Eskisehir.net'te yayınlanan "20 Dakika" programında konuşan Hemşirelikte Liderlik Derneği Başkanı Prof. Dr. Elif Gürsoy, hemşirelikte liderliğin mesleğin geleceği açısından kritik bir rol oynadığını vurgulayarak, derneğin kuruluş sürecinden bugüne yürüttükleri çalışmaları ve sağlık sistemine dair değerlendirmelerini paylaştı. Prof. Dr. Gürsoy, "Hemşirelikte Liderlik Derneği’nin aslında harekete geçiren çok eski bir tarihi var. Ben mesleğe ilk hastanelerde başladım klinisyen olarak. Orada bir klinik ya da yönetici hemşirelerin liderlik özelliğinin önemini gördüm; yeni geleni alıştırmak için ya da onları kaliteli çalıştırabilmek için. Daha sonra Sağlık Bakanlığı’nda çalıştım, daha sonra akademide çalıştım. Orada da biz hemşirelerin liderlik özelliği varsa da kullanamadıkları ya da liderlik özelliklerinin güçlenmesi gerektiğine inandım. Çünkü siz bir çalışıyorsunuz 24 saat, karar masalarında yoksunuz. Karar mekanizmalarının üst düzeylerinde değilsiniz. O zaman ben hemşirelerin liderlik kapasitelerinin geliştirilmesi, liderlik özelliklerinin öne çıkarılması gerektiğine inandım. Bunu hem okurken üniversitede öğrencilerimize aşılamamız gerektiğini hem de mezuniyette de sürdürmemiz gerektiğine inandım. Daha sonra yurt dışında da bunu gördüm nasıl yapıldığını. Arkasından böyle bir derneği kurmak istedim. 2016’da kurduk. Eskişehir’de akademisyen olduğum için Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde, Eskişehir’de kurduk ama klinisyenlerden, bürokrasiden ve akademiden oluşan hemşirelerle kurduk. İçinde hem klinisyen var, hem akademisyenler var, hem bürokraside çalışan, Bakanlık'ta çalışanlar vardı. Biz bu başladığından beri eğitim, farkındalıklar, bilimsel etkinlikler ve bilimsel araştırmalara ağırlık verdik. En son GATA Ankara’da bir konferans vermiştim geçen hafta. 52. konferansımdı bu benim liderliğin önemini anlatan hemşirelikte. Uluslararasıda da Kıbrıs’ta da var, geçen dönem Amerika’daydım, orada da iki konferans verdik. Sempozyumlar yapıyoruz. Lisans ve yüksek lisans derslerinde öğrencilerimize hemşirelikte liderliğin önemini anlatıyoruz" diye konuştu.

"Lider, işini en iyi yapan kişidir"

Prof. Dr. Gürsoy, "Lider kimdir? Bence lider, işini en iyi yapan insandır. İşinizin lideri olacaksınız. Bir terzi olabilirsiniz; en iyi dikişi dikeceksiniz ya da sizden sonrakilere en iyisini öğreteceksiniz. Ve bir başka şey; örneğin biz klinikteyiz değil mi? Hastanede, sahadayız sizin deyiminizle. Sahada o zaman siz halka en iyi hizmeti vereceksiniz ve bakımın lideri olacaksınız. Ve bununla ilgili sağlık politikalarında liderlik yapacaksınız. Sağlık politikaları halkın adına yapılan politikalardır; halkın sağlığı adına yapılan politikalardır. O zaman sen 24 saat sağlıktaki en fazla insan gücüsün. Bugün 450-500 bin hemşire çalışıyor Türkiye’de. Bunlar 24 saat halkla birlikteler. Yapan insanlar, hizmeti veren insanlar; o zaman demek ki planlayıcı da olmak zorundalar. O zaman sağlık politikalarında bu masalara oturmaları gerekiyor. Peki kanunlar nerelerde çıkıyor? Meclis’te çıkıyor. Oralarda söz sahibi olmaları gerekiyor. Örgütlenmeniz gerekiyor. Tabanda örgütlü olmanız gerekiyor, tavanda da söz sahibi olmanız gerekiyor. Şimdi tabanda örgütlenmeniz için, tavanda da söz sahibi olabilmeniz için, bakımda da iyi lider olabilmeniz için liderlik özelliğinizin de olması lazım. Bilinçli olmanız lazım, donanımlı olmanız lazım. 'Hani ben sadece sabah geleyim, hastama bakımı vereyim sonra evime gideyim; öğrencime eğitimi vereyim evime gideyim' demekle olmuyor bu işler. Yani bu her meslekte önemli ve bizim gibi sağlık sistemleri, yani kompleks bir hizmettir. Duvara bir çivi çakarsınız; tahta yarılır, çivi de eğilir, 'Hadi yenisini alayım da yapayım' dersiniz. Ama insan böyle bir şey değil, yanlış damara girdiğinizde bu böyle bir şey değil. Demek ki o zaman siz okullarda iyi eğiteceksiniz, liderlik özellikleri de kazandıracaksınız. Sonra onlar mezun olacaklar, sonra sahalara gidecekler. Onların uyumunu iyi sağlatacaksınız, iyi hemşireler olmaları gerekiyor ve bir de mesleki sorunlarına iyi sahip çıkmanız gerekiyor. Halkın sağlık sorunlarına iyi sahip çıkmanız gerekiyor. Bu sadece edilgen hizmetlerle yapılacak bir iş değildir. Politikalarda olmanız gerekiyor, politikacı olmanız gerekiyor, karar verici olmanız gerekiyor. Onun için de donanımlı olmanız gerekiyor" ifadelerini kullandı.

