Maaşa bağlandıktan sonra mesaiye devam eden yurttaşları derinden etkileyecek olan kritik dosyada Yargıtay 10’uncu Hukuk Dairesi, emsal bir yargılamayı nihayete erdirdi. Yüksek mahkeme heyeti, finansal kurumlar ve tapu işlerini yürüten görevliye asgari ücretli ve niteliksiz diyen şirket sahibinin argümanlarını geçersiz kıldı.
Sigortasız Emekli Personelin Hukuk Mücadelesi
Ülkedeki ekonomik kriz ortamında aylığına ilave nakit bulmaya çabalayan tecrübeli iş görenlerin adedi çoğalırken, el altından çalıştırma ve kısıtlı prim uyanıklığı mahkemeden döndü. Söz konusu personel, 2011 senesinde resmen yaşlılık aylığına bağlandıktan sonra 2015 yılına değin aynı firmada Sosyal Güvenlik Destek Primi yatırılmaksızın ve kaçak biçimde mesai yaptırıldığı gerekçesiyle adli süreç başlattı.
Şirket Patronunun Geçersiz Kılınan İddiaları
Yargılama esnasında bilhassa işveren makamının heyete teslim ettiği argümanlar dikkat çekiciydi. Firma adına ihalelere katılan, bankalardan borçlanmalar sağlayan ve tapu adımlarını takip eden tecrübeli kişi için patron, onun vasıfsız sayıldığını, asgari ücretten fazlasına ihtiyaç duyacak bir donanımının bulunmadığını ileri sürdü. Buna mukabil yerel mahkeme kurulu, yapılan mesainin nitelikleriyle asgari tabanın eşleşmediğine karar vererek şahsın nihai brüt hak edişinin 3.371,18 TL seviyesinde bulunduğunu belgelendirdi.
Zamanaşımı Sınırı ve Ücret Tespiti
Dosyayı inceleyen Yargıtay 10’uncu Hukuk Dairesi, 2 Şubat 2026 tarihinde yerel kurulun kararını onayladı. Vasıfsız çalışan savı tamamen reddedilirken personelin sadece son ayda cebine giren gerçek ödenek yasal olarak tescillendi. Fakat 2011-2015 yılları arasını kapsayan döneme dair sigorta talepleri, zamanaşımı ve ispat sıkıntıları gerekçesiyle kabul edilmedi. Hukuk uzmanları, kuralların dışında çalıştırılanların anında "Hizmet Tespiti" başvurusu yapmaları hususunda kesin ikazlarda bulundu. Yapılan işin ağırlığıyla ödeneğin orantılı olması gerektiği ispatlandı.




