Gıda enflasyonunun en sert hissedildiği reyonların başında gelen süt ve süt ürünleri, son beş yılda gördüğü zamlarla cep yakmaya devam ediyor. Vatandaşın temel tüketim maddelerine erişimi her geçen gün zorlaşırken etiketlerdeki değişim grafiği endişe verici boyutlara ulaştı. Meclis Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, yaptığı açıklamalarla sektördeki vahim tabloyu gözler önüne serdi. Paylaşılan veriler, tarladan rafa uzanan süreçte fiyat uçurumunun nasıl derinleştiğini kanıtlıyor. Özellikle son beş yıllık periyotta gerçekleşen artış oranları, hayvancılık sektöründeki krizin tüketiciye yansımasını net bir şekilde özetliyor. Artan maliyetler karşısında ezilen üreticilerin sesine kulak verilmesi gerektiği sıkça dile getiriliyor. Pazar tezgahlarından market raflarına kadar her yerde hissedilen pahalılık, istatistiklere de yansımış durumda. Sektör temsilcileri ve siyasiler, yaşanan fiyat istikrarsızlığına dikkat çekerek çözüm önerilerini sıralıyor. Tüketici güvenini sarsan söz konusu artışlar, gıda güvenliği tartışmalarını da beraberinde getiriyor.
Etiketlerdeki Can Yakan Değişim
Marketlerdeki fiyat etiketleri incelendiğinde ortaya çıkan tablo, alım gücündeki erimeyi somut verilerle doğruluyor. Milletvekili Gürer, 2020 Aralık’ta 7.5 TL olan 1 litre sütün, 2025 Aralık’ta 50 TL’ye çıktığını söyledi. Temel gıda maddesindeki bahsi geçen artış, kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi olan diğer ürünlere de sıçramış vaziyette. Gürer, aynı dönemde tereyağının kilosunun 40 TL’den 380 TL’ye, peynirin ise 50 TL’den 650 TL’ye yükseldiğine dikkati çekti. Tüketiciler, geçmiş yıllara kıyasla aynı ürüne katbekat fazla ödeme yapmak zorunda kalıyor. Süt ürünleri grubunda yaşanan fiyat patlaması, hane halkı bütçesini sarsmaya devam ediyor. Özellikle kahvaltılık ürünlerdeki astronomik artışlar, vatandaşın alışveriş sepetini küçültmesine neden oluyor. Beş yıl önceki fiyatlarla bugünkü rakamlar arasındaki uçurum, enflasyonun yıkıcı etkisini gösteriyor. Sabit gelirli vatandaşlar için peynir ve tereyağı gibi ürünler lüks tüketim sınıfına girmeye başladı. Etiketlerin sürekli değişmesi, tüketicinin fiyat algısını da bozuyor. Piyasada oluşan yüksek fiyatlar, talebin azalmasına yol açabiliyor.
Üretici ve Market Arasındaki Uçurum
Raf fiyatları rekor kırarken çiğ süt alım fiyatlarının düşük kaldığını vurgulayan Gürer, üretici ile market arasındaki fiyat farkının giderek açıldığını belirtti. Sanayici ve perakendeci kazanırken, çiftçinin eline geçen tutar maliyetleri karşılamakta yetersiz kalıyor. Aradaki makasın açılması, sistemin sürdürülebilirliğini tehdit eden en büyük unsurlardan biri olarak görülüyor. Besiciler, emeklerinin karşılığını alamadıkları gerekçesiyle sektörden çekilme noktasına geliyor. Tüketici yüksek fiyattan şikayet ederken, üretici de düşük alım fiyatlarından dert yanıyor. Ortadaki dengesizlik, gıda güvenliğini riske atan bir faktör haline dönüşüyor. Aracılar ve perakende zincirleri kâr marjlarını korurken, zincirin ilk halkası olan üretici mağdur oluyor. Süt sanayisinde yaşanan fiyat anomalisi, yetkililerin gündeminde yer almaya devam ediyor. Üreticinin eline geçen para ile marketteki etiket arasındaki uçurumun nedenleri sorgulanıyor. Çiftçinin korunmadığı bir sistemde tüketiciye ucuz ürün sunmanın imkansızlığına vurgu yapılıyor.

Ayran Fiyatında Yüzde 733 Artış
İçecek grubunda yer alan ayran da zam yağmurundan nasibini fazlasıyla aldı. 2020-2025 yılları arasında ayran fiyatlarının da litrede 6 TL’den 50 TL’ye çıkarak yüzde 733 zamlandığını hatırlatan Gürer, bölge ve marketlere göre fiyatların daha da yükseldiğini, emekli ve dar gelirlinin peynir reyonuna bakmakla yetindiğini ifade etti. Vatandaşlar artık en temel gıdalara ulaşmakta güçlük çekiyor. Gürer, “İnekten sütü sağan mutsuz. Üretici, ürettiği sütü aracının belirlediği fiyata satmak zorunda kalıyor. 1 litre süt satıp 1.5 kilo yem alamayan üretici zarar ediyor ve ineğini satıyor. Son beş yılda süt ve sütten mamul ürünlerin raf fiyatları da yüzde 600 ile yüzde 1.200 arasında arttı” ifadelerini kullandı. Rakamlar, sektördeki enflasyonun genel enflasyonun üzerinde seyrettiğini gösteriyor. Yüksek oranlı zamlar, süt ürünlerini ulaşılması zor bir konuma taşıyor. Dar gelirli aileler, beslenme çantalarına süt ve süt ürünleri koymakta zorlanıyor. Yüzde binleri aşan artış oranları, piyasadaki kontrolsüzlüğü gözler önüne seriyor.
İnek Satışları ve Gelecek Uyarısı
Sektördeki maliyet baskısı, anaç hayvan varlığını tehdit eder boyuta ulaştı. Yem paritesinin bozulması, üreticinin elindeki hayvanları kesime göndermesine neden oluyor. Ulusal Süt Konseyi’nin tavsiye ettiği fiyatın sahada uygulanmadığını savunan Gürer, mevcut durumun devamı halinde krizin derinleşeceğine işaret etti. Gürer, yeni belirlenecek çiğ süt fiyatının üreticiyi tatmin etmemesi halinde inek satışlarının daha da artacağı uyarısında bulundu. Sürdürülebilir bir üretim modeli için çiğ süt fiyatlarının revize edilmesi gerektiği vurgulanıyor. Aksi takdirde üretimden kopuşlar hızlanarak devam edecek. Hayvan varlığının azalması, ilerleyen dönemlerde et ve süt krizini daha da büyütebilir. Besicilerin maliyetlerini karşılayacak bir fiyat politikası bekleniyor. Sektörün geleceği adına acil önlemlerin alınması gerektiği belirtiliyor. Üreticinin küstürüldüğü bir ortamda gıda arz güvenliğinin sağlanamayacağı ifade ediliyor.



