Prematüre doğan ve göz damarlarının gelişmemesi sonucu görme yetisini kaybeden ve annesi ile babası ayrıldığı için dedesi Mehmet Güçlü, babaannesi Gülizar Güçlü ile birlikte yaşayan 20 yaşındaki Helen Güçlü, müziğe olan ilgisini müzik öğretmeninin desteği ile geliştirdi.

Helen Güçlü, müzik öğretmenlerinin desteği ile bugüne kadar geldiğini belirterek ”İlk başta bana lisedeki müzik öğretmenim demişti ki “Müzik öğretmenliği oku, hani çok güzel bir müzik öğretmeni olacağını düşünüyorum" Ben de tamam demiştim. Beni konservatuvara hazırlıyordu. Ve daha sonrasında müzik öğretmenliği olmadı, ben barajı geçemedim. "Dedim konservatuvarı da bir deneyeyim zaten hazırlanmıştım iyi kötü" Sonra konservatuvara iki sınav geçirdim mülakat süreci, ikisini de kazandım. Aslında ben sanat müziği fasıl sanatçılığından girdim, yine Türk müziği ama halk müziğine aldılar beni "bu kız çok yanık türkü okuyor, biz bu kızla sanat müziğinde baş edemeyiz" diyip halk müziğine aldılar. Sürecim biraz zorluydu, biraz kolaydı; bir şekilde Hak yolumu açtı. Kendi emeğimle kazandım” dedi.

“Babaannem ve dedem olmasaydı hayatımı devam ettirme konusunda çok daha fazla zorlanırdım”

Güçlü babaannesi ve dedesinin hayatındaki öneminin çok büyük olduğunu belirterek, “Annemle babam ayrı, ben babaannem ve büyükbabamla yaşıyorum. Babamla sık sık görüşüyorum. Genel baba tarafıyla aram çok iyi. Annemle de ara sıra görüşüyorum ama çok yıldızlarımız barışmıyor. Babaannem ve dedemin benim hayatımda çok önemli. Çünkü sürekli bana destek oluyorlar, "ne yaşarsan yaşa biz senin arkandayız" diyorlar ve en öncelikli önem verdikleri şey benim sağlığım, ailem ve okumam oluyor. Ben de öyle hissediyorum. Zaman zaman zorlandığım zaman, motivasyonumu kaybettiğim zaman çok destek oluyorlar. Babaannem içli köfte yaparak, sarma sararak geçimimizi sağlıyor. Büyükbabam bir süre önce beyin kanaması geçirdi, baypas operasyonları geçirdi. O yüzden maalesef çalışamıyor, yani biz çalıştırmıyoruz sağlığı çok önemli olduğu için. Onların benim hayatımdaki yeri çok büyük. Yani unutulmaz bir etkileri var diyebilirim. Onlar olmasaydı buraya kadar gelip hayatımı devam ettirme konusunda çok daha fazla zorlanırdım ama gelip devam ettirebilecek şekilde yetiştirdiler beni.

“Benim daha önce hiç odam olamamıştı”

Benim daha önce hiç odam olamamıştı diyen Güçlü sözlerine şöyle devam etti:
“15 tatilde kardeşlerimle kuzenlerim geldi. Yanlışlıkla yatağımı kırdılar. Ben öyle çok malına önem veren bir kadın değilim, onu söyleyeyim. Sonra yeni bir yatak aldık biz ikinci elden, bütçemiz buna yetiyordu. Hani geçinmekte de biraz zorlanıyoruz zaten öyle diyeyim. Ama çok şükür aşımız pişiyor. Kırılınca ikinci el bir yatak aldık biz baza. Onda da tahtakurusu çıktı. Beni de çok zorladı bayağı; müzisyenim hani ses icracısıyım ama bağlama da çalıyorum ve bir insanın hayatını da çok kötü etkiliyor tahtakurusu. Sonra sağ olsunlar İnisiyatif Derneği bana yeni bir oda aldılar, topladılar. Güzel bir odam oldu; dolap, çalışma masası, yatak, perde ve halıdan, nevresim takımı ve yastıktan oluşan bir oda seti yaptılar sağ olsunlar. Benim için çok önemliydi çünkü benim Eskişehir'e gelmeden önce hiç odam olamamıştı. Odam olacak bir eve sahip olamamıştık öncelikle öyle söyleyeyim. 8 yıl İzmir Aşık Veysel Görme Engelliler İlk ve Ortaöğretim Okulu'nda okudum. Daha sonra liseyi Hayırlı Sabancı Anadolu Lisesi'nde 4 yıl Bodrum'da okudum. Ama Bodrum'daki evimiz mesela bundan çok daha kötüydü. O yüzden İzmir'de de zaten son anda bulmuştuk evi; işte belli bir süre annemin teyzesinin kızının eşinde kalmıştık falan. Zorla bulduğumuz için bu ilk defa olmuş ve yenilenmiş oluyor, benim için çok önemli.”

