Çanakkale’de 1992 yılında adına işe giriş bildirgesi düzenlenen ancak prim yatırılmayan bir vatandaşın açtığı dava, sosyal güvenlik hukukunda emsal niteliğinde bir kararla sonuçlandı. Emeklilik hayali kuran binlerce kişiyi ilgilendiren dosyada süreç yargı koridorlarına taşındı. Vatandaş, sigorta başlangıcının bildirgenin verildiği tarih olarak kabul edilmesini talep etti. Yerel mahkeme ve bölge adliye mahkemesi davacıyı haklı bularak karar verdi. Ancak temyiz aşamasında dosyanın seyri değişti. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, alt mahkemelerin kararını bozarak yeni bir içtihat oluşturdu. Yüksek Mahkeme, sadece kağıt üzerindeki işlemlerin sigortalılığı başlatmaya yetmeyeceğini belirtti.

Bildirge Yetmez, Fiili Çalışma Şart

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, sadece işe giriş bildirgesi verilmiş olmasının sigortalılığın başladığını ispatlamaya yeterli olmadığına hükmetti. Kararda, emeklilik yaşını ve tarihini öne çekmek isteyen sigortalıların, fiilî çalışmayı bordro, prim ödemesi veya resmi kayıtlarla açık ve tartışmasız şekilde kanıtlaması gerektiği vurgulandı. Çalışmanın varlığının somut verilerle desteklenmesi istendi. Sosyal güvenlik sisteminin suistimale açık yapısının önüne geçilmesi hedefleniyor. Mahkemelerin, iddiaları titizlikle araştırması gerektiği belirtiliyor.

Araştırma İlkesi ve Tanık Beyanları

Yüksek Mahkeme, sosyal güvenlik davalarında resen araştırma ilkesinin geçerli olduğunu hatırlatarak, mahkemelerin yalnızca taraf beyanlarıyla karar veremeyeceğini belirtti. Hakimlerin gerçeği ortaya çıkarmak için geniş yetkilerini kullanması gerektiği ifade edildi. Davalı iş yerinin faaliyet gösterdiği döneme ilişkin olarak; komşu iş yerleri, belediye, zabıta, maliye ve meslek odaları kayıtları üzerinden ayrıntılı inceleme yapılması gerektiği savunuldu. Sadece şahitlerin sözlerine dayanarak verilen kararların hatalı olabileceği uyarısı yapıldı.

Somut Delil Yetersizliği ve Bozma Gerekçesi

Dosyada ilgili döneme ait bordroların bulunmadığı, dinlenen tanıkların ise davacıyı hatırlamadığına dikkat çeken Yargıtay, çalışmayı doğrulayacak daha güçlü ve somut delillerin toplanmasının zorunlu olduğunu kaydetti. İspat yükümlülüğünün yerine getirilmediği kanaatine varıldı. Türkiye gazetesinde yer alan habere göre Yargıtay, uyuşmazlık konusu dönemde aynı iş yerinde ya da çevrede çalıştığı tespit edilen kayıtlı çalışanlar ve iş yeri sahiplerinin belirlenerek ifadelerine başvurulmasını istedi. Eksik araştırma ve incelemeyle hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtildi.

Dosya Yeniden Yargılama İçin Döndü

Temyiz incelemesi sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırıldı ve dosya yeniden yargılama yapılmak üzere yerel mahkemeye gönderildi. Hukuki süreç baştan başlayacak ve deliller yeniden toplanacak. Bahsi geçen kararla birlikte, geçmişte fiili çalışmaya dayanmadan yapılan sigorta girişleriyle emekli olma ihtimali önemli ölçüde zorlaşırken, emeklilik davalarında ispat yükümlülüğü daha sıkı kriterlere bağlanmış oldu. Vatandaşların, çalışma geçmişlerini belgelerle kanıtlaması önem arz ediyor. Emeklilik planları yapanların, prim günlerini ve hizmet dökümlerini dikkatle kontrol etmesi gerekiyor.

Kaynak: Gerçek Gündem