Eğitim-Bir-Sen Eskişehir 1 No'lu Şubesi'nin 7. Olağan Genel Kurulu büyük bir katılım ve coşkuyla tamamlandı. Gerçekleştirilen kongrenin ardından mevcut başkan İbrahim Akar, üyelerin güven oyuyla yeniden şube başkanlığına seçilerek görevine devam etme yetkisi aldı. Genel kurul sonucunda şubenin yeni dönem yönetim kurulu, denetleme kurulu, disiplin kurulu ve üst kurul delegeleri de netlik kazandı.
Yönetim listesi belli oldu
Eğitim-Bir-Sen Eskişehir 1 No’lu Şubesi
Şube Yönetim Kurulu (Asıl)
İbrahim Akar, Eyüp Ünal, Veysel Türkkor, Süleyman Uygun, Tümüçin Timuralp, Murat Arıkan, Yasin Aydın
Şube Yönetim Kurulu (Yedek)
Anıl Barış Özmutlu, Mehmet Öztürk, Sacit Bulut, Mehmet Raşit Dağcı, Talat Güler, İbrahim Duygulu, Yusuf Gül
Şube Denetleme Kurulu (Asıl)
Mehmet Bilik, İlhan Özata, Mehmet Faruk Özsöğüt, Musa Karadaş, Ramazan Şimşek
Şube Denetleme Kurulu (Yedek)
Mesut Yüce, Ömer Yıldırım, İsmet Katırcı, Hülya Yetim, Ömer Kızılkılıç
Şube Disiplin Kurulu (Asıl)
Yusuf Taşkan, Ömer Taşcı, Nurettin Ateş, İsmail Dönmez, Hasan Kaymakçı
Şube Disiplin Kurulu (Yedek)
Süleyman Cin, Vedat Çelik, İsmail Mihalıç, Erhan Aksu, Şenol Uçar
Üst Kurul Delege Adayları
İbrahim Akar, İlhan Özata, Mehmet Bilik

"Bize emanet edilen görevi hiçbir zaman bir makam olarak görmedik"
Eğitim-Bir-Sen Eskişehir 1 No’lu Şube Başkanı İbrahim Akar şu ifadeleri kullandı:
Eğitim-Bir-Sen Eskişehir 1 No’lu Şubemizin 7. Olağan Genel Kuruluna hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz. Sizleri şahsım ve teşkilatım adına saygıyla, muhabbetle selamlıyorum.
Bugün burada yalnızca bir genel kurul gerçekleştirmiyoruz. Bugün dört yıllık emeğimizi ve mücadelemizi değerlendiriyor, fedakârlıkla büyüttüğümüz teşkilatımızı selamlıyor, geleceğe dair sözümüzü daha güçlü bir sesle yineliyoruz.
Değerli yol arkadaşlarım, biz sendikacılığı hiçbir zaman yalnızca üye sayılarından, toplu sözleşme masalarından ve özlük haklarından ibaret görmedik. Bizim sendikacılık anlayışımız, bir öğretmenimizin derdine omuz vermektir. Bir eğitim çalışanımızın hakkını savunmaktır. Bir okulun kapısını çalmak, bir meslektaşımızın yanında durmak ve ona “Yalnız değilsin!” diyebilmektir.
İşte bu anlayışla dört yıl boyunca sahada olduk. Okul okul dolaştık, üyelerimizle buluştuk, sorunları yerinde dinledik, çözüm için kararlılıkla mücadele ettik. Hukuki kazanımlarla üyelerimizin hakkını koruduk. Eğitim faaliyetleriyle meslektaşlarımızın gelişimine katkı sunduk. Sosyal ve kültürel etkinliklerle büyük Eğitim-Bir-Sen ailemizin bağlarını güçlendirdik.
Sadece üyelerimizin değil, şehrimizin, ülkemizin ve mazlum coğrafyaların meselelerini de kendi meselemiz bildik. Çünkü biz, yalnızca hak arayan değil, değer üreten, sorumluluk alan, gerektiğinde sözünü cesaretle söyleyen ve bedel ödemekten çekinmeyen bir teşkilatız.
Kıymetli kardeşlerim, bugün Eskişehir’de 17 yıldır devam eden yetkimizin arkasında büyük bir emek, güçlü bir irade ve sarsılmaz bir teşkilat dayanışması vardır. Bu başarı ne bir kişinin ne de birkaç kişinin başarısıdır.
