Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Ulaştırma Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat Karacasu, kentteki ulaşım ve planlama sorunlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Eskisehir Net’te yayınlanan “20 Dakika” programında konuşan Karacasu, kentte yaşanan trafik problemlerinin temelinde uzun vadeli planlama eksikliğinin yattığını söyledi.

"Araç sayısı katlandı altyapı aynı kaldı"

Prof. Dr. Karacasu, “Kent planlamalarında işin açıkçası 20 yıl sonrası düşünülür ona göre planlama yapılır. Eskişehir'de 20-30 yıl sonrası düşünülüp planlamalar yapılmamış. Sıkıntı buradan kaynaklanıyor. Eskişehir'deki en büyük sorun da özellikle tabii ki bunun bazı temel noktaları da var; bu problemler oluşacak mıydı, oluşacaktı bu 20-30 sene öncesinden de biliniyordu. Bu kentlerdeki ortaya çıkan trafikteki sorunlar nüfustan kaynaklanabilir. Elbette ki Eskişehir'in 20-30 sene önceki nüfusuyla şu andaki nüfusu bir değil. Bu nüfus artmasıyla birlikte paralelinde de siz hareketliliği arttırıyorsunuz, bunun sonucunda da bir trafikte sorunlar meydana geliyor. Bunun tamamlayıcı etkeni: özel taşıt kullanımı. Eskişehir'de önceden 1000 kişiye 20-30 gibi araçlar düşerken şu anda Eskişehir Türkiye ortalamasının da üzerinde; 1000 kişiye yaklaşık olarak 350-400 arası otomobil düşüyor. Şu anda insanlar belki çileden çıktı, nedir bu trafik falan diyor; özellikle akşam 6 ile 8 arasında trafikte sorunlar yaşıyoruz. Ama biz daha Avrupa ve Amerika'daki özel taşıt kullanımı seviyesine ulaşmadık. Mesela Amerika'da 1000 kişinin 850 kişisinde otomobilden, özel araçtan bahsediyoruz. Avrupa'da 700 kişiden bahsediyoruz. Eskişehir'de bu daha 350-400. Biz daha problemlerin iyice göründüğü kısma gelmedik. Takdir edersiniz ki insanlar bir tek araba alayım derken şimdi her evde iki tane araç, üç tane araçlara doğru gidiyoruz işin açıkçası. Bu da bir sorun. Tabii ki ben buradaki Eskişehir'deki sorunu derken böyle sanki dairesel yerden gelip ortadaki asıl sorundan bahsetmek istiyorum. Tabii ki araç sayısı dedik, özel otomobil kullanımı, nüfusun artması... Bir de sizler kentleri kurarken imar planlarıyla ulaştırma planlarını da birlikte yürütmeniz gerekiyor. Şimdi burada biz sadece yerel yönetimleri suçlama olmaz, bu geçmiş 50 yıldan gelen bir sorun. Eskişehir'deki en önemli son olacak caddelere baktığınızda Atatürk Caddesi, Yunus Emre Caddesi, Üniversite Caddesi, İsmet İnönü Caddesi, Şair Fuzuli Caddesi'nden bahsediyoruz. Ama bu caddelerin 20-30 yıl önceki haline baktığınızda burada iki katlı, müstakil evlerden bahsederdik. Ama şimdi biz aynı altyapı, 30-40 sene önceki yol miktarı... Yunus Emre Caddesi'ni örnek verelim; 2x2 yol, 4 şeritli yol. Bunların birer şeridini de parka ayırıyorsunuz, sadece birer şerit işliyor gidiş ve geliş yönünde. Ama siz aynı yere iki katlı ya da üç katlı bina olan yerlere altı dükkan ticaret merkezi ve de yedi kat evleri diktiniz. Yani siz oraya beş altı kat daha fazla yük verdiniz ama altyapınız aynı. Bunun sonucunda da tabii ki sorunlar kaçınılmaz olacaktır” diye konuştu.

