Odunpazarı Belediyesi Olağan Meclis Toplantıları 2’nci birleşim 1’inci oturumu Kazım Kurt başkanlığında gerçekleştirildi. Gündem dışı konuşmalarda CHP’ye yönelik yargı süreçleri üzerinden yapılan açıklamalar, meclis salonunda siyasi tartışmaları beraberinde getirdi. CHP’li meclis üyeleri ve grup yöneticileri, yargı kararlarının siyasi şekilde alındığını savunarak demokrasi ve hukuk vurgusu yaparken, AK Parti Grubu ise yaşananların CHP’nin kendi iç meselesi olduğunu belirterek iktidarın hedef alınmasına tepki gösterdi.
“Talat başkanın yanındayız”
Odunpazarı Belediyesi CHP Grup Başkanvekili Emre Genç, "Halk iradesine yapılan bu açıkça darbeyi kınıyoruz. Tabii şimdi AK Parti sıralarından şu anda kayyum, Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili övgü dolu sözlerin geleceği düşüncesiyle şu anda Cumhuriyet Halk Partisine yapılan bu uygulama parti içi bir mesele değildir. Sadece Asliye Hukuk Mahkemesinin vermiş olduğu karar hukuka aykırıdır. Yüksek Seçim Kurulu tamamıyla lağvedilmiştir. Ancak vatandaşlarımızın şunu bilmesi lazım, 100 yıllık bir partiye bunu yapanlar yarın bir gün tapuları da iptal edebilir, şirketlere de kayyum atayabilir, beğenmediği uygulamaları yapabilir, haksız gözaltılarla vatandaşlarımızı cezaevine gönderebilir ki birçok örneği de mevcut. O yüzden topyekun ses çıkartılması lazım. Hukuk herkese lazımdır. Hukuk birilerinin oyuncağı olacak kadar basit bir kavram değildir. Bir hukukçu olarak şu anda yaşanan bu hukuk cinayetlerine üzülüyorum. Asliye Hukuk Mahkemesinin hiçbir yetkisi yokken partiyle ilgili vermiş olduğu karar maalesef kamuoyunda günlerdir tartışılmaktadır. Asliye Hukuk Mahkemesi değildir oradaki yetkili olan. O zaman seçimlerin kontrolünü de Asliye Hukuk Mahkemesine versinler. Asıl olan Yüksek Seçim Kuruludur. Adalet ve Kalkınma Partisi bizim hiçbir müdahalemiz yok derken bile samimi olmadıkları ortadadır. Ve bu karanlık günlerin de geçeceğini umut ediyoruz mutlaka. Hem parti içindeki mücadelemiz hem de şu andaki iktidarla olan mücadelemiz tabii ki devam edecek. Halkımızın sesi olmaya her zaman devam edeceğiz. Bunda hiçbir şüphe olmasın.
Eskişehir'in sorunlarını gündeme getirirken yapmış olduğu basın açıklaması nedeniyle o meşhur suç var ya halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik suçlamasıyla hakkında dava açılan Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanımız Talat Yalaz'ın da yanındayız. Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanımız hayvan haklarının korunmasıyla ilgili yapılan bir basın açıklamasında bu yasanın yanlışlığını dile getirirken söylemiş olduğu sözlerle ilgili olarak ortada hiç kimsede infial uyandırılmamışken sırf Cumhuriyet Halk Partililer baskı altında alınsın diye gene hukuk bir terazi gibi orada, bir kılıç gibi orada sallandırılarak Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanımız hakkında da bugün dava açıldığını öğrenmiş bulunmaktayız. Özellikle bir kez daha altını çiziyorum, hukuk hepimize lazım. Hukuk birilerinin oyuncağı olmamalı. Hukuk çerçevesi içerisinde hareket edilmesi her zaman önemlidir ama görünen nokta odur ki hukuk iktidarın maşası olarak kullanılmaya devam etmektedir. İstedikleri kadar bu yolla gelsinler. Biz mücadelemizden asla dönmeyeceğimizi belirtmek istiyorum” dedi.