Bu başarı; okul okul gezen temsilcilerimizin, gece gündüz çalışan ilçe başkanlarımızın, yönetim kurullarımızın, kadın komisyonumuzun, gençlerimizin ve bize güvenen binlerce üyemizin ortak eseridir. Bu başarı, omuz omuza yürüyenlerin, inananların, çalışanların ve vazgeçmeyenlerin başarısıdır. Her birinize yürekten teşekkür ediyorum.
Bize emanet edilen görevi hiçbir zaman bir makam olarak görmedik. Biz bu görevi sorumluluk, vefa ve hizmet emaneti olarak kabul ettik. Çünkü makamlar geçici, emek kalıcıdır. Unvanlar geçici, dava bakidir.
Değerli arkadaşlarım, Eğitim-Bir-Sen olarak, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından çıkarılan Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu ve bu kanunla getirilen uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik kariyer basamaklarını önemsiyoruz. Öğretmenlik mesleğinin kariyer basamaklarıyla desteklenmesini ve bu kapsamda öğretmenlerimize sağlanan mali hakları yerinde buluyoruz.
Ancak bu düzenlemelerin daha adil, kapsayıcı ve sürdürülebilir hâle getirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Mesleğe yeni başlayan öğretmenlerimizin ekonomik şartları mutlaka iyileştirilmeli, emekliliğini bekleyen öğretmenlerimiz de çalışma hayatlarının son döneminde ekonomik yönden daha güçlü biçimde desteklenmelidir. Öğretmenlerimizin mesleğe ilk adım attıkları günden emekliliklerine kadar insan onuruna yaraşır bir gelir ve güvenceye sahip olmaları temel talebimizdir.

"Bu adaletsizlik giderilmelidir"
Uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik tazminatları başta olmak üzere, ek ders ücretleri, sınav görev ücretleri ve öğretmenlerimizin elde ettiği diğer mali kazanımların emeklilikte de karşılık bulmasını istiyoruz. Bu ödemelerin emekli aylığına ve emekli ikramiyesine etki edecek şekilde düzenlenmesi, öğretmenlerimizin yıllarca verdikleri emeğin emeklilik döneminde de korunması bakımından zorunludur.
Görevdeyken alınan ancak emeklilikte hiçbir karşılığı bulunmayan ödemeler, öğretmenlerimizin emeklilik döneminde ciddi gelir kaybı yaşamasına neden olmaktadır. Bu adaletsizlik giderilmelidir.
Mesleğe yeni başlayan öğretmenlerimizin barınma, ulaşım ve geçim yükü her geçen gün artmaktadır. Bu nedenle özellikle genç öğretmenlerimizin ekonomik şartlarını iyileştirecek ilave destekler sağlanmalı, ücret politikası, hayat pahalılığı ve görev yapılan bölgenin şartları dikkate alınarak yeniden ele alınmalıdır. Emekli olmayı bekleyen öğretmenlerimizin de emeklilik kararını ekonomik kaygılar nedeniyle ertelemek zorunda kalmayacağı bir sistem kurulmalıdır.
Bu taleplerimiz yalnızca öğretmenlerimiz için değil, bütün kamu çalışanları için geçerlidir. Kamu çalışanlarının ücretlerinden alınan gelir vergisinin, asgari ücret tutarı kadar kısmının vergiden muaf tutulması önemli olmakla birlikte yeterli değildir. Gelir vergisi oranının memurlar için yıl boyunca yüzde 15’te sabitlenmesini istiyoruz.
Kamu çalışanlarının yıl içinde daha yüksek vergi dilimlerine girmesiyle yaşadığı gelir kaybı sona erdirilmeli, çalışanların maaşları öngörülebilir ve korunabilir hâle getirilmelidir.
Aynı şekilde 3600 ek gösterge düzenlemesinin kapsamı genişletilmeli ve birinci dereceye yükselen bütün memurları kapsayacak şekilde hayata geçirilmelidir. Birinci dereceye gelmiş memurlar arasında ayrım yapılmaksızın 3600 ek gösterge hakkından yararlanılması, hem çalışma barışının hem de adalet duygusunun gereğidir. Bu düzenleme, kamu çalışanlarının emeklilik haklarını güçlendirecek ve yıllarca verilen emeğin karşılığını daha adil biçimde ortaya koyacaktır.