“Hemşireler sadece uygulayıcı değil, savunucu olmalı”

Prof. Dr. Gürsoy, "2010'dan beri Uluslararası Sağlık Örgütü vardır, Hemşirelik Örgütü. Dünyadaki en eski sağlık örgütüdür. Şimdi 10 yıldır teması liderliğin önemini vurguluyor. Her yıl bir tema belirler ve dünya bütün o tema üzerinde tartışır hemşirelikte. Bu senenin teması: 'Liderlik ve Savunuculuk' Halkın sağlığının liderliğini yapın ve halkın sağlığının haklarını koruyun, mesleğinizi geliştirin, güçlenin diyor. Bu nasıl olacak? Bununla olacak. Birincisi donanım. İkincisi 'bakımın lideri' o zaman bakımı en iyi biz biliyoruz. Yani bir ameliyat sonrası hastanın bakımını en iyi hemşire bilir. O zaman o bakımın lideri sensin. Oradaki kararları sen vereceksin. Üçüncüsü savunuculuk; halkın sağlığını savunacaksınız. Halk sağlığını bilmiyor olabilir, haklarını bilmiyor olabilir ya da o an karar verecek durumda olmayabilir; o zaman onun adına siz karar vereceksiniz. Onu savunacaksınız, haklarını koruyacaksınız. Bu da liderliktir. Ve bir diğeri, mesleğinize sahip çıkacaksınız. Mesleğinizin gelişmesi için, güçlenmesi için çalışacaksınız. Bu da liderliktir. Yani sadece kendi işinizi yapmak değil, mesleğinizin geleceğini de düşünmek zorundasınız. Dernek olarak bunları anlatmaya çalışıyoruz. Hem öğrencilerimize hem de çalışan meslektaşlarımıza bu bilinci aşılamaya çalışıyoruz. Çünkü biz güçlenirsek sağlık sistemi güçlenir, sağlık sistemi güçlenirse halk daha kaliteli hizmet alır. Her şey birbirine bağlı. O yüzden diyoruz ki: Hemşirelikte liderlik bir lüks değil, bir zorunluluktur. 3 yıl önce kongre yaptık uluslararası ve büyük bir kongreydi. Dünyanın dört bir yanından konuşmacı çağırdık. Havaalanımızda yok oldukça zor oldu. 500 katılım oldu ve 200 öğrenci katıldı. Çok ilginçti ama zaten amacım öğrenci katmaktı. Bu kongreye giderken öğrenci komisyonu kurdum. Zaten komisyonlarımız var. Çok aktif çalıştılar. Ben o gençlerin eğitime ne kadar ihtiyaçları olduğunu ve ne kadar alıcı olduklarını gördüm. O gün hemen karar verdim Türkiye'de öğrenci temsilcilikleri kuruyoruz diye. Dün Erzurum'da 27'ncisini kurduk. Şu anda 150 öğrencimiz var her ay Zoom'dan toplantı yapıyoruz" dedi.

