Eskişehir’de dört öğrencinin saldırısına uğrayarak ağır yaralanan lise öğrencisi K.A., felç geçirme tehlikesini atlattıktan sonra ilk kez yaşadıklarını paylaştı. Yüzünde kalan ameliyat izlerinin polislik ya da askerlik hayaline engel olmasından endişe duyduğunu dile getiren K.A., saldırının hiçbir tartışma olmadan gerçekleştiğini söyledi.
Odunpazarı ilçesi Vişnelik Mahallesi’nde bulunan Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Makine Bölümü 11’inci sınıf öğrencisi K.A., 3 Şubat tarihinde sınıf arkadaşı Y.Z. ile iddiaya göre beden eğitimi dersinde “top atma” meselesi yüzünden tartışma yaşadı. O an için kapanan konu, daha sonra yeniden gündeme geldi. Y.Z., aralarındaki meseleyi konuşmak istediğini söyleyerek K.A.’yı okul çıkışında yanına çağırdı.
İddiaya göre Y.Z. ile birlikte 12’nci sınıf öğrencileri A.L., O.G. ve E.İ.A., okuldan çıkan K.A.’ya saldırdı. Dört kişinin saldırısına uğrayan genç öğrencinin, bir muşta kullanılarak darp edildiği ve aldığı darbeler sonucu bilincini kaybettiği öne sürüldü. Olay, bölgede bulunan polis ekiplerinin müdahalesiyle son buldu.
Ağır yaralanan K.A.’ya ilk müdahale sağlık ekiplerince olay yerinde yapıldı. Ardından Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılan öğrencinin yapılan kontrollerinde çenesinde ve omuriliğinde kırıklar olduğu belirlendi. Şiddetli darbeler nedeniyle felç kalma riskiyle karşı karşıya kalan Altınkama, bir hafta süren tedavi sürecinin ardından hayati tehlikeyi atlattı. Çenesi sabitlenen lise öğrencisinin konuşmakta güçlük çektiği öğrenildi.

Gelecekte polis ya da asker olmayı hedefleyen K.A., yüzünde oluşan ameliyat izlerinin bu hayaline engel teşkil etmesinden endişe ediyor. Başta Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz olmak üzere yetkililere seslenen genç öğrenci, yüzündeki iz nedeniyle meslek hayalinden mahrum kalmamak için destek talebinde bulundu.
ÖNCE SERBEST KALDILAR SONRA TUTUKLANDILAR
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde gözaltına alınan şüpheliler Y.Z., A.L., O.G. ve E.İ.A., emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından çıkarıldıkları mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Fakat savcılığın karara itiraz etmesi üzerine “suça sürüklenen çocuk” statüsündeki 4 şüpheli yeniden gözaltına alındı. Tekrar hakim karşısına çıkarılan zanlılar, bu kez tutuklanarak cezaevine gönderildi.
“BİLİNÇ KAYIPLARI YAŞADIM”
Hastaneden eve geçen ve yeni yeni konuşmaya başlayan K.A. yaşadıklarını ilk kez anlattı. K.A. şu ifadelere yer verdi:
"Yanlış hatırlamıyorsam 3 Şubat günüydü. Arkadaşımla aramızda bir top anlaşmazlığı oldu; ufak bir tartışmaydı. Öğle arasında 'Gel konuşalım' şeklinde beni çektiler. Ben uzlaşma amacıyla gittim fakat o sırada 4 kişi tarafından darp edildim. Çenemde ve omurgamda kırıklar var. Durum bu şekilde. Bu diyalog sadece toptan dolayıydı. Onun dışında ne olduysa zaten öğle arasında oldu. 'Öğle arası gel bir konuşalım,' dedi. Ondan sonrasında zaten diyalog yaşanmadan 4 kişi tarafından bir darp oldu. Yani benim gördüğüm kadarıyla 4 kişiydiler, ben ise tektim. Daha önce, o olayda bulunan başka bir şahsın kardeşi, başka bir arkadaşımı darp etmişti. Ben de darp edilen arkadaşıma sadece yardım amaçlı destek olup tanık olmuştum. Belki ondan dolayı bir hınç olabilir; onun dışında pek kestirebildiğim bir şey yok. Üzerime yaklaşık 15-20 tane yumruk geldi. Ufak bilinç kayıpları yaşadım; olayı zaten çok fazla 'parçalı bulutlu' hatırlıyorum. Başta en azından kavgayı yarıda keserler, çok fazla bir şey yapmazlar diye zannetmiştim ama hınç beslemişler. Tam bir hafta hastanede kaldım. Şu an durumum yavaş yavaş iyiye gidiyor, toparlanmaya çalışıyoruz. Ağzımın içinde hâlâ dikişler var, dikişler henüz çıkmadı. Sıvıyla beslenme devam ediyor ve 2 ay daha devam edecek. Bunun dışında şu anki durumun bir de gelecek kaygısı var. Asker veya polis olma hayallerim vardı. Ameliyattaki izlerden dolayı yüksek ihtimalle bu hayalim gerçekleşmeyecek ama 'hayırlısı' diyorum. İnternetten araştırma yapmıştım, zaten daha önceden de bilgim vardı; asker ve polislerin yüzünde belirli bir iz olmaması gerekiyormuş. Ameliyatta da böyle bir iz kalınca pek mümkün olmayacak gibi gözüküyor.
