Hatay’da, polis olan babasına ait beylik tabancasından çıkan kurşunla yaşamını yitiren Karadeniz Teknik Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü öğrencisi İlayda Zorlu hayatını kaybetti.

Eskişehir Barosu İlayda Zorlu hakkında bir açıklama yaptı yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi,

İlayda Zorlu'nun yaşamını yitirmesine giden süreç, kamuoyuna yansıyan bilgiler ışığında ağır ve kabul edilemez iddialar içermektedir. Bir kadın eylemine katıldığı gerekçesiyle kolluk tarafından ailesinin aranması, kadınların kamusal alana katılımının nasıl bir baskı ve denetim mekanizmasına konu edildiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu tür müdahaleler, kadınların yaşamlarını doğrudan etkileyen ve onları güvencesiz bırakan uygulamalardır.

İlayda Zorlu'nun ölümünün “intihar” olarak değerlendirilmesi yönündeki yaklaşımlar, olayın tüm yönleriyle ve hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde aydınlatılması gerekliliğini ortadan kaldırmaz. Aksine, ortaya çıkan çelişkiler ve iddialar karşısında etkin, bağımsız ve şeffaf bir soruşturma yürütülmesi zorunludur.

İlayda Zorlu'nun yaşam hakkının elinden alınması, münferit bir olay değildir. Bu ülkede kadınların yaşamlarına yönelik sistematik ihlallerin bir sonucudur. İlayda'nın maruz kaldığı baskı, tehdit ve şiddet; kadınların hayatlarına müdahale eden, onları denetim altına almaya çalışan zihniyetin bir yansımasıdır. Bu zihniyeti biliyor ve tanıyoruz.

Kadınların yaşam tarzlarına, düşüncelerine ve tercihlerine yönelik müdahaleler; kimi zaman aile içinde, kimi zaman kamusal süreçler aracılığıyla derinleşmekte ve sonuçları geri dönülemez olmaktadır. Koruyucu ve önleyici mekanizmaların işletilmemesi, yetkililerin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; aksine bu sorumluluğu büyütür.

"Kadınların kaybolduğu, şüpheli şekilde yaşamını yitirdiği dosyalarda etkin, bağımsız ve şeffaf soruşturma yürütülmemesi kabul edilemez"

Yıllardır akıbeti aydınlatılamayan Gülistan Doku dosyası ve şüpheli kadın ölümleri ile kayıp vakaları – Rojin Kabaiş örneğinde olduğu gibi – cezasızlık politikasının kadınlar aleyhine nasıl işlediğini açıkça göstermektedir. Kadınların kaybolduğu, şüpheli şekilde yaşamını yitirdiği dosyalarda etkin, bağımsız ve şeffaf soruşturma yürütülmemesi kabul edilemez.

Bir kez daha görüyoruz ki; statü, sınıf ya da koşullar fark etmeksizin kadınların yaşam hakkı yeterince korunmamaktadır. Erkek egemen bakış açısının şekillendirdiği politikalar ve uygulamalar, kadınların yaşamlarını güvencesiz bırakmaktadır. Bu tablo karşısında kamu otoritelerinin sorumluluğu tartışmasızdır.

İlayda Zorlu'nun yaşamını yitirmesine neden olan sürecin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması, sorumluların etkin ve bağımsız bir yargılama ile hesap vermesi; Gülistan Doku dosyasında yıllardır süren belirsizliğin son bulması ve sorumluların yargı önüne çıkarılması; Rojin Kabaiş olayının derhal aydınlatılması bir zorunluluktur.

Bizler, kadınların yaşam hakkını savunmaya, cezasızlık politikalarına karşı mücadele etmeye ve adı geçen tüm dosyaların sonuna kadar takipçisi olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz."

Kaynak: Eskisehir.net Haber Merkezi