"Şehrin merkezine alışveriş merkezleri kurulmaz"

Prof. Dr. Karacasu, “Espark'ın yapımında da biz o zaman da söylemiştik: şehrin merkezine bir bomba koyuyorsunuz. Tabii ki özel sektör ne yapacak? Kazancına bakacak. Çünkü orası tam bir öğrencilerin yaya yürüyüş yolu üzerinde olan bir yerdi. Eskişehir'e bakıyorsunuz ki aşağı yukarı 3 üniversite 120.000 öğrenciden bahsediyoruz. Tabii ki bunun planlamasını yatırımcılar göz önüne alacaktır. Tam bir öğrenci merkezi oldu Espark; özellikle kış aylarında ailelerin gidebileceği bir merkez. Diğer alışveriş merkezlerine baktığınızda bu merkezi iş alanlarından biraz daha uzakta. Bu tür alışveriş merkezleri bir defa şehrin ortasında kurulmaz. Biraz daha otopark hizmet şartları düzgün olan şehir dışında yapılsa daha hoş olacaktır. Eskişehir'deki sıkıntı işte merkezi iş alanları dediğimiz bizim Köprübaşı dediğimiz yerde bütün sosyokültürel faaliyetler, kafeteryalarımız, sinemalarımız, kamu binalarının olduğu yerler... İnsanların hep çekim merkezi olan yerler bizim Köprübaşı'mızda toplanmış. Eskişehir için şimdi ne yapılmalıydı derken aslında bir çözüm yolu vardı ama biz bu çözüm yollarını hala elimizden kaçırıyoruz. Bir Sultandere projesi yapıldı ama tam uygulanamadı. Batıkent projesi yapıldı, uygulamada... Söğütönü şu anda bir patlamaya hazır bomba, hatta patladı bile diyebiliriz artık. Ihlamurkent'ten bahsediyoruz. Bunlar hep Eskişehir'in 5 ila en fazla 10 yıl içerisinde oluşmuş olan bölgeleri. Buradaki sorun şu: şu anda Batıkent, Ihlamurkent'te sinyalizasyon sistemine geçtiniz. Normalde sinyalizasyon sistemine geçilmez. Siz altyapıyı düzgünce kurarsınız, kavşaklarınızı ona göre planlarsınız ve bunun sonucunda da sinyalizasyona gerek kalmadan insanların ulaşım ihtiyacını çözersiniz. Bakın Batıkent'te, Ihlamurkent'te, Söğütönü'nde sinyalizasyon sistemine geçilmeye başlandı. Çünkü yollar oluşturulur, sonradan bu yollara göre binalar konur; ama biz şunu yapıyoruz: önce binaları koyuyoruz sonradan buradan yol geçirmeye çalışıyoruz. Siz de burada bir ulaşım planlamasından ve de ulaşımın iyi olmasından kesinlikle bahsedemezsiniz” dedi.

"Bisiklet yolları doğru ama eksikler var"

Bisiklet yollarına ilişkin değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Karacasu, “Aç tokun halinden ve de tok da açın halinden anlamaz diye bir şey var ya; özel aracı olanlar bisikletlinin halinden anlamıyor, bisikleti olanlar da özel aracı olanın halinden anlamıyor. Ha işin kolayına bakarsak; bisiklet yollarını her şehirde yapamazsınız. Eskişehir bunun için uygun bir şehirdir, özellikle bisiklet yolları yaptığınız zaman eğimli, engebeli arazi olmaması gerekiyor. Eskişehir gibi düz arazide yapmalısınız. Fakat düz arazi derken Yenikent'ten örneğin şehir merkezinde olan kısımda değil, fakat Eskişehir'in yüzde 80’lik kısmı daha düz arazidir. Tüm dünyada yayalaştırma ve bisiklet yolları oluşturulmasına dair bir eğilim var. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi bu konuda doğru yapıyor. Fakat şu şekilde bak; bisiklet yolu dediğiniz zaman ‘özel otomobili ben azaltayım, bisiklete doğru yönlendireyim’ dediğiniz zaman her şeyi tam anlamıyla koymanız gerekiyor. Bakın özellikle son bir aydır çok büyük bir yağmur yağışları oldu. Yolu göremiyorsunuz. Bisiklet yolu yaptığınız zaman altyapı üzerindeki boyalandırması, kenarındaki kullandığınız malzeme, ondan sonra bunların ışıklandırması, trafik levhaları falan çok düzgün bir şekilde yapmanız gerekiyor. Eskişehir'deki bisiklet yollarında bazen keskin dönüşler var, önünüz kapalı. Bunlar bisiklet kazalarına yol açabilir. Fakat işin sonucunda şunu söylediğimizde, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin bisiklet ulaşımı, insanların motorsuz ulaşıma yönlendirme açısından yapılan karar doğru mudur? Doğrudur” diye konuştu.

