Emeklilerin yaşadığı ekonomik ve sosyal sorunlara ilişkin açıklamalarda bulunan Türkiye Emekliler Derneği Eskişehir Şube Başkanı Muhsin Dilbaz, emekliliğin dinlenme ve huzur dönemi olması gerekirken bugün hayatta kalma mücadelesine dönüştüğünü söyledi.
"Geçim değil yaşam mücadelesi veriyoruz"
Dilbaz, "Emeklilik dinlenme, rahat etme, mutlu olma zamanı derken bugün yaşam mücadelesi veriyor. Geçim mücadelesi değil, yaşam. Yani hayatta tutunabilir mi? Birtakım ihtiyaçlarını zaten karşılayamıyor ama yaşayabilecek olanlarını karşılayabilir mi, onun mücadelesini veriyor. Çok üzgünüm yani böyle bunu söylemek istemem. Emekli bunları hak edecek hiçbir şey yapmadı. Tam tersine ülkesine yıllarca hizmet etti ve bedelini de peşin ödedi. Maliye bakanı, çalışma bakanı, SGK müdürü çıkıp birtakım şeyler söylüyorlar ama kaynak aktardık falan diye. Yok, biz o kaynağı zaten peşin ödedik. Kullanamayan, o ekonomiyi yönetemeyen ya da emekliye maaşı aktaramayan hükümetin kendisidir; yanlış politikalarıdır. Onun suçlusu nasıl emekli olabilir yani? Siz o ödenen paraları belli bir fonda kullanmak zorundasınız. O fondan elde ettiğiniz geliri de emekliye vermek zorundasınız. Ama biliyorsunuz Türkiye'de fonlar hep başka yerlere kullanılmıştır, yanlış işlere kullanılmıştır. Ödediğimiz o ücretler, primler maalesef yok edildi" diye konuştu.
"İkramiyeyle işimiz yok maaşlarımızı düzgün verin"
Dilbaz, "Emekli ikramiyeyle bir ilgisi yok. İkramiye eskiden kurumların elde ettiği kârı çalışanlarıyla, personeliyle paylaşmasıydı. Ama tuttular emekli böyle gelir kayıplarını elde edince adına ikramiye diye bir şeyler koydular. 1.000 liraydı, 2018 yılında yapıldı bu biliyorsunuz. 1.000 liraydı derken günün şartlarına göre değil de işte göstermelik birtakım artırımlarla bugün 4.000 liraya kadar çıkarttılar. Geçtiğimiz dönemde de işte Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum çıktı dedi ki '154 milyar kaynak aktardık, daha ne aktaracağız?' dedi. Yani komik komik birtakım durumlar. Emeklinin ikramiyeyle ilgisi yok. Emekliye düzgün maaşını verin, yaşayacak olan, mutlu edecek olan maaşlarını verin; biz ikramiyeyle bir işimiz yok. Ama onu da veremediler bakın. Hatta 1.000 lira gibi bir artışı bile yapamadılar. Kurban geliyor, kurbanda artış olur mu? Olmasın efendim, ikramiye istemiyoruz. Önemli olan emeklinin maaşını düzgün hale getirin. Yani o ödedikleri primin karşılığını verin. Ama yıllara bizi yenik düşürdüler. 4447 sayılı kanunu çıkardılar. Ardından o yetmedi, 5510 sayılı kanunu çıkardılar. Bu kanunlarla emeklilerin tüm hakları elinden alındı. Bugün 20.000 liraya bizi mahkûm ettiler. Bugün 20.000 lirayı şöyle kıyaslarsak; eğer bir milletvekili bir misafiriyle dışarıda bir öğün yemek yiyorsa 20.000 lira ödüyor. Ama biz o 20.000 lirayla insanlara geçinin, yaşayın diyoruz. Kiramı mı ödeyecek, temel ihtiyaçlarını mı karşılayacak? Biz bakın pazara da çıkıyoruz. Hiçbir şey almayın, hiçbir şey. Sadece 4 parça, 5 parça —özür dileyerek söylüyorum— yeşillik alın, 500 lira. Evet, 4 parça, 5 parça... Yani biz artık neyiz de sadece 4 parça işte o yeşillikleri yiyeceğiz? Hatta birçok emeklimiz işte görüyorsunuz, yani pazarlarda akşamüstü tercih ediyorlar, çıkma olan ürünleri tercih etmeye başladılar. Bu hale getirilecek insanlar mıyız biz? Hizmet edeceksiniz, bu ülkenin kalkınması için elinizden geleni yapacaksınız ama sonunuz pazarlardan ya da bir yerlerden askıda olan şeyleri toplayacaksınız. Olur mu? Reva mı ya?" ifadelerini kullandı.