“ASKER OLMAYI ÇOK İSTERİM”
İleride zaman ne gösterecek bilmeyiz ama eğer ben bu hayalimin peşinden koşarsam ve bu iz karşıma engel olarak çıkarsa bana yardımcı olunmasını isterim. Önümü açarlarsa çok müteşekkir olurum çünkü bu benim en büyük hayallerimden bir tanesi. Eğer böyle bir durumla karşılaşırsam yardım etmelerini isterim. Ben de tabii ki vatanıma, milletime faydalı bir polis, asker, jandarma, astsubay veya savcı olmak isterim. Özellikle de asker olmayı çok isterim; çünkü şehitlerimiz ve şehit annelerimiz çok büyük acılar çekiyorlar. Ben de vatanıma, milletime bir yardımım dokunsun isterim.
Tabii okulda vukuatlı öğrenciler bulunmamalı. Çocuk ufak da olsa bir vukuat işliyor ve 'başıma bir şey gelir' korkusu taşımıyor; benim başıma gelenler de bu yüzden geldi zaten. Bana vuran çocuklar 4 kişiydi ve hepsinin de vukuatı vardı. Önceden bir yaptırım uygulanmadığı için çocuklar aynısını korkusuzca yaptı. Suç kaydı değil de okulda yaşanmış, kayıt altına alınmış musibetler vardı ama önlem alınmamış. Bizim okulumuz çok gereksiz şeylere dikkat ediyor, böyle şeylere dikkat edilmesi gerekirken. Bu kadar rahat olunmamalı; asıl dikkat edilmesi gereken şeyler bunlar. Muşta gibi bir silahın okula sokulması, barındırılması ve fark edilmemesi çok saçma. Bütün okulun denetlenmesi lazım. Benim yaşadığımı başka bir çocuğun yaşamaması için bu önlemlerin alınması gerektiğini düşünüyorum.”
“NE YAPACAĞIMI BİLEMEDİM”
K.A.'nın babası Cahit Altınkama ise şu ifadelere yer verdi:
"Çok üzüldüm; o sırada fabrikada çalışıyordum. Annesi beni aradı; annesini de ambulanstan aramışlar. 'Çocuğunuzun çenesi ve boynu kırık' deyince, olayın detayını da bilmediğimiz için ne yapacağımı, nereye gideceğimi bilemedim. O anda aklıma hiçbir şey gelmedi. Ne ile karşılaştığımı bilmediğim için durum benim için bir rüya gibiydi; her şey gözümün önünden geçti. Sonra taksiyle hastaneye gittim. Gördüğümde ona orada müdahale etmişlerdi, sağ olsunlar. Sedyede yatıyordu, çok üzüldüm. Anlatılacak gibi değil; herkesin evladı kendine kıymetlidir, kimse çoluğunu çocuğunu yoldan bulmuyor. Vardığımda çenesi ve ağzı nedeniyle zor konuşuyordu; yüzünde kanlar vardı. Üstü başı toz toprak olmuştu. Kimse evladını, yavrusunu o şekilde görmek istemez. Sebepsiz bir konu için darp edilmesi; çenesi ve omuru kırılmış. Annesi orada ağlıyordu. İlk defa böyle bir şeyle karşılaştığımız için çocuğun başında kimse yoktu; kendisini ambulansa bindirmişler, görevliler götürmüş. Kendi başımızaydık. Tedavi sürecinde beyin cerrahı geldi; ellerine, kollarına, ayaklarına baktı. Omur kırık olduğu için omurilik zedelenmesinden şüphelendiler. 'Dudaklarını şöyle yap, gözünü sağa çevir, sola çevir' dediler. Sonra tomografiye girildi ve çenede iki parça kırık olduğu netleşti. En çok omur tarafı için korkmuştuk ama çok şükür omuriliği zedelememiş. Yoksa Allah göstermesin felç kalabilir, hatta ölebilirdi; her şey olabilirdi. Doktorlar çok ilgiliydi, sağ olsunlar. Ameliyata aldılar ve iki plak takıldı, çenesi sabitlendi. Şu anda sadece dudak ve dil yardımıyla konuşuyor. Herhalde 1 buçuk-2 aylık bir iyileşme sürecimiz olacak.
Verilmiş sadakamız varmış diyorum. Bundan sonra başka ailelerin böyle bir şeyle karşılaşmasını istemiyorum. Devlet yetkililerimizden bu konuya ivedi bir şekilde çare bulmalarını istiyorum. Okullar denetlensin, aramalar yapılsın ya da X-ray cihazları kurulsun. Vukuatlı öğrencilerin geçmişi araştırılsın; gerekirse disiplin cezası ve okuldan uzaklaştırma gibi önlemler alınsın. Kardeşinin bile psikolojisi bozuldu. Sosyal Hizmetler'den arayıp bir ihtiyacımız olup olmadığını sordular; sağ olsun devletimiz bu konuda duyarlı ve alakalı. Çocuğumun psikolojisi için sadece uzman bir pedagog istediğimi söyledim. 'Eve çıksın, bizi bu numaradan arayın' dediler; gerekeni yapacaklarını söylediler. Tabii ki herkesin hayalleri var ve hayal kurmak güzel bir şey. İnsanın başına böyle kötü bir durum gelince hayallerinin yok olması çok üzücü. İnsan hayallerinin peşinden koşar; inşallah o da hayalinin peşinden gider. Herkes sevdiği ve istediği mesleği yaparsa daha başarılı olur.”





