Eskişehir Yunus Emre Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Dr. Süleyman Sırrı Kabadayı, son günlerde okullarda artan şiddet olaylarının ardından, açıklamalarda bulundu. Kabadayı, Türkiye’nin en güvenli şehri olarak bilinen Eskişehir’de, bir dönem Sabiha Gökçen Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşananları anlattı.

Süleyman Sırrı Kabadayı

YAŞADIKLARINI ANLATTI

Kabadayı açıklamasında şu ifadelere yer verdi,

ESKİŞEHİR’İN EN GÜVENLİ OLMAYAN OKULUNDA YAŞADIKLARIMDAN BİR KESİT

Son günlerde okullarımızda yaşanan saldırılarda öldürülen ve yaralanan öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz hepimizi tarifsiz şekilde çok üzdü.
Okullarımızda meydana gelen bu olaylarla ilgili her kesimden büyük bir tepki var. Eğitim sistemi, MEB, aileler, toplum, okul yönetimleri, öğretmenler, öğrenciler, medya vb. sorgulanıyor. Kamuoyu, tüm kesimlerin katılımı ile okullardaki şiddet olaylarının her boyutuyla tartışılıp gerekli önlemlerin alınmasını bekliyor.
Geleceğimizin güvencesi çocuklarımıza ve gençlerimize okullarımızda huzur ve güven içinde eğitim göreceği güzel günler dilerim.
Okul güvenliği ile ilgili olarak Eskişehir Sabiha Gökçen Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşadıklarımın bir bölümünü burada sizlerle paylaşarak Türkiye’nin en güvenli şehri olarak bilinen Eskişehir’de bir dönem hangi şartlarda, nasıl eğitim yaptığımızı anlatmak istiyorum. Türkiye’de 36 bin kişinin katılımıyla 1999 yılında yapılan ilk okul müdürlüğü sınavında 2000 yılında Eskişehir Atatürk Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi’ne atanmıştım. Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2010 yılında okul müdürlerine rotasyon uygulaması ile son bulunduğu okulda 8 yıldan fazla görev yapan birçok okul müdürü gibi bende 10 yıl boyunca görev yaptığım okulumdan ayrılmak zorunda kaldım.

Geçmişteki uçak motorları öğretmenliğim ve havacılık alanında yaptığım doktora eğitimim ile kazandığım birikim ve tecrübelerimi kullanabilmeyi düşünerek uçak bakım alanının bulunduğu Sabiha Gökçen Anadolu Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi’ni tercih ettim ve atandım. Çok yüksek puana sahip olmama rağmen başka meslek liseleri varken bu okuldan yana tercihimi kullanmama herkes çok şaşırmıştı.

ÖLÜM KORKUSU İLE EĞİTİM YAPILAN OKUL

Okul, uyuşturucu ve hırsızlık olayları ile beraber anılan çok tehlikeli olarak bilinen Fevzi Çakmak ve Gazipaşa Mahallelerinin bulunduğu bölgedeydi. Özellikle Okulun yanındaki Açık Cezaevi’nden okula giden 150 metrelik yol her türlü tehlikeye açık bir yerdi. Ben ve idareciler dahil öğrenciler, öğretmenler ve veliler yaya olarak okula gelip giderken o yolda mahallede yaşayan yaşları 16’dan küçük ancak gerçek yaşları birkaç yaş daha fazla olan, cezai ehliyeti bulunmayan, suç dosyası kabarık bu “Çocuklar” tarafından tehditle para veya kıymetli eşyalarını vermeye zorlanıyor ve bazen şiddete maruz kalıyorlardı. Öğrencilerimizin büyük çoğunluğu bu riskli durumlarla karşı karşıya kalmamak için okula servisle gelip gidiyorlardı. Ancak maddi durumları yetersiz olan ve okula yakın yerlerde oturan öğrenciler yaya olarak okula gelip gidiyordu. Okul çevresinde oturan “Tenekeci” diye tabir ettiğimiz aileler, çocuklarını yol kesme ve haraç alma dışında okula hırsızlık yapmaya da gönderiyorlardı.

