada hukuk eliyle de elini uzattığını net olarak görüyoruz. Üzülerek takip ediyoruz. İYİ Parti'nin neferleri olarak dün de bugün de, kurulduğumuz gün itibariyle de her daim güçlünün değil, haklının, hakkın ve hakikatin yanında durmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

“Memleketin gerçek halini konuşmamız lazım”

Ulucan, “Öyle bir şey var ki, yeterli tavır ve tepki noktasına baktığımızda gidip de muhalefet partisi olarak Cumhuriyet Halk Partisi'nin kapısında yatıp kalkacağımız bir pozisyon, bir durum yok. Çünkü maalesef mevcut iktidar zaten ayrıştırmayı, bölmeyi, kutuplaştırmayı veya da birilerini birilerine yamamayı söylüyorlar. Hafızalarımızı biraz tazelersek, 2018 seçimlerine girdiğimizde biz İYİ Parti olarak, Millet İttifakı bileşenleri olarak seçime girmiştik ve ben o seçim döneminde sahada milletvekili adaylarımızla, parti il başkanlarımızla sahada yaptığımız çalışmalarda yaftalandığımız bize FETÖ'cü yaftası vurulmuştu. 2023 seçimlerine de girdiğimizde, gene Altılı Masa bileşeniyle beraber seçime girdiğimizde, o zaman da bize bir PKK'lı yaftası bulunmuştu ki, şimdi kendileri terörist başı caniye özgürlük mitinglerini kendi izinleriyle düzenlettirip sahada hareket ediyorlar. O yüzden bizler siyaseten muhalefetin unsuru olarak yani muhalefet saflarında bulunan siyasi partiler olarak, mevcut iktidarın yapmış olduğu tabii ki doğru noktalara artı olarak durumları söylüyoruz. Ama diğer noktada da muhalefet olarak şu an Cumhuriyet Halk Partisi'nin içine düştüğü duruma vah tüh demekten ziyade, hep bir sesle ortak bir paydada, ortak bir sesle kişisel ve parti içi çıkar tartışmaları bir kenara bırakarak memleketin gerçek halini konuşmamız lazım. Dün açıklanan TÜİK'in açıklamış olduğu enflasyonla emeklinin, işçinin, memurun ne kadar sefaletin içerisine daha kör olduğunu, yok olduğunu konuşmamız lazım. Kaynamayan tencereleri konuşmamız lazım. Gazetecilerin yaptığı haberlerden dolayı tutuklandığını konuşmamız lazım” ifadelerini kullandı.

“Selden kütük kapma derdinde değiliz”

Ulucan, “Biz 27 Haziran'da büyük bir bayrak mitingiyle Türk milletini ay-yıldızlı bayrakların altına davet ettik. Ama kendini milliyetçi addeden, Atatürkçü addeden birçok siyasi partinin de buna destek vermekten ziyade sosyal medya platformlarında köstek olduğunu gördük. Bu şekilde bütünleşik muhalefet olmaz ya da Cumhuriyet Halk Partisi'nin görevden alınan il başkanının yanında durarak, resim vererek, onunla beraber hareket edermiş gibi de bir bütünleşik muhalefet olmaz. Muhalefet, gerçek milletin derdini sahada dile getirebilmektir. Biz de ilçe teşkilatlarımız, il teşkilatlarımız, genel merkezimiz bazında da bunu yapmaya çalışıyoruz. Biz selden kütük kapma derdinde de değiliz. Ama Türk siyasetinde getirmiş olduğu bir nokta, bir tablo var. Türk siyasetinde yapılan anketlerin hiçbir geçerliliği, hiçbir doğruluğu, hiçbir katkı payı yok. Çünkü her geçen gün artarak yani yüzde 40 bandını da geçmiş bir kararsız seçmen var. Sandığa gitmeyi düşünmek, düşünmeyen bir seçmen var. Artık ‘ben sandıktan umudumu kestim, sandığa gitmeyeyim’ diyen. Biz bu seçmenin gönlüne girmek için mücadele ediyoruz. Burada baktığımızda işte Cumhuriyet Halk Partisi'ne oy vermiş daha önce, daha önce Milliyetçi Hareket Partisi'ne oy vermiş veya Adalet ve Kalkınma Partisi'ne oy vermiş seçmen olarak bakmıyoruz. Milletin bir ferdi, bütünleşik yapıda kendine yakın hissedebileceği parti olma konumunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bugün Adalet ve Kalkınma Partisi'ne oy vermiş ama artık hani ‘sütten ağzım yandı, yoğurdu üfleyerek yerim’ diyen seçmen de bizimle beraber. İYİ Parti olarak bizim zaten kuruluş amacımız 86 milyonu bayram sofrasında buluşturabilmek niyetiyle, temennisiyle kurulmuş bir partiyiz. Ama şunu net görüyoruz; yani 27 Haziran'da yaptığımız mitingde insanlar sel oldu aktı. Yüz binin üzerinde insan vardı orada ve ben çok duygulandım. Genel Başkanımız muazzam bir konuşma yaptı, muazzam bir mesaj verdi ve orada miting temasında ay-yıldızlı al bayrağımızı göndere çekti ve biz hep şunu söylüyoruz: ‘Bir kere yükselen bayrak bir daha yere inmez’ bu minvalde de bu noktada da biz bayrağı göndere çektik. Milletimizi de ay-yıldızlı bayrağın altında Cumhuriyet'in değerlerine sahip çıkmak için toplanmaya davet ediyoruz. Bizim Atatürk'le, Cumhuriyet'le, milli manevi değerlerimizle problemi olmayan herkese kapımız açık” diye konuştu.

Kaynak: Seren Çatalçam