"Doğru bir uygulama"

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin hayata geçirdiği “Arabasız Pazar” uygulamasına ilişkin konuşan Prof. Dr. Karacasu,“Başlangıçta insanlarda daha bu işi uygulanmaya geçilmeden bile ‘işte nasıl olacak, halk galeyana geldi’ falan, bunlarla uğraşmaya aslında gerek yok. O bir farkındalık yaratmadır. Sadece Atatürk Bulvarı üzerindeki iki tane kavşak arası mesafe, diğer iki tanesi değişken mahallelerde yapılan bir şey. Aslında Atatürk Bulvarı'nı düşünseniz bile Vişnelik, Kütahya Caddesi, bunun arkasındaki eski Pazar Yeri Caddesi, Seyitgazi Yolu, dört tane alternatif yol var. İnsanlar bu yolları kullanıp oradaki bisiklet yoluna katkıda bulunabilir. Bir de kaldı ki bu sabah saat 10 ile 4 arası olan bir mesafe ve zamanda uygulanıyor. Engelli arkadaşlarımız var, onlara, küçük çocuklara bisiklet kullanmayı gösterme... Orada bir farkındalık olayı, bunu yanlış manaya çekmeye gerek yok, aslında ‘Arabasız Pazar’ doğru mudur? Doğrudur” dedi.

"Yeni yerleşimlerde de aynı hata yapılmamalı"

Prof. Dr. Karacasu, “Ülkemizdeki en büyük sorun şu; bir yerden daire aldığınız zaman direkt ondan toprak sahibi olarak 100 metrekare yerde 10 daire varsa örneğin, 10 metrekarenin sahibi sizsiniz. Ve de bizim kanunlarımızda değişiklik yapılmak zorunda. Örneğin yerel yönetimler, özellikle istimlak konularında biraz daha elleri genişletilebilmeli. Örneğin Kızılcıklı Mahmut Pehlivan Caddesi'nden geliyorsunuz üç şeritli, birden Nayman Sokak’a giriyorsunuz çok dar bir aralık. Şişe boynu gibi orada sorun oluyor. Oradaki çözüm ne olmalı derseniz örneğin küçük bir örnek vereyim, oradaki kamu binalarının normalde çok rahatlıkla yerel yönetim tarafından kamulaştırılması gerekiyor ki üç şeritle aynı şekilde gelebilsin. Bizim ülkemizdeki sıkıntı şu; dediğim gibi dairenin sahibiyseniz toprağın da sahibisiniz. Yurtdışında eğer ki bir ihale olduğunda ne kadara satıyorsun dendiğinde 100 liraya, belediye diyor ki ‘tamam sen 100 liraya sattığın için ben sana 100 lirayı veriyorum, burayı ben alıyorum’ diyebilme hakkına sahip. Ama bizim yerel yönetimlerimizde böyle bir hak yok. Konu şuraya geliyor, ‘ne yapmalıyız?’ derken... Bizim çok güzel bir ulaşım planı yapmamız gerekiyor. Burada insanların Eskişehir'de çok belki de tam kentsel dönüşümün yapılabileceği, hem de organize sanayi bölgesi ile insanların, işçilerin veyahut da oradaki işverenlerin ilişkisini çok iyi kurabileceği Gündoğdu Mahallesi'nin olduğu yer. Bunlar Eskişehir'de çevre yolu olarak tabir ettiğimiz olarak girdiğinizde pek Eskişehir'in görünümünü yansıtmayan yerler. Buraya bir el atılması gerekiyor örneğin. Eğer siz düzgün bir yerde Eskişehir'i bölüp, örneğin ona böldünüz; bu onda birlik kısımda sosyokültürel merkezlerin olduğu, bankaların olduğu, kamu binalarının olduğu bir merkez yaratırsanız, insanların şehir merkezine gitmesini engellerseniz o zaman siz Eskişehir merkezindeki problemleri alırsınız, oraya koyarsınız. Zaten orada problemli bir yer olmadığı için kafadan çözmüş olursunuz. Şimdi insanlar o zaman onda birlik bir iyileşmeyi gördüğü zaman ikinci onda bir, üçüncü onda bir... Siz Eskişehir'in meselesini ‘ben üç senede bu işi bitiririm’ derseniz yalan söylemiş olursunuz. Ama en azından bizlere yetişmese bile bizlerin çocuklarına yetişmesi açısından özellikle Söğütönü'nün bundan sonraki imar yerleri, Batıkent, Ihlamurkent açılacak imar yerleri ulaşım planlarıyla birleştirilerek ortaya düzgün bir yerleşim tarzı konulursa o zaman problemleri hallederiz diye düşünüyorum” diye konuştu.