“Başınıza gelen her şeyi AK Partiden bilmekten vazgeçin”
Odunpazarı Belediyesi AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Kepez, “Cumhuriyet Halk Partisine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Yani Cumhuriyet, tabii ki bu Cumhuriyet Halk Partisinin kendi iç meselesidir. Bizi çok fazla ilgilendirmiyor parti olarak ama ülke olarak, bu ülkede yaşayan insanlar olarak bir muhalefet partisinin bu hale düşmesinden tabii ki üzüntü duyuyoruz. Gerçekten yapıcı, ilkeli bir muhalefetin olması bizim de işimize yarar. Ülke yararına olmak şartıyla söyledikleri her şey dikkate alınacaktır. Ancak defalarca burada bunu gündeme getirdik. Bakın, bu sizin kendi iç meseleniz, kendi iç kavgalarınız. Şimdi yani bu işi burada hani somutlaştıracak olursak burası küçük bir meclis, diyelim ki Emre Bey arkadaşımız gitmiş Nihat Ağabeyi şikayet ediyor, onun yanında da Ayhan Bey de itirafçı oluyor, doğru diyor, biz bunları yaptık diyor. Yani örnek veriyorum, kusura bakmasın isimlerini verdiğim dostlar. Ama bundan dolayı hani şimdi kalkıp da Emre Bey şunu mu demeli? Ya bu adamları ayarlayan AK Parti grubu, bunlar yaptırıyor, bu çok mantıksız bir şey yani. Şimdi başınıza gelen her şeyi AK Partiden bilmekten vazgeçin. Ha biz bunu sizin üzüntünüze veriyoruz, onun için bir şey, hani şöyle şey anlatırlar. Bir vatandaşın hanımı ölmüş, gitmiş suç işlemiş, hakim yakalıyor, ne yaptın evladım falan, hakim bey ya ben üzüntümden ne yaptığımı mı biliyorum falan diye savunma yapmış. Şimdi CHP’li olarak sizin de şey yaptığınız savunmalar üzüntünüzden, içinizdeki kargaşadan, kavgadan, yani dedikodudan, birbirinizle uğraşmaktan, ayak oyunlarından, işte ne söylediğinizi de bazen, yani ben şahısları itham etmek istemiyorum. Ama böyle bazen söylemler de artık çok sertleşiyor. Yani işte kurtuluşu dışarıda aramak, Amerika’dan yardım istemek, Amerikanist, Big dergisine demeçler vererek ülke çok kötü günlere gidiyor, işte şöyle oluyor, böyle oluyor, Amerika mı kurtaracak bizi? Bunlar yanlış şeyler. Muhalefet her türlü eleştiriyi yapabilir. Her türlü eleştiriyi yapabilir ama hiçbir zaman bir muhalefet partisi veya muhalefet milletvekili, genel başkanı ülkeyi dışarıya şikayet etme gibi, kötüleme gibi bir lükse sahip değildir. Böyle bir şeyi kabul etmemiz mümkün değildir.
Hukuk tabii ki herkese lazım. Şimdi şunu söylüyoruz arkadaşlar, bakın, içine düştüğünüz belediyelerinizin ve partinizin şu anda hukuksal anlamda içine düştüğü durum, sizin kendi iç çekişmelerinizden kaynaklanan bir şey. Adam belediye başkan yardımcısı, gidip şikayet ediyor. Belediye başkanı danışmanı, gidip şikayet ediyor. Belediye meclisi üyesi şikayet ediyor. Delegeler gidip şikayet ediyor, bayramda bize para verdiler, dolar, euro, euro gidiyor, bunları AK Parti yaptırıyor, Tayyip Bey yaptırıyor. Yani, ben, Tayyip Bey, Allah Allah, bu kadar güçlü mü? Yani bu içinizde bu kadar çürük adamı nereden bulup getirdiniz? Sahip çıksaydınız, düzgün adam getirseydiniz. Adam peştemalle, havluyla otelde yakalanıyor, Tayyip Bey mi havluyu taktı adamın beline, götürdü onu oraya, attı yani? Şimdi onun için bu tür şeyleri kendi içinize dönerek bir öz eleştiri yaparak, öz eleştiri yaparak ya acaba biz nerede yanlış yaptık, nerede hata yaptık diye düşünmek, eleştiri, değerlendirme yapmak yerine AK Partiyi, işte faturayı AK Partiye keserek işin içinden çıkmaya çalışıyorsunuz, o mümkün değil.
Şimdi, bu mutlak butlan denilen şey, sayenizde bunu da öğrenmiş olduk. Biz hukukçu olmadığımız için, hukukçu başkan ve başkan yardımcımız belki biliyordu ama biz bilmiyoruz. Ben ilk defa CHP sayesinde mutlak butlan şeyi öğrendik, öğrenmiş olduk, teşekkür ediyoruz. Şimdi şunu söylüyorum arkadaşlar, bakın, 27 Mayıs darbesinde rahmetli Menderes ve arkadaşlarına idam kararı verildiğinde bunlardan hiçbirisi çıkıp biz devleti tanımıyoruz, bu hukuk kararına karşıyız, bu hükümet, bu mahkeme kararı işte o zaman diyelim ki CHP’nin yargısı falan demedile” ifadelerini kullandı.
