Türkiye Sağlık Araştırması 2025 sonuçlarını değerlendiren uzmanlar, obezitenin kadınlarda erkeklere göre daha sık görüldüğüne dikkat çekiyor. Araştırmaya göre kadınların yüzde 24,8'i obez sınıfında yer alırken, erkeklerde bu oran yüzde 18,7 seviyesinde bulunuyor. Fazla kilolu bireylerin oranı ise kadınlarda yüzde 32,2, erkeklerde yüzde 43,1 olarak kaydedildi. Uzmanlar, fazla kilolu kişi sayısının yüksek olmasının gelecekte obezite oranlarında daha büyük artışlara yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
ÇOCUKLARDAKİ ARTIŞ GELECEK İÇİN RİSK OLUŞTURUYOR
Çocukluk çağında görülen obezite de uzmanların dikkat çektiği önemli konular arasında yer alıyor. Dünya Sağlık Örgütü ve Çocukluk Çağı Obezite İzleme Girişimi verilerine göre, Türkiye'de ilkokul çağındaki çocukların yaklaşık yüzde 10'u obez, yüzde 15'ten fazlası ise fazla kilolu durumda. Yapılan araştırmalar, çocukluk döneminde obez olan bireylerin büyük bölümünün yetişkinlikte de bu sorunla yaşamaya devam ettiğini ortaya koyuyor. OECD verilerine göre Türkiye, Avrupa bölgesinde çocukluk çağı obezitesinde ilk sırada bulunuyor. Bazı araştırmalar ise Türkiye'deki obezite oranlarının ABD seviyelerine yaklaştığını gösteriyor.
OBEZİTE PEK ÇOK HASTALIĞI TETİKLİYOR
Uzmanlara göre obezite, yaşam kalitesini düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda ciddi sağlık sorunlarının gelişme riskini de artırıyor. Obez bireylerde Tip 2 diyabet görülme ihtimali normal kilodaki kişilere göre 3 ila 7 kat daha fazla. Bunun yanı sıra kalp ve damar hastalıkları, karaciğer rahatsızlıkları, solunum problemleri, felç ve çeşitli kanser türleriyle de doğrudan bağlantılı olduğu belirtiliyor. Genel değerlendirmelerde, obez bireylerin ölüm riskinin yüzde 20 ila 40 oranında arttığı ifade ediliyor.
EKONOMİYE MİLYARLARCA LİRALIK YÜK
Obezitenin etkileri yalnızca sağlık alanıyla sınırlı kalmıyor. Tedavi giderleri, iş gücü kayıpları ve kronik hastalıkların oluşturduğu ekonomik yük nedeniyle ülkeler de önemli maliyetlerle karşı karşıya kalıyor. Uzmanlar, sağlık harcamalarının yüzde 5 ila 10'luk bölümünün obezite ve buna bağlı hastalıklardan kaynaklandığını belirtiyor. OECD verileri, obezitenin ülkelerin gayrisafi yurt içi hasılasında yüzde 1 ila 3 arasında kayba neden olabileceğini ortaya koyuyor.
OBEZİTEYLE MÜCADELE TOPLUMSAL BİR SORUMLULUK
Uzmanlar, obezitenin yalnızca bireysel irade eksikliği olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor. Kronik bir hastalık olarak ele alınması gereken obeziteyle mücadelede sağlık kuruluşlarının yanı sıra ailelere, okullara, yerel yönetimlere ve gıda sektörüne de önemli görevler düşüyor. Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının yaygınlaştırılması ve fiziksel aktivitenin teşvik edilmesiyle obezitenin önlenmesinin, ortaya çıkardığı onlarca hastalığın tedavisinden çok daha kolay olduğu ifade ediliyor. Uzmanlara göre obeziteyle mücadele artık bir tercih değil, toplum sağlığını korumak için zorunlu bir adım haline gelmiş durumda.





