Kent Tarım Bahçecileri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Zekeriya Çallı, hobi bahçelerinin birçok ülkede yasal olduğunu belirterek Türkiye’deki mevcut durumun belirsizlikler içerdiğini söyledi.

Hobi Bahçesi (5)

Çallı, “Hobi bahçeleri dünyada 104 ülkede yasal. Yani yasallaştırmışlar. Anayasal bir şekilde insanların haklarını vermişler. Çünkü hobi bahçeleri temel bir ihtiyaçtır, temel insani bir ihtiyaçtır. Fakat bizim ülkemizde maalesef kaçak durumda bu yapılar. Çünkü bununla ilgili bir çalışma yok. Çalışmanın olmamasından dolayı da insanlarımız eziyet çekiyor. Mesela bu bulunduğunuz hobi bahçeleri, burası elektriği, suyu olmayan; elektriği, suyu varken kesilen bir hobi bahçesi. Yani önümüz yaz, bahar geldi; burada yıllardır diktiğimiz ağaçlar var, bitkiler var. Yani bunlar yanacak sulamazsak, ölecek. Şimdi yeni çıkacak yasaya gelirsek, yeni çıkacak yasada diyor ki: "Bari şimdiye kadar yapılanları affedelim, bundan sonra hiç yaptırmayalım." Ama dünyaya baktığımız zaman hobi bahçelerinin psikolojiye, iklime, sosyolojiye, kültüre, yani tarımsal üretime, ekonomiye katkısı olduğu zaten bilimsel olarak ispatlanmış. Yani dünyanın farklı ülkelerindeki yaşayan insanlar, farklı ülkelerin halkları bizden daha mı üstün? Yani neden bize, bizim halkımıza reva görülmüyor? Neden bizim halkımıza bir yasa çıkartılarak "Tamam, insani hakkınızı teslim ediyoruz" denilmiyor? Yani Türk halkı, bizim Türkiye Cumhuriyeti halkı diğerlerinden daha mı alt seviyede? Bunları hak etmiyor mu yani? Bu çelişkili bir durumdur. Bir de yeni çıkacak yasada yeterince açıklanmayan kısımlar var, onlardan da bahsedeyim. Mesela burası yaklaşık 160 bahçelik bir hobi bahçesi. Şöyle arkanızı döndüğünüzde görebilirsiniz, bazı hobi bahçelerinde yapı yok. Şimdi "mevcutlar" kelimesinden kasıt; eğer "Şimdiye kadar yapılan yapılar yapıldı da bundan sonra yaptırmayacağız" demekten, yani mevcutlar kelimesinden kasıt; "Bu yapılan yapıları tamam affettik ama yan tarafındaki boş bahçeye yapı yaptırmayacağız" demek mi? Yani ne olacak o zaman? Yani burası mesela 160 bahçede 80 tane ev var, 80 tanesi boş mu kalacak? Oraları para verip alan insanlar mağdur mu olacak? Bunların da bir açıklığa kavuşturulması lazım. Bizim için önemli olan bizim insanımızın temel insani ihtiyaçları belirlensin, yasalarımız buna göre düzenlensin. Yani değişen durumlara, değişen insani ihtiyaçlara göre yasalarımız yeniden düzenlensin.
Bizim istediğimiz; köyler gibi, eskiden olduğu gibi mahalleler gibi, mezra ya da belde gibi bu tür yerler gibi bir statü oluşturulması bizim için. Yani bu statü de ne olabilir? İşte "Kent Tarım Bahçeleri" adı altında bir statü verilebilir bize. Böyle bir statü verildiği takdirde de buraların sorunu çözülür. Yani mevcut beklediğimiz, şu an mecliste görüşülen yasa bu şekilde çıkarsa biraz sakat bir şekilde çıkacak, eksik bir şekilde çıkacak. Yani bizi belediyelerle veya yetkili, uygunluk belgesi verebilecek yetkili kurumlarla karşı karşıya getirecekler. Bunu istemiyoruz. Çok kapsamlı, dediğim gibi bir bilimsel inceleme ve araştırma komisyonu kurulsun, düşünülsün bunun üzerinde; aceleye getirilmesin, oldu bittiye getirilmesin ve Türkiye'deki 5 milyon hobi bahçesi sahibinin, aileleriyle birlikte 20 milyon bu işten etkilenen kişilerin problemleri çözülsün” dedi.