“En büyük sorun iş yükü ve liyakat eksikliği”

Prof. Dr. Gürsoy, "En büyük şikayet iş yükleri fazla. ikincisi emeklerinin karşılığını alamıyorlar. Liyakate yönelik atamalar olmadığı için hemşirelik hizmetleri yöneticilerinin daha liyakatli yerlerden gelmesi gerekir. Eğer siz donanımlı liyakatli eğitimli insanları hak ettiği yerler getirirseniz oranın yönetimi daha iyi olur. Siz eğer bunu birinin adamı var sendikası var yönetici yaparsanız o zaman yönetimde bilgiye bilime bağımsızlığa dayanan yönetim olmaz. Size ait olan bir eslek grubunu yönetmekte bağımlı olursunuz. akla bilime dayalı yönetemezsiniz. şu günlerde en fazla gelen yöneticilerle ilgili şikayet geliyor Türkiye'nin her yerinden geliyor. Siz hemşirelikte dahiliyede master ya da kadın doğumda doktora yapmışsınız. kendi bölümlerinde çalışması lazım. Bu bilgiyi neden aldı 4-5 yıl? Dahiliyede master yapmış adamı cerrahide ya da çocukta çalıştırırsanız nasıl verim almayı bekliyorsunuz? daha bilimsel yönetimsel donanımlı akla ihtiyaç var. Bunlar hemşirelerde var ama bu insan gücünü doğru yerlerde kullanmak önemli" diye konuştu.

“Eğitimde ciddi açık var”

Prof. Dr. Gürsoy, "Okullarımızda akademisyn sayısı çok az ama her geçen gün öğrenci sayısı artıyor. hemşirelikte talep çok fazla. iş bulabilme imkanı da fazla olduğu için. öğrenciler çok iyi puanlarla geliyor. Mesela Eskişehir'de mühendislikten daha fazla puan almış öğrenci geliyor. Başka bölümlerden kaymalar yatay geçişler var. Bu sayıya karşı akademisyen sayısı artmıyor. hem eğitim hem araştırma hem laboratuvar hem de klinikte öğrencinin başına giderken nefes alamayacak duruma geliyoruz. Bu Amerika'da böyle değil. araştırmacı araştırmasını yapıyor eğitimci eğitimini veriyor. böyle olunca biz kendi fakültelerimiz odalarımıza çok çıkamıyoruz. Amerika'da okul hastane işbirliği projesini bitirip geldim. Bunları önerdiğimde otorite buna izin vermeli ki entegre olalım. klinik laboratuvardır akademi kütüphanedir. bilgiyi laboratuvara taşırsınız işlersiniz ve günceldir halka yansır. onlarda gelir bilgiyi günceller oraya götürür. bizde sahayı görürüz birlikte hemşirelik hizmetlerini üretiriz. Türkiye bunu yapabilecek güçte değil ama yapabilir bunun içinde sağlık politikalarını yeniden inşa edilmesi lazım. Hemşirelerin söz sahibi olması gerekiyor" ifadelerini kullandı.

“Ulusal mesleki sınav şart”

Prof. Dr. Gürsoy, "Ben mezun olan her hemşirenin hemen işe başlamasına izin vermem. Bunun için örnekleri var; Avrupa'da da var, Kanada'da var, Amerika'da var. Nereden mezun olursan ol, objektif ulusal bir sınav vardır. TUS gibi bir sınav vardır, ulusal bir sınavdır bu. O sınava girersiniz, o sınavdan geçersiniz ve ondan sonra siz 'kayıtlı bir hemşire' olursunuz, kaydedilirsiniz ve hemşirelik yaparsınız. Biz oradan mezun, buradan mezun her hemşireyi yarın mezun olduğunda işe başlayıp çalışabiliyor. İlk kritik işi buraya yapardım çünkü her okulun eğitimi aynı değil. O sınavı geçsin. Halka hizmet vermesi için o sınavı geçsin. Bu gelişmiş bütün ülkelerde var. Gelişmiş bütün ülkelerde. Yani Kilis'ten mezun olan da, Hacettepe'den mezun olan da, İstanbul'dan mezun olan da o sınava girecek. Geçen geçsin. Mesleğini nerede istiyorsa orada yapsın. Nerede istiyorsa orada yapsın. Yani şimdi hemşireler devlette hemşire olmak için KPSS'ye giriyor ya, o bizim uzmanlık sınavımız değil. Mesleki sınav değil. Yani benim ilk çözeceğim bu olurdu halk adına" dedi.

Kaynak: Seren Çatalçam