Eskişehir’de yaşayan A.Ü.’nün hayatı, 2020 yılında yaptığı bir iyilik sonrası adeta kabusa döndü. İddiaya göre, Ankara’nın Polatlı ilçesinde aynı iş yerinde çalıştığı arkadaşının “Hesaplarım blokeli, IBAN’ını kullanabilir miyim?” talebi üzerine hem kendi hem de 71 yaşındaki babasına ait IBAN numaralarını paylaşan A.Ü., bu bilgilerin bilgisi dışında dolandırıcılıkta kullanılmasıyla büyük bir mağduriyet yaşadı.

A.Ü., süreç boyunca hesaplarına gelen paraları kullanmadan ilgili kişiye teslim ettiğini belirtirken, bir süre sonra söz konusu hesapların bahis ve medyumluk yöntemiyle yapılan dolandırıcılık faaliyetlerinde kullanıldığı ortaya çıktı. Bunun üzerine A.Ü. ve babası hakkında dava açıldı. Şüpheli sıfatıyla yargılanan baba-oğul, tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Hapis Yatan Adam (2)

BABA OĞUL AYNI CEZAEVİNDE KALDI

Toplamda 2,5 yıl cezaevinde kalan A.Ü. ve babası, bu sürenin 1 yılını Eskişehir H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda aynı koğuşta geçirdi. Yaşanan süreç, A.Ü.’nün sosyal ve ekonomik hayatını derinden sarstı.

A.Ü.’nün iddiasına göre, dolandırıcılık mağdurlarından birinin mahkemeye sunduğu ses kaydı sonrası yapılan incelemelerde asıl şüpheli tespit edildi. Bu gelişmenin ardından söz konusu kişi tutuklanırken, A.Ü. ve babası tahliye edildi.

20 YILA KADAR HAPİS CEZASI

Tahliye sonrası Eskişehir’de yeniden hayat kurmaya çalışan A.Ü., halen devam eden dava süreçleri nedeniyle büyük bir endişe yaşıyor. Türkiye’nin farklı illerinde mağdurların bulunduğunu ifade eden A.Ü., toplamda 20 ayrı dosyada yaklaşık 400 bin TL’lik bir mağduriyetin söz konusu olduğunu belirtti.

Devam eden davalar nedeniyle yeniden yargılanma ihtimali bulunan A.Ü., 20 yıla kadar hapis cezası ile karşı karşıya kalabileceğini dile getirdi. Olay, IBAN paylaşımının doğurabileceği ciddi hukuki sonuçları bir kez daha gözler önüne serdi.

Yaşadıklarını anlatan A.Ü şu ifadelere yer verdi:

2020'de bir kardeşimiz aynı yerde çalıştığımız, arkadaşımız, kardeşimiz dediğimiz bir insan yüzünden bunlar oldu. ‘Hesabımızda bloke var, hesabımıza gelecek parayı bize verir misin' dediğinde, hiçbir menfaat elde etmeden, bir tek sigara bile almadan parasını çekip verdik. Aldım verdim, aldım verdim; hiçbir menfaat elde etmedim. Onun sonrasında suçsuzluğumuzu ispatlayamadık. İsmini ilk başta 'Mehmet' olarak biliyorduk, isminin başka bir isim olduğunu öğrendik. Mahkemelere dedik ki 'bu şahıs' ama delil yetersizliğinden serbest kaldı. Tek şikâyetçisi ben değilim 3-5 kişi var. Bu dolandırıcı zaten 2014'ten beri sabıkaları olan bir şekilde devam ediyor. Mahkemelere çıkıyorum, diyorum ki 'bu şahıs'. Bir mahkemede tanık olarak dinlendi, sanık sıfatına hiç girmedi. Direkt ceza aldım, hüküm yedim. Ondan sonra dosyalar böyle arttıkça, mahkemelerde hakim beyin kanaati ki doğal olarak herkes aynı kanaati kullanabilirdi sabıkasından dolayı 'yapmıştır' olarak ceza yemeye başladık. Yani IBAN mağduru olduğumuzu anlatamadık.

En son bir mahkememizde bir müştekinin aldığı ses kaydıyla bu şahıs olduğunu ispatlayabildik ve şahıstan aldığımız ses, analiz raporuna sonrası bu şahıs olduğu anlaşıldı. Hüküm yedi, ben ve babam beraat aldık. Şimdi şu an açıkta 7 tane dosyamız var. Babamın birçok dosyası var, toplam 20 tane dosya diyebiliriz. Yani şimdi şu an UYAP'ı açtığımda insan utanıyor. İnsanın toplum içine çıkabilecek yüzü kalmadı. Şimdi şu an bulunduğumuz bu evde düzen kuruyorum. Cezaevine girdiğimde önceki eşyalarım hep kayboldu, çalındı. 'Hesabımda bloke var abi, bana akrabamdan para gelecek, arkadaşımdan para gelecek' bu şekilde, hesaba 700 TL de geldi, 88 bin TL de. Çok davaya girdim, bu ay benim 5 tane mahkemem var. Şimdi şu an nereden baksanız bir 15-30 yıl yatma ihtimalim var. Tek kandırdığı müşteki ben değilim, mağdur ben değilim. Benim bütün herkese çağrım, kimse kimseye güvenmesin. Güvenilecek hiçbir yan kalmamış. Herkesin bir menfaati, herkesin bir çıkarı var. Kimse çıkarsız kimseye yaklaşmıyor. Eşim perişan oldu, babam perişan oldu. 71 yaşındaki babamla aynı cezaevinde yatmak kötü bir şey.

71 yaşındaki baba ise şu sözleri kullandı:

"Polatlı tarafında yaşıyordum. Sizler gibi genç insanlar dedi ki, 'Ali dayı, bizim resmimizi yapar mısın' dedi. Ben de 'Yaparım' dedim. Derken bunlarla bayağı bir haşır neşir olduk. Ondan sonra samimi olduk. Daha sonra, 'Bir yemek yemeye gidelim' dediler ben de kabul ettim. Orada yemek yedikten sonra tekrar dışarı çıktık. Dışarı çıktığımızda bana tehditte bulundular. 'Bak eğer bizimle alakalı herhangi bir sorun olursa, eğer bak herhangi bir birisine, polis karakoluna bizim ismimizi verirsen, senin torunundan başlarız, oğlundan en son sana geliriz. Kan çıkacak bunda' dediler. Böyle tehditte bulundular. Ben de çocuklarımın, torunlarımın korkusundan en sonunda, 'Madem öyleyse tamam' dedim. Banka kartlarımı verdim, şifresini verdim. Ben de çok zor durumlarda kaldım. En sonunda cezaevine düşünce mağdur oldum, cezaevinde yattım çıktım. 2 ay sonra tekrar yine cezaevine girdim. Bunların yüzünden. Bu IBAN'dan dolayı. Evet, oğlumla da aynı koğuşta yattım, aynı cezaevinde. KOAH, astım, şeker ve kalp hasatlıkları var bende, yardım bekliyorum."

Kaynak: İhlas Haber Ajansı