Hobi Bahçesi (3)

“Buralar ekonomiye kazandırıldı”

Hobi Bahçesi Başkanı Bayram Karataş ise alanın geçmişte atıl durumda olduğunu belirterek, “"Burası 50 bin metrekare bir yerdir. Burasının ilk halini görseydiniz harbiden bura bambaşka bir yerdi. Çöplük halindeydi. Burada biz yüzlerce kamyon toprak taşıyarak burayı bu hale getirdik. Maalesef şu an öyle muameleler görüyoruz ki yanlış bir iş yapmışız gibi bir muamele görüyoruz. Ama biz burayı güzelleştirdik. İnsanların yaşayabileceği, bir şeyler ekebileceği bir yer haline getirdik.
Biz belediyeden teşekkür beklerken, atıl bir yeri insana kazandırdınız, böyle şeyler yapıyorsunuz teşekkür beklerken maalesef öyle bir muamele gördük ki yıkımlarla karşı karşıya kaldık. Çok ağır öyle bir cezalar geldi ki 5 milyondan bahsediyoruz, 7 milyondan bahsediyoruz falan. Bunları atlattık, hamdolsun mahkemeler bizi haklı gördüler. Öyle bir haklı gördüler ki 5 milyon, 4 milyon iptal ettirdiler. Ama buna rağmen tarımdaki bazı yetkililer dediler ki: 'Nasıl olur o mahkemeler bu cezaları iptal ederler? Onları ödeyeceksiniz.' dediler. Resmen dediler bunu bize, makamlarında dediler bunu mesela. 'Orada gayrimeşru işler de dönüyor.' dediler. Masa başında oturup ayağı toprağa değmeyen insanlar oradan bize müdahale etmeye çalışıyorlar. Halbuki işin aslı o değildir.
İşin aslı burada görüyorsunuz; lüks bir evimiz yoktur, havuzumuz yoktur. Kesinlikle öyle bir derdimiz yok, öyle bir olanağımız da yok zaten. Buradaki insanların hepsi emekli maaşından arttırıp, tazminatını alıp gelip burada yapı yapan insanlardır. Kesinlikle. Yani burayı hobi bahçesi olarak görüyorlar ama hobi bahçesi değil, biz burayı yaşantı alanı haline getirdik.
Hobi başka bir şeydir; görüyorsunuz sağda solda villalar yapmışlar, havuzlar yapmışlar, ha onları yıkabilirsin arkadaş. Ben varım onda, kabul sonuna kadar destekçinizim. Ama benim burada ektiğim soğanı, domatesi, patatesi sen burada suyumu elektriğimi kesip de orada çürütemezsin. Kim olursan ol. Biz burada insanız. Biz seçim zamanı o milletvekillerini kırmızı plakaya verip gönderiyoruz ya Meclis'e, şu anda hepsine ulaşmaya çalışıyoruz, hiçbiri bize dönmüyor. Niye dönmüyor? Hepsi bize sağır oldular, kör oldular, dilsiz oldular. Böyle bir dünya yok. Seçim zamanı gelip de ayağımızın dibine kadar gelen insanlar şu an bizimle muhatap olmuyorlar.
Dertleri ne? Biz milletiz, sen benim vekilimsin arkadaş. Geleceksin buraya, benim sesimi duyacaksın. Şu andaki yönetimdeki şahıslar bizi görmüyorlar. Bize öyle bir muamele ediyorlar ki harbiden şöyle bazen bakıyoruz; 'Hakkaten biz bu ülkenin vatandaşı değil miyiz ya?'. Biz Suriye'den, Afgan'dan gelip de buraya çökmüş insanlar değiliz. Kesinlikle paramızı verdik, evimizi yaptık, tarım yapıyoruz. Şu anda kendi şahsıma sıfırdan ektiğim 130 tane ağacım mevcut. Geçen yazın Ağustos'ta geldiler elektriğimi suyumu kapattılar. Benim burada tonlarca mahsulüm; domatesim, salatalığım hepsi burada çürüdü. Burada beslediğimiz canlı hayvanlar vardı. Kimse buraya gelemediği için, elektrik su kesildiği için çoğu öldü. Hani nerede insan haklarını, hayvan haklarını savunan insanlar? Nerede o insanlar? Lafa gelince kameraların önüne gelince 'Ooo' hemen böyle yapalım ama insana, iş söz konusu millet olduğu zaman kimseyi bulamıyorsunuz arkadaş. Şu anda yetkililerden beklediğimiz acil bir çözümdür. Yıkmayacaklarını söylüyorlar, şöyle yapacağız böyle yapacağız diyorlar ama biz resmi bir şey istiyoruz. Gelsinler ölçsünler, biçsinler; bizi bir şekilde bir kılıfa uydursunlar yani yasada bunun karşılığı yok ise işin gerçeği. Durum bundan ibarettir. Yani kesinlikle buradaki insanların mağdur olmasını hiçbir vicdan kabul etmez ne olursa olsun” ifadelerini kullandı.


