Eskişehir Sanayi Odası’nın “Cumhuriyetimizin Yüzüncü Yılında Eskişehir’e Değer Katanlar Söyleşileri” çalışması kapsamında kente uzun yıllardır katma değer sağlayan sanayicilerin hikâyeleri kapsamında tahin ve susam üretiminde bölgenin önde gelen firmalarından Aslan Susam’ın kurucusu Aslan Cengiz, hem kişisel serüvenini hem de Eskişehir sanayisinin gelişim çizgisini tüm açıklığıyla anlattı.
1980’li yıllarda Ankara’dan Eskişehir’e uzanan yolculuğuyla başlayan girişimcilik öyküsünü, karşılaştığı zorlukları, sanayiciliğin bugün aldığı yeni biçimleri ve işin özündeki “kalite” anlayışını büyük bir samimiyetle aktaran Cengiz; hem kendi iş yaşamının dönüm noktalarını hem de Eskişehir’in sanayi kimliğine dair önemli değerlendirmelerde bulundu.
Sizi biraz tanıyabilir miyiz?
1951 doğumluyum. İş hayatıma 1982’de Ankara’da başladım; konfeksiyonculuktan, taksiciliğe kadar aklınıza ne iş geliyorsa yaptım. 1988’de Ankara’dan Eskişehir’e geldim, Baksan Sanayi Sitesi’nde işe başladım, şimdi Organize Sanayi Bölgesi’nde devam ediyoruz. Gıda sektöründe çalışıyoruz. Ağırlıklı olarak tahin ve susam üretimi yapıyoruz. 32 yaşında başladım ben bu işe. Ankara’dayken de Eti Bisküvileri ile ticaretimiz vardı. Sonra onların önerisiyle, rahmetli Firuz Kanatlı’nın “Eskişehir’e gelirseniz destek oluruz” sözüyle hiç düşünmeden Eskişehir’e geldik. Bizim Eskişehir’i bildiğimiz yoktu. Şimdi düşündüğümde hayatımın en isabetli kararını vermişim, diyebiliyorum.
Hangi sektörde faaliyet gösterdiniz?
Susam işine “al–sat” ile başladık. Daha sonra kaliteden çok da memnun kalmadığımız için, kaliteli ürünlerimizi kendimiz yapmaya karar verdik.
NE YAPARSAN YAP BAŞARI KALİTEDİR
İş yaşamı boyunca ne gibi zorluklarla karşılaştınız?
İş yaşamı boyunca maddi ve manevi zorluklar yaşadık, pazar ile ilgili zorluklar yaşadık. Bunları özveriyle çalışarak, işimizin peşini bırakmayarak, kaliteden ödün vermeyerek bugünkü durumumuza getirdik. Ben bu işe 2006’da girdim, fazla maddi gücümüz yoktu, fabrika yapacak gücümüz yoktu. 9. Caddede 5 dönümlük yer aldık ve işe başladık.
Başarınızda en önemli faktör neydi?
Başarı kalitedir. Ne ürün yaparsan yap başarı kalite demektir. Başarılı olman için müşterinin seni tercih etmesi lazım, araması lazım, gittiğin yerde kendine öz güvenin olarak müşterinin karşısına çıkman lazım, ürününde bir sıkıntı yoksa çok rahat olursun, ticaretini yaparsın, o insan da seninle rahat alışveriş yapar. Çoğu firma Eti’ye numune gönderiyor fakat numuneleri kalite kontrolden geçmiyor. Biz, susam ve tahinlerimizde kesinlikle yabancı bir madde katmıyoruz. İhracatımızı ise bir firma aracılığıyla yapıyoruz, kendimiz ihracat yapmıyoruz.
Eskişehir sanayisi nereden nereye geldi?
O zamanki sanayiyle bugünkü sanayi arasında çok büyük fark var. Altyapı, elektrik, doğalgaz, hizmet konusunda Sanayi Odası’nın çabaları burada büyük rahatlık yarattı. Benim şahsi görüşüm buradaki rahatlık hiçbir sanayi bölgesinde yok. Görülmemiş nitelikte bir Sanayi Odamız var, gerçekten yollarımız, alt yapımız bunlar dört dörtlük. Biz Savaş Özaydemir ile 6 yıl da mecliste görev yaptık.
HERKES KRAVATLI İŞ BEKLİYOR
Sanayicilik eskiden mi kolaydı, şimdi mi kolay? Yoksa hep mi zor?