"Bilgilendirme toplantısı yapacağız"
Dilbaz, "Sağlık hizmetlerine erişimde de sorun var ama tabii o da yetişmiş kadrolarımızı elimizde tutamamamızdan kaynaklanıyor, doğru yönetilmediğinden kaynaklanıyor. Bir de tabii bilinçli olmayışımızdan kaynaklanıyor. Şimdi biz onun için bir çalışma yapıyoruz bakın. Her ay biz bir seminer salonumuzu oluşturduk Eskişehir’de. Bu Eskişehir emeklileri biraz şanslı diyebileceğimiz durumda. Bakın: Erken tanı önemlidir, kanser nedir, belirtileri nelerdir?, kanser teşhisi ve tanımı, sağlıklı yaşam merkezi, geriatri servisi, doğru ve dengeli beslenme. 12 Mayıs’ta saat 14.00’te seminer salonumuzda bilgilendirme toplantıları yapacağız. Belli bir yaştan sonra emeklilerimiz ne yazık ki böyle sağlık sorunları yaşıyor. Önemli olan bu sağlık sorunlarını yaşamadan doğru bilgilendirme yapalım. Nerelere müracaat edecekler, nasıl davranacaklar onları öğretelim. En azından böyle bir şeyle karşılaşırlarsa ortada kalmasınlar, bunalmasınlar, müracaat edecekleri yerleri bilsinler. Biraz da zaten derneklerin amaçları bunlar; doğru bilgilendirme seminerleri yapmaları. Eğer bunu yapmazsanız işte sokaklara çıkıp birtakım bağırmalar çok faydalı olmayacaktır. Evet onu da yapalım ama en azından üyelerimizi ya da toplumu doğru bilgilendirelim. Bu bilgilendirmeyi sağlık müdürlüğü ile ortak yapıyoruz. Onlara da buradan teşekkür ediyorum. Bize bu resmi desteği onlar sağlıyorlar" dedi.
"Bugüne kadar yitirdiklerimizin sebebi bu merkezi hükümettir"
Dilbaz, "5510 sayılı yasayla sisteme dahil olanlar, 2008’den sonra sisteme dahil olanlar emekli olduklarında çalışma hakkına sahip değildirler. Ama yine yanlış bilgilendirmeyelim; çalışabilirler. Çalışırlarsa onların maaşlarını kesecekler. Sosyal destekleme primi dedikleri genel sağlık sigortasını kesecekler ama maaş alamayacaklar. Onlar öyle devam edecek ama şimdi bir düşünün; 20.000 lira veriyorsunuz... Yani maaş vermediğiniz insana bir de çalışma yasağı getiriyorsunuz. Ya zaten maaş almıyor ki! Kesse ne olacak? Yani maaşını kessen ne olur, kesmesen ne olur? Hissetmediğimiz şeyleri çok fazla tartışmayız. 2040 yılından sonra, 2008'de girmiş bakın. 25 yıl koyarsanız 2043 falan oluyor işte. 2043 yılında bu emeklileri göreceğiz. O emekliler işte emekli olduklarında bakalım bugün 20.000 lira alıyoruz ama o gün belki daha da az bir maaş alacaklar ve çalışmaları da yasak olacak işte. Çalışırlarsa maaşları kesilecek, bir de sosyal destekleme primi ödeyip öyle çalışacaklar. Nasıl çalışsa ne olacak, çalışmasa ne olacak... Çalışan da mutlu değil ki Türkiye'de. Çalışan bugün asgari ücret... yani asgari ücret artık normal bir ücret hale dönüştü. Asgari ücreti bile birçok firma veremiyor. Bakın ben sokaklarda geziyorum. Her üç dükkandan ikisi kapalı artık, kiralarını ödeyemiyorlar. Her fabrika artık konkordato ilan ediyor. Çalışacak yerimiz yok artık yani. Ne olacak bu gidişatımız, çok iyi görmüyorum. Yani acaba biz bu toplumda yaşayanları yok etmek mi istiyoruz, ne yapmak istiyoruz onu hala anlamış değilim ama maalesef gittikçe de yok oluyoruz yani. Ben şöyle de söylüyorum: Bugüne kadar yitirdiklerimizin sebebi bu merkezi hükümettir. Yani siz insanınızı yaşatamıyorsunuz. Halbuki Anayasa'nın 5. Maddesi bunu emrediyor; insanı yaşatacaksın, mutlu edeceksin, onun bütün dertlerine çözüm bulacaksın diyor ama maalesef biz işte emeklimizi bu hale getirdik. Oldukça da üzgünüz tabii. Zaten o en büyük dertlerimizden bir tanesi. Şimdi bize böyle 20.000 lirayı reva görürken o göçmen insanımıza kardeş dediler, tabii ki kardeşimiz, onları ötelediğimiz ya da onları dışladığımız yok ama onlar bizden daha fazla değer buluyor. Nasıl? Örnek söyleyelim; işte bu söylediğiniz sağlık hizmetinden benden öncelikli yararlanıyorlar. Çünkü biliyorsunuz o aldatmaca bir şekilde ismin baş harflerini ve son harflerini yazıyorlar ama aslında biliyoruz ki o harflerin çoğu işte dışarıdan gelen misafir vatandaşlarımız... Artık misafir de değiller; onlar kimlik edindiler, vatandaş oldular, hatta yardım alıyorlar. Ama emeklimiz 20.000 lira alıyor. Maalesef işte... Hatta daha kara tablolar var da... Örnek; bu insanların barınma sorunu var. Evi yoksa, yalnız kalmışsa, işte maaşı yetmiyorsa... Sokakta yatanları gördüm, otogarda yatanları biliyoruz, ucuz otel odalarında yatanları biliyoruz. Tabii bunlar gittikçe de fazlalaşıyor. Buna önlem almazsak hep Amerika'da falan görürdük; evsizler, işsizler bir alanda toplanırlar, orada onlarca kişi toplu halde yaşarlar. Biz de aynı şekle dönüyor gibi halimiz var" diye konuştu.