“Bizim iç işlerimize gerçekten karışmayın”
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, “Şu anda pek çok belediyeye yapılan operasyon, çok doğal koşullarla bir yazı ile olabilecek evrakları, alınabilecek ifadeleri çok değişik bir noktaya getiren operasyonlardır. Yanlış olan budur. Yoksa ne İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yurt dışına kaçar ne o dosyalar içerisindeki MASAK içindeki devletin kayıtları içindeki belgeler kaybolur. Dolayısıyla, Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken Akbil davası dahil en az 8-10 tane Ağır Ceza'da dosyası vardı. Tebligat yapıldı, gitti ifadesini verdi, başkanlığa devam etti. Ondan sonra milletvekili olunca, işte zaman aşımı, dava dosyası düşmesi, beraati filan derken temizlendi. Kimse o zaman "Sayın Erdoğan'ı alın kelepçeyle getirin, milletin önünde dizin." filan demedi. Sorun buradadır. Aynı biraz önce söylediğim gibi, 170 tane eğiticiye halk eğitim merkezi ödeme yapmazken sizin belediyenize ödeme yapınca bir terslik oluyor, bir yanlışlık oluyor, onun için itiraz ediyoruz. Yoksa biz de suç işleme özgürlüğümüz olsun demiyoruz. Biz canımızın istediğini yaparız demiyoruz ama yargı hepimizin sığınacağı liman. O liman durgun olmalı, o liman sağlam olmalı. Eğer orada biz gidince fırtına esiyor, başkası gidince her şey sütliman oluyorsa burada bir terslik vardır. Uygun olmayan odur. Bunun, Cumhuriyet Halk Partisi'nin iç kavgası bizi ilgilendirmez diye kurtulmak bence doğru bir iş değil. Çünkü sistem öyle bir hale geldi ki etkin pişmanlık diye bir kurum oluştu. İtirafçılık diye bir borsa oluştu. Şimdi, burada siz Adalet Bakanı olarak 3 ay önce "Muhittin Böcek itirafçı olacak, görün bakalım daha neler gelecek." derseniz ve o beyandan sonra Muhittin Böcek yazılı olarak "Asla böyle bir şey yok. Alan da veren de şerefsizdir, bilmem nedir." diye el yazısıyla savunma yapacak ama 3 ay sonra oğlunu, gelinini alıp mahrem gösterileri piyasaya sürdükten sonra Muhittin Böcek itirafçı olmak zorunda kalırsa bu sistemsel bir şeydir. Bu insani bir şey değildir. Zorla yapılan bir itiraftır. Zorla belki de imzalattırılan bir belgedir. Dolayısıyla, hukuka aykırı olan budur. Şahitlik, tanıklık, bilirkişilik özgür iradeyle olur. Siz "Aman benim çocuğuma, çoluğuma zarar gelmesin. Lanet olsun, ne diyorsanız razıyım." noktasına getirirseniz insanları, o zaman bu parti içi mesele filan olmaz. Dolayısıyla, sistemde sorun vardır. Biraz önce Mert kardeşim söyledi. Adalet, cumhuriyet, özgürlük... Bunlar hepimizin özlediği şeyler, hepimizin aradığı şeyler ama hepimize eşit olmalı. Biz bunu tersine bir uygulamayla geçer, "İşte partiye de bu fırsatı bulmuş, bir siz de söylüyorsunuz tarihte görülmemiş bir mutlak butlan kararını ortaya koyalım." Ne zamandan beri bu dedikodu var? 2 yıldır var. Geldi, göz göre göre geldi. Yerel mahkeme çok güzel bir karar verdi. Yerel mahkemenin kararlarının hiçbirisi istinafta eleştirilmedi ama istinaf bambaşka bir karar verdi. Bir hukukçu gözüyle bakıyorum ben buna. Şimdi, ihtiyati tedbir kararı niçin verilir? Bir hak kaybolmasın diye verilir. Yeni bir hak yaratmaz. Ama ne oldu? Bizde kongreyi kaybeden genel başkana bir hak verdi, "Buyur koltuğa otur." dedi. Parti meclisine "Buyur sen gel." dedi. Şimdi bu yeni bir hak, bu yanlıştır. Bunu hemen polisle, efendim icrayla, valilikle uygulamaya kalkmak tamamen yanlıştır. Hiç hukuka uymaz ama CHP olunca uydu. Ben Adalet ve Kalkınma Partili demokrat insanlardan buna tepki gösterilmesini beklerim. "Olmaz böyle şey kardeşim." denmesini beklerim. Eğer bunu demezseniz, yarın sizin başınıza geldiği zaman örnek olur örnek. İtihat emsal gösterirler. Bu doğru bir uygulama değildir. 