“Ben burada hayat buluyorum”

Bahçe sahiplerinden Sevgi Karahan ise alanın kendisi için önemli bir yaşam alanı olduğunu belirtti. Karahan, “Ben burada hayat buluyorum. Dört duvarın arasında nefes alamıyorum. Ben 22 yaşında evladımı trafik kazasında kaybettim. Eşim bana burayı oyalanmam için aldı. Buraya yaptığımız masrafı eşim ek işe girerek ödedi. 20 bin lira emekli maaşı alıyoruz. Eşim tekrar ikinci bir işe girerek buranın masrafını ödemeye çalıştı. Dört duvarın arasında nefes almak gerçekten çok zor. Biz kadınlar için daha çok yük oluyor. Yani ben buranın taşını, toprağını, otunu, çöpünü toplarken nefes aldığımı hissettim. Evde kimseyi görmek istemiyordum, kimseyle konuşmak istemiyordum. Tamamen psikolojik olarak çökmüştüm, psikiyatri ilaçları kullanıyordum ama ben buraya geldikten sonra hepsini bıraktım. Buradaki ortam çok farklı bir ortam. Komşularım çok iyi. Kim çay demlerse birer bardak ikram ediyoruz. Kim mangal yaparsa birer parça getirip ikram ediyorlar. Kimin domatesi önce olduysa o koparıp ona ikram ediyor, kimin biberi önce olduysa o koparıp ona ikram ediyor. Buralarda hiç öyle yani kimse kimseyi rahatsız etmiyor, kimse kimsenin sınırını aşmıyor. Biz burada çok mutluyduk ama ben şimdi 15 gündür elimden telefonu bırakamıyorum. Uyku uyuyamıyorum. Acaba ne haber çıkacak? Acaba ne olacak? Acaba nasıl olacak? Çünkü bizim bütün umudumuz bu.
Artık yaz geldi, bahar geldi. Evlerde iki karış balkonlardan böyle kafayı uzatıp bakmaktansa buraya gelip nefes alıyoruz biz. Yani bizim kötü bir niyetimiz yok. Kimsenin malına da gelip çökmüş değiliz. Devlet arazisi değil. Biz paramızı verdik, buradan aldık. Hakkımız olanı kadarını aldık yani. Kimsenin hakkıyla bir işimiz yok” dedi.

Kaynak: Resul Umut Budak