Biz, kamu çalışanlarının yalnızca görev yaptıkları dönemde değil, emekliliklerinde de huzur ve güven içinde yaşamalarını istiyoruz. Bunun yolu, ücretlerin artırılmasından, vergi yükünün azaltılmasından, ek gösterge düzenlemelerinin tamamlanmasından ve görevde elde edilen mali hakların emekliliğe yansıtılmasından geçmektedir. Eğitim çalışanlarının ve bütün kamu görevlilerinin ekonomik, sosyal ve özlük haklarını güçlendirmek için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

"Bizim desteğimiz, eleştirel aklı ve yapıcı katkıyı dışlayan bir destek değildir"
Eğitim-Bir-Sen olarak, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından ortaya konulan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni, ülkemizin geleceği olan gençlerimizin bilgi, beceri ve yetenekleri doğrultusunda yetiştirilmesi, millî ve manevi değerlerimizle yoğrulması ve kendimize ait, özgün bir eğitim modeli oluşturulması bakımından önemsiyor ve destekliyoruz.
Ancak bir eğitim modelinin başarısı yalnızca kâğıt üzerindeki hedeflerle değil, sahadaki uygulama gücüyle ölçülür. Bu nedenle Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin sahadaki eksiklerinin, uygulamada aksayan yönlerinin ve eğitim çalışanlarının karşılaştığı sorunların dikkatle tespit edilmesini, bu eksikliklerin giderilerek modelin en doğru, verimli ve uygulanabilir şekliyle hayata geçirilmesini istiyoruz.
Bizim desteğimiz, eleştirel aklı ve yapıcı katkıyı dışlayan bir destek değildir. Aksine, bu çalışmayı önemsediğimiz için sahadaki tecrübemizle katkı sunuyor, öğretmenlerimizin, eğitim çalışanlarımızın ve öğrencilerimizin ihtiyaçları doğrultusunda modelin geliştirilmesini savunuyoruz.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin ülkemizin eğitim hedeflerine ulaşması için gerekli düzenlemelerin yapılması, uygulama süreçlerinin güçlendirilmesi ve sahadaki ihtiyaçlara cevap verecek hâle getirilmesi konusunda üzerimize düşen katkıyı sunmaya hazırız.
Müfredat ve eğitim programlarında öğrencilerimizin millî, manevi ve ahlaki değerlerle yetişmesine katkı sağlayan çalışmaları da destekliyoruz. Bu kapsamda ÇEDES uygulamasını, öğrencilerimizin değer dünyasını zenginleştiren ve sosyal sorumluluk bilincini geliştiren yönleriyle önemsiyoruz.
Aynı şekilde Ramazan etkinlikleri gibi öğrencilerimizin kültürel ve manevi mirasımızla bağ kurmasına katkı sunan faaliyetlerin eğitim ortamlarında yaşatılmasını değerli buluyoruz. Bu çalışmaların, eğitim biliminin gerekleri ve öğrencilerimizin gelişim özellikleri gözetilerek, kapsayıcı ve nitelikli biçimde yürütülmesini savunuyoruz.
Önümüzde yeni bir dönem, yeni hedefler ve daha büyük sorumluluklar var. Yeni dönemde daha çok sahada olacağız. Üyelerimizin haklarını daha güçlü savunacağız. Eğitim çalışanlarının her sorununda çözümün, her mücadelesinde öncünün yanında olacağız.
Birliğimizi koruyacak, kardeşliğimizi büyütecek, teşkilatımızı hep birlikte daha ileriye taşıyacağız. Çünkü bizim gücümüz makamlarımızdan değil, birbirimize duyduğumuz güvenden, teşkilatımızın samimiyetinden ve davamıza olan inancımızdan gelir.
Biz birlikte güçlüyüz. Biz birlikte kararlıyız. Biz birlikte başaracağız.
Sözlerime son verirken, bugüne kadar omuz omuza yürüdüğümüz bütün dava arkadaşlarıma, teşkilatımızın her kademesinde emek veren kardeşlerime ve bizlere güvenen kıymetli üyelerimize gönülden teşekkür ediyorum.
Olağan Genel Kurulumuzun teşkilatımıza, eğitim camiamıza ve Eskişehir’imize hayırlar getirmesini diliyorum.
Biz dün olduğu gibi bugün de, yarın da aynı inançla, aynı heyecanla ve daha güçlü adımlarla yolumuza devam edeceğiz.
Çünkü biz, bugünün, yarının ve kalıcı işlerin sendikasıyız!