Okulda neredeyse her hafta hırsızlık olayı yaşanıyor, kamera görüntülerinden hırsızlık yapan çocuklar tespit edildiği halde cezai ehliyetleri olmadığı için cezaları erteleniyor ve serbest kalıyorlardı. Aynı kişiler tekrar hırsızlık yapmaya okula girmekten çekinmiyordu. Okuldaki öğrenciler ve öğretmenlere bir hırsızlık vakasında başlarına bir şey gelmemesi için hırsızları gördüklerinde müdahale etmemelerini ve idarecilere bildirmelerini söylüyorduk. Hırsızları çoğu zaman emniyete bildiriyor, bazen de kendimiz etkisiz hale getiriyorduk. Suç üstü durumlarda ve sonradan yakalananlarla okulda ya da karakolda karşı karşıya kalmak zorunda kalıyor ve hedef oluyorduk.

Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ve Çarşı Polis Karakolu polislerini okuldaki bazı öğretmenlerden daha fazla görüyor ve konuşuyorduk.
Okulda yaşanan bu olayları il, ilçe milli eğitim müdürlerine, emniyet müdürlerine, kaymakamlara anlatıyor, çeşitli toplantılarda dile getiriyor ve yazılı olarak ilgili makamlara bildiriyorduk.. Ancak köklü bir çözüm şöyle dursun caydırıcı bir tedbir dahi alınmıyordu. Okul çevresinde yaşayan suç dosyası kabarık ailelere iyi davranarak, yardımda bulunarak, davet edilmediğim halde düğünlerine gidip hediye vererek iyi ilişkiler kurmaya, okulumuza, öğrenci ve öğretmenlerimize zarar vermelerini önlemeye çalışıyordum. Okulun maddi imkanlarının yetersiz olmasından dolayı bir güvenlik elemanını bile alıp görevlendiremiyordum.

Ne il ne de ilçe milli eğitim müdürlüğü bir güvenlik elemanı göndermiyor ve okul aile birliğine herhangi bir destekte bulunmuyordu. O dönemin Emniyet Müdürü Naci KURU’ya yaptığım bir ziyarette hem cezaevini hem de okulu görecek bir noktaya mobese kamerası konulması halinde okul ve öğrenci güvenliğinin sağlanabileceğini, okuldaki hırsızlık olaylarının azalabileceğini söylediğimde verdiği cevabı hala unutamıyorum. “Müdür Bey, bu mobesenin fiyatı 15 bin lira. Daha önemli yerler varken ben oraya mobese koyamam.” Evet Eskişehir’in en güvensiz bölgesinde okulumuzun öğrencileri ve öğretmenlerinin hayatları Allah’a emanetti.

Okulumuzun içinde 100 öğrencilik bir pansiyonumuz vardı. Bu pansiyonda kalan çocuklarımız hava karardığında tek başlarına pansiyona giremez ve pansiyondan çıkamazlardı. Öğrencilerimiz ders dışı zamanlarda pansiyona grup halinde gelip gitmek zorunda kalırlardı.Çevreden herhangi bir saldırı olması durumunda öğrencilerimizin kendilerini koruması için üzerlerinde kesici alet bulundurmalarına göz yumuyorduk. Geceleri otobüsle veya trenle memleketinden gelen çocuklar güvenle pansiyona ulaşabilmek için taksi tutarlardı. Bazende nöbetçi öğretmenleri arayarak gece bekçisi ile beraber cezaevinin önünden pansiyona gelirlerdi.

