İkinci el araç alım satımında yaşanan dolandırıcılık olaylarına bir yenisi daha eklendi ve sistemin açıkları gözler önüne serildi. Gazeteci Murat Ağırel söz konusu dolandırıcılığın ayrıntılarını paylaştı. Cumhuriyet gazetesinde kaleme alınan köşe yazısında, organize bir şekilde yürütülen sahtecilik operasyonunun detayları anlatıldı. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iddianamesinde yer alan bilgiler, vatandaşların nasıl tuzağa düşürüldüğünü kanıtlıyor. Şebeke, yurt dışından getirilen araçlara Türkiye’de trafiğe çıkamayacak durumdaki hasarlı araçların numaralarını basıyor. Böylece resmi kayıtlarda temiz görünen ancak gerçekte kaçak olan araçlar piyasaya sürülüyor. Alıcıların şüphelenmesini engelleyen yöntem, noter ve muayene süreçlerini de kapsıyor.
Sınır Kapılarından Giren Araçlar
Savcılık tespitlerine göre bazı araçlar Kapıkule, İpsala gibi sınır kapılarından Türkiye’ye giriş yapıyor. Yasal yollarla ülkeye sokulan ancak tescil edilmemesi gereken araçlar, şebekenin elinde yeni bir kimlik kazanıyor. Normal şartlarda ilgili araçların ya gümrükte kalması ya da parçalık olarak işlem görmesi gerekiyor. Ancak dosyada anlatılanlara göre sistemin açığından faydalanılıyor. Bahsi geçen araçlar, Türkiye’de daha önce kaydı bulunan, aynı marka ve modele sahip ağır hasarlı araçlarla “eşleştiriliyor”. Hurdaya ayrılması gereken arabaların şasi ve motor numaraları, yeni getirilen araçlara kopyalanıyor.
Kağıt Üzerinde Kusursuz Görünen İşlemler
Yapılan sahtecilik o kadar profesyonelce gerçekleştiriliyor ki resmi kurumlarda bile fark edilemiyor. Yurtdışından gelen araç, burada kendisine benzeyen başka bir aracın şasi ve motor numarasını alıyor. Kâğıt üzerinde her şey yerli ve temiz görünüyor. Fiiliyatta ise trafikte dolaşan araç, ruhsattaki araç değil. Savcılık, change olduğu tespit edilen araçların defalarca el değiştirdiğini, noter satışlarının yapıldığını, muayeneden geçirildiğini ve yıllarca trafikte kullanıldığını ortaya koyuyor. Devletin tüm denetim mekanizmalarından geçen araçlar, vatandaşların güvenini kazanarak el değiştiriyor.

Kriminal İnceleme
Sahteciliğin ortaya çıkması ancak detaylı teknik incelemelerle mümkün olabiliyor. Gerçek ne zaman ortaya çıkıyor biliyor musunuz sorusunun cevabı kriminal laboratuvarlarında saklı. Üniversitelerden alınan bilirkişi raporları, şasi ve motor numaralarının sonradan değiştirildiğini net biçimde ortaya koyuyor. Muayene istasyonlarının sınırlı denetim yetkisi de süreci kolaylaştırıyor. Çünkü muayene sistemi, aracın kimliğini değil, mekanik uygunluğunu denetliyor. Şasi numarası ruhsattakiyle örtüşüyorsa sistem “geçer” veriyor. Şasi ya da motor numarasının gerçekten o araca ait olup olmadığı ise muayenenin konusu değil.
Vatandaşın Mağduriyeti
Sistemin her aşamasında onay alan araçlar, sonunda masum alıcıların elinde kalıyor. İddianameye göre yaklaşık elli kişi, söz konusu araçları bilmeden satın alıyor. Noterde yapılan satışa, muayene raporuna, ruhsata güveniyorlar. Aylar, bazen yıllar sonra kapıları çalınıyor ve gerçekle yüzleşiyorlar. Araç “change” olduğu gerekçesiyle bağlanıyor. Geriye ne araç kalıyor ne de ödenen para. Savcılığın suç tanımı ise olayın vahametini özetliyor: “Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık.” Vatandaşlar hem arabalarından oluyor hem de birikimlerini kaybediyor.