"Yasaya oturmadığı sürece bu düzene mahkumuz"
Dilbaz, "Bir yasaya oturtmadığınız sürece birinin iki dudağı arasından çıkacak rakamlarla yaşamınızı sürdüreceksiniz. Bizim yasamız vardı, o yasalarımızı yok ettik. Şimdi onları düzeltmeye çalışıyoruz. Ben bir buçuk yıldır başkanım, bir buçuk yıldır da aynı şeyi söylüyorum. Bu yasa, bu sosyal güvenlik sistemi; çalışanı, memuru, emekliyi korumuyor, kollamıyor. Yasa acilen değiştirilmeli. Değiştirilirken de masada emekliler, çalışanlar olmalı. Eğer siz o yasayı ki yasalar böyle yapılır zaten; halkın beğenisine sunulur, kabullenirse yasalaşır ve hayata geçirilir, değil mi? Biz artık öyle değil, yasalarımızı mevcut sistemler 'bütçemiz el vermiyor' diyerek bütün yasalarımızı, bütün haklarımızı elimizden aldı. Bakın böyle bir enflasyonist ortamda, siz altı ay sonra yaşıyorsunuz enflasyonu, size o yaşadığınız enflasyonun düzmece rakamlarla ifade edilen şeyi altı ay sonra alıyorsunuz ve adına da zam diyorsunuz. Böyle bir zam olabilir mi? Bizim bütün elimizdeki maaşımızın yarısını, hatta ondan fazlasını alıyorsunuz; ondan sonra 'enflasyon farkı' deyip cüzi bir şeyi bize zam olarak veriyorsunuz. Nasıl bir adalet böyle? Yani bu bir yasa değil. Eğer yasa olmuş olsaydı o kaybedilen rakamlar, enflasyonlar, işte zamlar... Biz artık o zamlara ulaşamıyoruz bile. Bakın petrole ayda en az üç kere zam getiriliyor. Ayda en az üç kere! Ne zaman getiriyorlar? Ayın üçünde, üçünden sonra. Çünkü üçünde enflasyon açıklanıyor. Onun da on beşinde... Bakın arka arkaya, yani hafta bile geçmiyor ki petrole zam yapılıyor. Petrole yaptığınız zamlar biliyorsunuz her ürüne zamdır, her ürüne. Hatta marketlerde eskiden böyle bir denetim vardı, şimdi o da yok. Bir tane etiket değiştiren eleman var, saat başı gezip etiket değiştiriyor. E böyle bir yaşamı kim düzenleyebilir, kim yaşam için mücadele verebilir?" ifadelerini kullandı.
"Örgütlenin, mücadele verin"
Dilbaz, şu ifadeleri kullandı: "Emekliler biraz da kendileri de suçlu. Sokakta oturarak... Bizim meşhur Yediler'imizde yüzlerce emeklimiz orada oturuyor. Bildiri verdiğinizde elinin tersiyle itiyor. Bakın, eğer biz örgütlenmezsek; nereye giderseniz gidin, nerede örgütlenirseniz örgütlenin ama örgütlenin. Biz şunu söylüyoruz: Ya biz öcü değiliz, gelin bizimle bu sistemi tartışın. Bu emekliliği tartışın ya da kaybettiklerinizi tartışın. Hatta bizi eleştirin, 'Niye bunu yapmıyorsunuz?' deyin. Ama gelin bir çayımızı için, bizimle iletişime geçin. Onun için emekliyi bize ve diğer derneklerimize, diğer sendikalarımıza davet ediyorum. Lütfen gidin, emeklinin halini orada tartışın, boş boş oturmayın. Hani çok güzel bir var; 'Boş çuval dik durmaz' Okuyun. En azından biz de şunu söylüyoruz: Gelin tartışalım, gelin birlikte çözümler arayalım. Üye olmak zorunda değilsiniz ama en azından kendi sisteminize, kendi haklarınıza sahip çıkabilirsiniz. Onun için korkmayın, gelin konuşalım; konuşmaktan bir zarar gelmez. En azından bilgi vermiş oluruz."