"Toplu taşımada yeni düzenleme süreci"

Prof. Dr. Karacasu, “Toplu taşıma araçlarında birçok mahkemelik olaylar olmuş. Sonra da mahkemeyle belediyenin ortak çalışması konusunda demişler ki; ‘Bunu düzgün bilimsel bir ortama oturtalım’ belediye de Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ile ortak bir sözleşme yaptı. Bizler de Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce'nin isteğiyle, dediler ki: ‘Vatandaşlarımıza mağduriyet vermeyelim, hep bu işi yapan kişilerle görüşelim’ Bu işi yapan kişilerle görüşüldü. Hatlar nasıl olabilir? Bu işin ne ayağı var? Taksiciler, servisçiler, minibüsçüler ayağı var. Burada Şoförler Cemiyeti var, esnaf var. Bunların temsilcileriyle teker teker görüşüldü. Hatlar nasıl olmalı? Sizin istekleriniz nedir? Nasıl Eskişehir'de daha iyi olabiliriz? Tabii ki 1968 yılındaki sayılarla duruyor taksi sayıları özellikle. Bunların belli miktarda çoğaltılması gerekiyor ama kaş yaparken de göz çıkarmayalım. Çünkü bunların belli merkezleri olacak. Nerede ihtiyaç var, nerede ihtiyaç fazlası? Bunlar belirlendi, bir sonuca bağlandı. İnşallah bugünlerde de sayıları da belli olacak. Birden çok büyük sayılar artışta değil ama kademeli kademeli bunların sayıları artırılacak. Hem arz sunacaksınız vatandaşa, vatandaşın tepkisi iyi oldukça sayılar artırılabilir. Minibüsler sabit. Servis sayıları ve taksi sayıları tabii ki artma olacak. Bu bir senelik bir proje. ‘Hemen ben hattı şu şekilde yaptım, ertesi gün uyguladık, artık bu şekilde devam edecek’ diye bir şey yok. Bir proje, bir senelik bir proje. Halktan da şu anda anketler yapılıyor, bu araçların trafik sayımları yapılıyor ve de bu minibüslerdeki durak başkanlarıyla devamlı olarak istişare halindeyiz. Mesela diyor ki durak: ‘Hocam, son durağın olduğu yerde bizim tuvalet ihtiyacımızı giderecek bir yer yok’ veyahut da ‘Buradan aracın dönmesi zor’ veyahut da ‘Sizin evinizin önünde vatandaş durak istemiyor’ daha uygun neresi olabilir diye ufak tefek değişiklikler, revizyonlar yapıyor muyuz? Yapıyoruz. Mesela vatandaş diyor ki: ‘Bu hat şuradan hiç gerek yok, yolcu da taşımıyor’ Onlar da belki de duraklarda tamamen iptal etme, kısaltma ve uzatmalar halen devam edecek. Üç ayda bir biz direkt yenilemeler yapıyoruz. Güncel olarak görüşüp yapıyoruz. Halkın görüşleri de önemli. Halkımız bu konuda belediyeye ‘Şöyle olursa daha iyi olur’ diye tabii ki dilekçe verenler var. Özellikle muhtarlıklardan biz istiyoruz devamlı. Çünkü halka en yakın olan kişiler onlar. Onlardan, muhtarlar devamlı bize isteklerde bulunuyor. Biz o isteklere göre belediyeyle vatandaş arasında hem de esnafımızı mağdur etmeyecek şekilde en güzel şekilde çalışmaları yapmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Seren Çatalçam