Helen Güçlü son olarak şu sözleri söyledi:
“Geldiğiniz yeri küçümsemeyin. Azmedin ve ne olursa olsun ne hissederseniz hissedin devam edin. Herkese işlerini vicdanla yapmalarını tavsiye edebilirim son olarak.”

Helen Ve Babaannesi-1

“Ben her şeyi Helen'de tattım”

Yerde sürünerek de olsa ölmediğim sürece Helen’in yanındayım diyen babaanne Gülizar Güçlü, ”Ben bir kayınvalidenin elinde yetiştim. Evlatlarıma annelik yapamadım, kucağıma alamadım, sevemedim. Ben her şeyi Helen'de tattım. Anneliği. Her şeyi ben Helen'de tattım. O yüzden Helen benim için bambaşka. Ben yerde sürünerek de olsa yani ölmediğim sürece yanındayım.
17 yaşından sonra buraya taşındığımızda ilk defa kızımın odası oldu. Buraya gelene kadar benimle birlikte yattı çünkü kendine ait bir odası yoktu” ifadelerini kullandı.

“İlk defa o 12 gün kadın olduğumu hissettim”

Son olarak Sibel Can’ın yaptıklarından bahseden Güçlü, “Sibel Can, Helen’i götürdü, "Hiç kimseye haber vermeyin" dedi, "Kimsenin haberi olsun istemiyorum" dedi. 12 gün götürdü. Hayatımda ilk defa o 12 gün kadın olduğumu, anne olduğumu, babaanne olduğumu hissettim. Üç tane bakıcı kadın verdiler bana. Kızıma asla dokundurtmadılar; kendileri giydirdi, kendileri yedirdi, kendileri yaptı. Elimi uzatıyorum, koşa koşa geliyorlar "Abla lütfen kalkma". Söylemesi ayıp tuvaletten çıkıyorum, elime havlu tutuyorlar. O zaman ben ne olduğumu böyle şaşırdım ve o gün içerisinde akşam Sibel Can telefon açmış, ilk doğum gününü biz Göz Hastanesi'nde kutladık. Haberim yok, Helen'e tertemiz beyaz gelinlikler giydirdiler. "Abla sen de güzel giyin, abla sen de güzel giyin." "Hayırdır kızım?" "Doktor seni görecek." "Tamam yavrum" dedim. Gittik karanlık bir yerlerden konferans salonuna. Ben oradan 15 tane valizle döndüm. Kızımın bezi, maması her şeyi ama Sibel Can asla bundan bahsettirmedi. Şu ana kadar bile herhangi bir şeyde "Ameliyata yatır, parası hazır" diyor. Ama öyle bir durum yok.”

“Helen’in yanındayız, destek vermeye devam edeceğiz”

Eskişehir’de hizmet veren İnisiyatif Merkezi Derneği ise Helen’in yatak Odasını yeniledi. Yetkililer, “Helen’in yatak odasını yeniledik. Okulu bitene kadar yanında olacağız. Burs desteği vereceğiz” ifadelerine yer verdi.

Kaynak: Resul Umut Budak