Marmara bölgesindeki sismik aktivite bilim insanlarının gündeminde kalmaya devam ediyor. Jeoloji Uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda Marmara Denizi’nin jeolojik yapısı ve deprem potansiyeline ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bilimsel verilerin ışığında yapılan tespitler, bölgenin risk haritasını daha net bir şekilde ortaya koyuyor. Bektaş, yaklaşık 25 yıllık jeofizik verilerin yorumlanmasıyla Marmara’daki deprem davranışının daha iyi anlaşılabildiğini vurguladı. Elde edilen bulgular, yer kabuğunun fiziksel özelliklerinin depremlerin şiddeti üzerindeki etkisini kanıtlıyor. Uzmanlar, bölgesel farklılıkların deprem senaryolarında dikkate alınması gerektiğini savunuyor.

Manto Hareketleri ve Kabuk Yapısı

Depremlerin oluşum mekanizmasını inceleyen Bektaş, yerin derinliklerindeki süreçlere dikkat çekti. Paylaşımında Marmara Denizi’nin oluşum sürecine değinen Bektaş, yerin sıcak manto bölümünün yükselerek üstteki kabuğu ısıttığını, gerdiğini ve incelttiğini ifade etti. Yerkabuğundaki söz konusu değişimler, fay hatlarının karakteristiğini belirliyor. Bahsi geçen sürecin Marmara Denizi’nin bugünkü yapısını şekillendirdiğini belirtti. Isınma ve gerilme hareketleri, bölgedeki tektonik yapının karmaşıklığını artırıyor. Bilimsel analizler, manto tabakasının yüzeydeki etkilerini gözler önüne seriyor.

Kabuk Kalınlığı ve Deprem Büyüklüğü İlişkisi

Bektaş'ın analizinde en çarpıcı nokta, kabuk özelliklerinin deprem şiddetiyle olan bağlantısı oldu. Kabuğun kalınlık ve sıcaklık özelliklerinin deprem büyüklüğünü doğrudan etkilediğine dikkat çeken Bektaş, soğuk ve kalın kabuğun 7 ve üzeri büyüklükte depremler üretebildiğini aktardı. Buna karşın sıcak ve ince kabuğun ise genellikle 6 ve üzeri büyüklükte depremlere neden olduğunu kaydetti. Fiziksel özelliklerdeki farklılık, enerjinin birikme ve boşalma şeklini değiştiriyor. Kalın kabuk daha büyük enerji biriktirebilirken ince kabuk daha sık ancak daha düşük şiddette kırılmalar yaşıyor.

Bölgesel Risk Haritası ve Beklenen Şiddet

Marmara Denizi'nin doğusu ve batısı ile merkezi arasında risk açısından farklılıklar bulunuyor. O duruma bağlı olarak Marmara’nın doğusunda İzmit, batısında ise Şarköy çevresinde 7 ve üzeri büyüklükte depremlerin geliştiğini aktaran Bektaş, tarihsel verilerin de tezini desteklediğini belirtti. Ancak denizin orta kısmında durum değişiyor. Marmara’nın merkezine doğru ise daha sığ ve görece daha küçük, 6 büyüklüğü civarında depremlerin görüldüğünü ifade etti. Bölgesel analizler, afet yönetimi planlarının lokasyon bazlı yapılması gerektiğini gösteriyor. Beklenen İstanbul depremi senaryolarında fayın hangi segmentinin kırılacağı önem taşıyor.

Bilimsel Verilerin Önemi ve Hazırlık

Jeofizik verilerin 25 yıllık birikimi, deprem tahminlerinde daha isabetli sonuçlara ulaşılmasını sağlıyor. Bektaş'ın değerlendirmeleri, sadece korku yaratmak yerine bilimsel gerçeklerle yüzleşmeyi amaçlıyor. Marmara bölgesindeki yapı stokunun ve zemin koşullarının deprem büyüklüğüne göre revize edilmesi gerekiyor. Yetkililerin ve vatandaşların olası senaryolara karşı hazırlıklı olması hayati önem arz ediyor. Deprem gerçeğiyle yaşamak, bilimsel verileri doğru okumaktan geçiyor. Marmara'daki riskin boyutu, kabuk yapısının detaylı incelenmesiyle daha net anlaşılıyor.

Kaynak: Türkiye Gazetesi