CHP’ye yönelik son dönemde artan soruşturma ve davaların siyasi nitelik taşıdığını savunan Kurt, Talat Yalaz hakkında açılan davanın zamanlamasına dikkat çekti. Kurt, “Son zamanlarda partimize, partimizin belediye başkanlarına, il başkanlarına hatta genel başkana pek çok saldırı var. Bu saldırılarda hukuk da alet ediliyor. Adli yoldan sıkıştırmak suretiyle, belki de korkutmak suretiyle vazgeçirmeye çalışıyorlar mücadeleden. Talat Yalaz'ın konuşması sanıyorum iki yıl kadar önce. Bu arada iki yıllık bir süreçte bu dava niye açılmadı da bugün açılıyor? Bunların değerlendirilmesini halkımız yapar, basın yapar. Ben bu saldırıların bir bütün halinde, toptan değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüzel kişiliğine karşı yapılacak olan eylemin ya da etkili bir saldırının parçaları olarak değerlendirebiliriz. O konuşmada halkı kin ve nefrete uyandıracak bir söz, eylem ben görmedim ve nitekim o konuşmadan sonra da Eskişehir'de hiçbir şey olmadı. Yani hiç kimse sokağa dökülmedi. Hiç kimse ‘Bu sokak hayvanlarıyla ilgili neden böyle bir işlem yapıyorsunuz?’ diye infiale kapılmadı. Demek ki bir suç oluşmadı ama bu oluşmayan suça dava açarak il başkanımızı geri adım attırmaya çalışıyorlar. Özellikle siyasi yasağı da getirmek suretiyle siyasetçileri korkutmak, iktidarın temel bir görevi gibi bir şey oldu. Bir şey çıkacağını zannetmiyorum” diye konuştu.

“Heyetin görevi olağanüstü kongreyi gerçekleştirmektir”

Kurultay süreciyle ilgili değerlendirmelerde de bulunan Kurt, “Şimdi bu heyet, olağanüstü koşullarda görevlendirilmiş bir heyettir. Bunun görevi olağanüstü kongre yapmaktır. Başka hiçbir görevi yoktur ama göreve yerleşenler partiyi uzun süre yönetmek amacıyla her türlü hareketin içine giriyorlar. Her türlü eylemi yapabilirler. Onların yapacağı eyleme karşı biz de gereken savunmalarımızı yaparız. Bir partiliyi, bir belediye başkanını, bir milletvekilini disipline vermeye yetkileri olduğunu zannetmiyorum. Çünkü bu heyet bence geçici bir heyettir. Dolayısıyla işi bellidir. O işin dışında yapacağı hiçbir etkinlik, hiçbir işlem geçerli değildir. Şu anda partimizin karşı karşıya olduğu durum bir hukuk katliamıdır. Dolayısıyla normal işleyen demokratik hukuk sisteminde sonuç alınabilir. Buradan hukuki anlamda ya da yargısal anlamda bir sonuç alınacağını düşünmüyorum. Reddedebilir, reddeder çünkü bu işin sonunda yararlanan, büyük menfaati elde eden iktidardır. O nedenle yüzde otuz beşi geçen bir Cumhuriyet Halk Partisi, bu iktidar için tehlikelidir. İktidar, Cumhuriyet Halk Partisinin oyla geçemeyeceğini görünce Cumhuriyet Halk Partisini bölmek suretiyle kendi oyunu daha yüksekte çıkaracak bir manevra yapmıştır. Buna da partimizin içinden birçok insan iş birliği yapmak suretiyle yardımcı olmuştur. Ben her şeyin olabileceğini düşünüyorum bu saatten sonra.

“Özel ve İmamoğlu’nun yarattığı rüzgâr etkili oldu”

Başkan Kurt, erken seçim tartışmalarına da değinen Kurt, CHP’nin yerel seçimlerde elde ettiği başarının parti yönetimindeki mevcut kadrolarla ilişkili olduğunu söyleyerek, “Şu anda eğer Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve mevcut atadığı yönetimle seçime girecek olursa ben gerçekten büyük bir hüsran yaşayacağını düşünüyorum. Bu yerel seçimlerde alınan oy, yüzde 37 küsur oy, Sayın Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi’ne verilen oydur. Yoksa Cumhuriyet Halk Partisi’nin Kemal Bey zamanında aldığı oy yüzde 25’tir. Yüzde 25’lik CHP iktidarı da mevcut vesayet nizamını da devlet aklı dedikleri o ortamı da memnun eden bir CHP'dir. Tekrar oraya dönmek bunların hepsini memnun eder. Dolayısıyla da Cumhuriyet Halk Partisi bu haliyle seçime girerse hüsran yaşar. 13 seçimde bırakmayan 14’üncüde bırakır. Çok absürt bir söz, inandırıcılığı olmayan bir söz. Başkanlığı bırakacak kişi partiye polis zoruyla girip gaz bombasıyla, öyle çok farklı tiplerle gelip işgal etmez. Ben hukukçuyum, onun için Kemal Kılıçdaroğlu doğruları eğer duymak istiyorsa beni dinlesin. Bu butlan işi de partiyi polis zoruyla boşaltma işi de tamamen hukuka aykırıdır” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Seren Çatalçam