Eskişehir’de 2010 yılında evinde 36 bıçak darbesiyle öldürülen 87 yaşındaki Emine Ekinay cinayetinde 16 yıldır sır perdesi aralanamadı. Cinayetin ardından başlatılan soruşturma sürerken, Emine Ekinay'ın oğlu Zeki Ekinay, dosyanın yeniden değerlendirilmesini isteyerek Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığına çağrıda bulundu.
Annesini her gün ziyaret ettiğini belirten Zeki Ekinay, cinayetin işlendiği gün ilk kez farklı bir nedenle annesine gidemediğini söyledi. Eve ulaştığında kapının açık olduğunu ve annesini kanlar içerisinde bulduğunu anlatan Ekinay, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:
“Evine gittim. Kapılar arkasına kadar açık, her taraf kan içinde, parmak izi. Zaten yattığı yere girince bir bastım, kan botumun üstüne çıktı. Hemen boynuna yapıştım nabzına bakayım diye. Boynunda hiç hareket yok. Bileğini tuttum. Bileğinde de yok. Bu dedim ölmüş. Zaten ben daha olayı kavrayamadan 112 geldi, ne bileyim işte emniyet, polis geldi. Ben zaten fenalaşmışım, sağlık ocağına götürdüler. Ondan sonra karakol, ifadeydi, bir bir sürü bir şey yani. Çok ağır bir şey benim için. Yani her gün gidiyordum o gün de gitseymişim belki de yapan şahısla yüz yüze gelecektim. Bana akşam geç saatlerde polisler söyledi. "Odanın birini yakmak istemişler" Şey, ahşap ev, hani kerpiçle, çıtayle yapılan ev. Ben anneme otomatik kapı yaptım. Bana tahkikat anında cinayet masası komiseri gösterdi. "Bu kabloyu kim kopardı?" ki ben o kabloyu hiç orada olduğunu bilmiyordum. Yani bu işi yapan kişi, bu işi çok iyi bilen birisi, annemi çok iyi bilen birisi. Sonra annem ona tanıdık olduğu için kapıyı açmış. Çünkü telefonla açıyordu. "Kim o?" diyordu. "İşte Ayşe, Fatma, Zeki, Ahmet" diye. Benim anahtarım vardı, ben girerdim böyle. Yani annem bilen birine kapıyı açmış. Bunu bilen birisi. Bu evi çok iyi bilen birisi. O telefon kablosunun orada olması, o diyafonun telini kopartması... Yani, annem bana telefon etmesin diye veya ben edince açamasın diye telefon kablosunu kopartmışlar. Bu işi yapan planlı yapmışlar. Bizim şanssızlığımız, o mahalle, eski mahalle olduğu için yani kamera, bilmem ne hiçbir şey yok. 16 sene öncesinin teknolojisi, feni, bilimi her şeyi varken bugünün de varken yok yani. Hiçbir ipucu yok. Şimdi benim de tek ümidim, yeni gelen savcının bu dosyayı tekrar ele almasını istiyorum ben. Yani, benim hakikaten psikolojim çok bozuldu.”
“Bence sorgulanması gereken iki kişi var”
Kendisinin 2 kişiden şüpheli olduğunu belirten Ekinay, “Burada esas bence sorgulanması gereken iki kişi var. Onları da savcıya bizzat vereceğim ismini. Eğer beni ifadeye çağırırsa bizzat vereceğim. Vereceğim. Çünkü ben bazı şeylere şahit olduğum için. Gittiğimde masanın üzerinde bir kalem vardı. Ben cinayet anında mı, biri ondan imza almak istemiş. Tam GAGA’nın karşısı çok değerli bir yer. Mirasçılardan birisi ondan imza almak istemiş. Hakkını bir bana devret gibi ama bilinçli bir insan, o da teveccüh etmez. O kadın 87 yaşında bir kere savcılıktan, aklı yerindedir diye evrak alması lazım. Ama maalesef, işte 37 bıçak vurmuş. 7 tanesi öldürücü. Bir tanesi şah damarına gelmiş zaten. Ben gittiğimde kan içindeydi kadın ama çok çırpınmış. Belli yani ne lavaboya kalmış, ne oturduğu odanın kapısı kalmış hepsi kan içinde.Ben zaten bir gittim otopsi falan yaptılar. Bir de kanında 110 promil alkol çıktı. Benim annem hacı. Beş vakit namazını kılan bir insan. Benim dediğim gibi hani imza ver, imzala, ver gibisine şey yapmayınca da, imzalamayınca bu sefer niyetine girmiş, işi bitirmiş. Evi de yakmak istemiş, oksijen alamadığı için ev yanmamış. Ben annemin bütün maddi konuları bendeydi. Maaşını alırdım. Iı işte bana derdi ki; söylemeseydin, şunu al, bunu al alırdım. Maaş fişinin arkasına yazardım. İki lira, üç lira, beş lira ne almışım, kalanda hesabı ortadadır” ifadelerini kullandı.
“Eskişehir'deki savcılarımıza güveniyorum”
Son olarak Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığına seslenen Ekinay şu sözleri söyledi:
“Sayın savcılarıma bu dosyaya bir daha el atsınlar. Sayın Adalet Bakanı'nın belirttiği gibi, bir daha çünkü 16 senelik bir dosya, el atsınlar. Ben bir oğlu olarak, evladı olarak elimden geleni yapmaya hazırım. Ben sadece, sayın savcılarımızın bu işi el atmasını istiyorum bir daha tekrardan. Dosya kapanmasın istiyorum. Yani yapabilecekleri ne varsa, Sayın Adalet Bakanının direktifi doğrultusunda yapsınlar. İstiyorum artık yeter artık 16 sene oldu. Artık dayanacak gücümüz kalmadı. Özellikle sayın savcılarımdan rica ediyorum. Ben Eskişehir'deki savcılarımıza güveniyorum. Bu işi inşallah çözecekler. Güvenim sonuna kadar.”