3 yıl önceki kongreyi 3 yıl sonra bir keyfi kararla ortadan kaldıramazsınız. Demokratik parlamenter sistemin bitişidir. İşte esas darbe budur. Bunun hangi partinin güvencesi var şu anda? Daha önce yaşadık. Milliyetçi Hareket Partisi'nde oldu mu böyle bir şey? Meral Hanım'la Devlet Bey'in kongre sürecinde, işte bir mahkeme, Asliye Hukuk Mahkemesi karar verdi, MHP'yi dağıttılar. Ayrı bir parti çıktı. Sonra da Devlet Bey ittifaka girmek zorunda kaldı. Şimdi, şimdi bunlar doğru işler değil. Sayın Cumhurbaşkanı 2-3 ay önce "Milli, değerlere sahip, uyumlu bir muhalefet yaratmak zorundayız." dedi. Evet, sonuçta öyle oldu. E şimdi buna, biz Adalet ve Kalkınma Partisi hiç karışmıyor diyebilir miyiz? Sinyali verdi, mesajı verdi, uygulayanlar uyguladı. Buna da gerçekten ben demokrat insanlardan tepki bekliyorum. "Böyle bir şey olmaz, böyle bir şey denilemez." Adalet Bakanı bir şey söylüyor, 3 ay sonra gerçekleşiyor. Sayın Cumhurbaşkanı bir şey söylüyor, 3 ay sonra gerçekleşiyor. Sonra da siz diyorsunuz ki "Biz karışmayız, iç işleriniz." Bizim iç işlerimize gerçekten karışmayın. Siz bizim iç işlerimize karıştığınız için böyle oluyor bu iş. Siz karışmazsanız, devlet karışmazsa Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'de olmaz denilen işi oldurdu, kongrede genel başkan değiştirdi. O nedenle burada o itiraflar, her partide vardır sahtekar, her partide vardır yanlış adam. Sizde de vardır. Bunu bulup çıkarıp "Bu CHP'lidir." denmesi bile doğru bir iş değil. Ben o işte itirafçı, gizli tanık, efendim ceza dosyasında tanık olan vatandaşın birini baktım, izledim. Eskişehir'deki olaya da tanık, İstanbul'daki olaya da tanık, Ankara'daki kurultaya da tanık. Onun beyanı üzerine koskoca asırlık partiye kayyum atıyor. Bizdeki de balıklama dalıyor. Şimdi bu olmaz, itirazımızın sebebi bu. Yoksa elbette herkes yargılanmalı. Elbette herkes hesap vermeli. Cumhuriyet Halk Partisinin, efendim, imza toplama yarışına girmişiz. O aynı gün delegelerin kendilerinin ve 1. derecede yakınlarının hesaplarına MASAK el koymuş. Niye? Devlet niye karışır bu işe yani imza atmayın. İmza atarsanız yakarım. Şimdi böyle bir şey, ona rağmen 900 imza olmuş ilk gün. Bizi korkutma şansı yok. Biz bunu aşarız, çözeriz. İl Başkanı bu konuda etkili muhalefet yapıyor diye, efendime söyleyeyim, kitlelere arkasından topluyor, yürütüyor diye şimdi yani 3 yıldır duran dava pat bugün çıktı. Açacaksanız davayı 2024'te açaydınız. Bu olay 2024'te olmuş, bu açıklama. O açıklamadan bu yana geçen 2 yıl içinde de Eskişehir'de hiçbir infial olmamış. Hiç kimse kin ve nefretle birbirine saldırmamış. Yani iddia zaten çürümüş. 2 yıl sonra halkı kin ve nefrete teşvik falan filan diye yani 2024'teki konuşma bugün niçin dava haline gelir? Böyle bir adalet, biz şüpheleniyoruz. Şüpheleniriz. Yani dolayısıyla sizin de bu konuda bence daha duyarlı ve iddialı olmanız lazım. Mademki Türkiye'yi çağdaş bir hukuk devleti haline getireceksiniz o zaman bunlara itiraz etmeniz lazım. Ama biz diyoruz ki bu anayasadaki hakları bari kaybetmeyelim. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisini bence devletin de AKP'nin de rahat bırakması lazım. Aksi takdirde Türkiye demokrasisi için hoş bir şey olmaz diyorum” dedi.