Eskişehir’de ya da Türkiye’de fark etmez sanayicilik eskiden, sendikaların işin içinde olduğu için çok zordu. İşçi problemleri çoktu, sendikaların problemleri, mesela Eti’de her iki yılda bir grev vardı, keyfe keder grev vardı. İşe giremeyen, zorla torpille işe giren insanlar Eti’de rahmetli Firuz Kanatlı’ya karşı çok nazik davranmayan insanlardı. Niye Tam Gıda, Oyakal ortaktı, bu sendikaların baskısı yüzündendi. Biz bunu çok yaşadık. Eti greve gidiyor, bizim işlerimiz de durgunluk oluyor. Neden oluyor, çünkü bizim işçi sokakta, mikser yıkayıp çalışmıyor. O zamanlar ayrı bir sıkıntıydı. Daha sonra sendikalar biraz çekilince, yasalar daha göre değişince, insanlar rahat çalışmaya başladı. Eskişehir’de bir insan işsizim diye bağırıyorsa yalan söylüyordur ya da tembeldir. Herkes kravatlı iş bekliyor. Kimse kusura bakmasın, herkese kravatlı iş olmaz. Kalifiye eleman bulmak zor, hele bizim sektörde daha zor. Şu andaki sıkıntı sadece personel sıkıntısı başka bir sıkıntı yok.
Aktif iş yaşamı sonrası nasıl vakit geçiriyorsunuz?
Sosyal hayatımız pandemiye kadar çok güzeldi, pandemiden sonra ise sabah işe gelip, akşam evime gidiyorum. Çok olmamakla birlikte ailemle yemekte yine gideriz. Daha önceleri gezerdik, yurt içi ve yurt dışı giderdik, fuarları takip ederdim. Hemen her yıl giderdik, susam yetişen Afrika ülkelerine giderdik, Avrupa’ya da gezmeye giderdik.
KONFEKSİYONCULUKLA BAŞLADIK
İşleri yeni nesle devretmek zor oldu mu?
Benim iki oğlan bir kız çocuğum var. Onlar da fabrikada, iki kardeşim de fabrikada. Herkes ayrı bir görevdeydi, çocukluğumuz Adana’nın Ceyhan ilçesinde geçmiş, babam Tarsus’ta işe girmiş, emekli olmuş, ondan sonra Ceyhan’da kalmışız. Daha sonra Mersin’e yerleştik, çocukluğumdan beri hedefim bir dükkân açmaktı. Mersin’de bir konfeksiyon dükkânı açtık, taksicilik yaptık, daha sonra da sanayiciliğe başladık. Oğlumun biri Ukrayna’daydı. Savaştan dolayı geldi, yabancı dili olması nedeniyle ve bu işleri daha iyi bildiği için yurt dışındaki işlerimizi yürütüyor. Diğer oğlum ve kardeşlerim işin başında.
Genç sanayicilere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
Genç sanayici güzel çalışacak, ürettiği ürünü kaliteli üretecek, bizim dünyaya açılmamız lazım, bizim kalkınmamız ticaretin uluslararası olmasına bağlı. Yurt dışına teknoloji üretmemiz, yaptığımız işi kaliteli yapmamız, Çin’in geçmişini örnek almamız lazım. Bizi yurt dışındaki alıcılar tercih etmemiz lazım. Kaliteye güveneceksin, kimse kimseye eşik atmaz. Eti gibi bir firma kalitesiz ürünü laboratuvarından içeri sokmaz, 34 yıldan beri çalışıyorum, bir tane çöp bile çıksa susamda hepsini geri gönderir. Onun için kaliteye ve kendine güveneceksin.
İNŞAAT İKİNCİ İŞKOLUMUZ OLDU
Yapmak isteyip yapamadığınız bir şey var mı? Bir hayaliniz var mı?
Yapmak istediğimizi yaptık, itibarlı bir firmayız ondan yana mutluyuz. Benim bir inşaat merakım vardı, inşaat yapar mıyız diye düşündük şu anda Mersin’de bir site yapıyoruz. 14 katlı, akıllı daireler, bugün depremleri gördüğümüzde ne kadar düzgün iş yaptığımızı farkına vardık.
Tabi ki bunu çocuklarımla yapmak arzum vardı. İnşaat sektörü ikinci iş kolumuz olsun dedik. Mersin’de bir yer aldık ve oğlum bu işin içinde görmek istedim. O uzaktan yapmak istedi, fakat bu işler inşaat merakı olmaz. Ne meslek olursa olsun, işin başında durmak gerek.
Tekrardan dünyaya gelseniz yine sanayici olur muydunuz?
Sanayici olmamak için bir sebep yok, teknoloji üretmeyi ve bu teknolojiyi yurt dışına satıp memlekete faydalı olmayı isterim. En büyük sıkıntımız ihracatımız olmaması, Avrupa’da başka ülkelerde bizim tahinimiz var ama Aslan markası yok, inşallah çocuklarımız bunu yapar. Çağa ayak uydurmamız gerekiyor.