Çok yüksek LGS puanları ile Okulumuzu kazanan ve özellikle uçak bakım alanında okumak için şehir dışından gelen öğrencilerimizin velilerinden bazıları çocuklarının can güvenliğini düşünerek çocuklarının kaydını ya yaptırmıyor ya da birkaç ay içinde alıp gidiyordu. Okula geldikten sonra pansiyonda ilk üç ay içinde çocuklar ve nöbetçi öğretmenler uykudayken iki defa hırsızlık olayı yaşanmıştı. Zemin kattaki pvc pencereleri kanırtarak içeri giren mahallenin hırsızları televizyon, bilgisayar ve bazı eşyaları çalmışlardı. Bende ara tatilde zemin kattaki pencerelere korkuluk yaptırarak tedbir almaya çalışmıştım. Eskişehir’in uyuşturucu trafiğinin merkezi olan okulumuzun çevresindeki evlere zaman zaman uyuşturucu baskını yapılıyordu. Hatta Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şubesi okulun bir odasından mahalleyi iki yıl izlemişti. Öğrencilerimize uyuşturucu satmaya çalışan mahalledeki zehir tacirleri idareci ve öğretmenlerimizin sıkı uyarı ve denetimleriyle amaçlarına ulaşamadılar. Mahalle sakinleri arasında meydana gelen taşlı sopalı, silahlı kavgalara şahit olan öğrencilerimizin başına bir şeyin gelmemesi Allah’ın büyük bir lütfuydu.

O OKUL ŞİMDİ AŞAĞISÖĞÜTÖNÜ’NDE.

2013 yılında okul pansiyonundaki çatlaklar sebebiyle inceleme talep etmiştim. Gelen rapor pansiyon binasının depreme karşı riskli olduğu şeklindeydi. O yıl, öğrencileri il merkezindeki diğer pansiyonlara yerleştirdik. 1. derece sit alanı olmasına rağmen 2000 yılında yapılan öğretim binası dışındaki 3 atölye binası ve yemekhanedeki çatlaklardan dolayı riskli bir durum olup olmadığını incelettik. O binalarla ilgili olarak gelen raporda olumsuzdu. Bunun üzerine dönemin Başbakanlık Başdanışmanı Muammer Yaşar Özgül Bey’e gidip durumu anlattım ve yeni yapılan DMO Meslek Lisesi’ne taşınabileceğimizi söyledim. O dönemin Tepebaşı Kaymakamı ile görüşerek bizim okulla ilgili ne yapılması gerekiyorsa yapılmasını istedi. Ancak Kaymakam, birkaç gün sonra beni yanına çağırarak makam atlayarak böyle bir görüşme yaptığım için bana ağır sözler sarfetti ve okulun oraya taşınmasına engel olacağını ekledi.

2016 yılında meslekten ihraç edilen bu kaymakama inat hemen okulu yaptırmak için kolları sıvadım. Aşağısöğütönü’nde 25 dönümlük bir arsa bulduk. Milli Eğitim Bakanlığı’nın desteğini alarak yoğun çaba ve uğraşlarım ile özel bir proje hazırlattım ve projeyi MEB Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü 2014 Yılı Yatırım Programına aldırttım. Türkiye’nin uçak bakım alanında ilk özel projeli binası, bilişim teknolojileri alanı binası, 24 derslikli öğretim binası, 300 kişilik pansiyon, bağımsız spor salonundan oluşan Sabiha Gökçen Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yaklaşık 2 yıllık bir sürenin sonunda 2016 yılında açıldı.
Okuldaki görev süremin özellikle son iki yılında bugünkü değeriyle 60 milyon liralık donatım eşyasını okulumuza kazandırarak Türkiye’nin en iyi meslek lisesi olma başarısını gösterdik. 1991 yılından itibaren 25 yıl boyunca öğrencilerin, öğretmenlerin. idarecilerin, velilerin ve okula gelen gidenlerin yaşadığı sıkıntılardan, zorluklardan, korkulardan, saldırılardan uzaklaştırmanın, bir kurban vermeden yeni kampüsümüze geçmenin ve Eskişehir Sabiha Gökçen Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin Türkiye’nin en güvenli okulu olmasını sağlamış olmanın mutluluğunu ve gururunu yaşıyorum."

Kaynak: Eskisehir.net Haber Merkezi