Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Nisan ayı meclis toplantısında 2025 yılı faaliyet raporu görüşüldü.
Toplantıda söz alan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, hazırlanan faaliyet raporunun şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda hazırlandığını belirterek emeği geçenlere teşekkür etti.
"FAALİYETLERİN YÜZDE 100'ÜNÜN TUTMUŞ OLMASINI SORGULUYORSUNUZ"
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt şu ifadeleri kullandı; "Şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda hazırlanan idare faaliyet raporunda 2025-2029 stratejik planı ile uyumlu olarak 2025 yılında gerçekleştirdiğimiz tüm faaliyet ve proje bilgilerine, harcama tutarlarına, performans göstergelerinin gerçekleşme durumları ile meydana gelen sapmaların nedenlerine dayalı bir şekilde önümüze getirilmiştir. Yani yıllardır söylediğimiz şeffaf, denetlenebilen, denetlemeye açık bir faaliyet raporunun hazırlanması ve önümüze getirilmesi takdire şayandır.
Özellikle performansta 103 göstergenin %100 ve üzerinde gerçekleşmiş olması bu çalışan dostlarımızın başarısıdır, kutluyorum. 16 performans %50 ve %99 aralığında tamamlanmıştır. Sadece 8 performans %50’nin altında olmuştur. Şimdi bu nedenle gerçekten yapılan eleştirilerin hangi amaçla yapıldığını anlamak oldukça zordur. Bütçe, faaliyet, performans ve diğer göstergelerin tamamı bir yıl önceden hazırlanan ve bir yıl sonra uygulamaya koyulan işlerdir. Sanki hükümetin bütçesi tuttu, sanki hükümetin orta vadeli programı tam %100 tuttu, efendime söyleyeyim enflasyon hesapları tuttu, belediyelerden öngördüğü, bir yıl önce öngördüğü faaliyetlerin %100’ünün tutmuş olmasını sorguluyorsunuz ki bu çok doğru bir iş değil.
"ESTÜ'YE TRAMVAY ULAŞIMININ SAĞLANMASIYLA İLGİLİ ÇALIŞMANIN NEDEN YAPILMADIĞINI DEVLETE SORACAKSINIZ"
Türkiye’nin ekonomisi bozuk, Türkiye kötü yönetiliyor. Türkiye’nin bu ortamında belediyelerimizin üstündeki baskı, silkeleme ve operasyonlara rağmen gerçekleştirdiği işler taahhüt ettiklerinin %85 üstünde gerçekleşmiş ki bu bence başarıdır, kutlamak gerekir. Sapma oranının %12-15 arasında olduğunu söylüyor Özlem Hanım. E bu da olsun. Bazı kalemlerde, bazı işletmelerde bu sapma mümkündür ve bunu biz niçin sapmış onu da faaliyet raporlarında göstermişiz. Örneğin en büyük sapmayı açıklayın, hesabını verin diyor; ESTÜ Üniversitesine tramvay ulaşımının sağlanmasıyla ilgili çalışmanın niçin yapılamadığını bize değil, Devlet Hava Meydanlarına soracaksınız. Niçin yaptırılmadığını oradan öğreneceksiniz ve ondan sonra da bu miktar sapmanın nereden kaynaklandığını çok doğru bir biçimde anlayacaksınız. Belediyemize ait 8 şirketle ilgili ciddi açıklamalar var. Bu şeffaf belediyeciliğin en somut örneklerinden birisidir. Şimdiye kadar yapılmayan bu açıklamaları görmek ve Büyükşehir Belediyemizin şirketlerinin durumunu da meclis üyeleri ve halkımız tarafından görülmesi bence özgüvenin en önemli parçalarından birisidir.
"ALGI BELEDİYECİLİĞİ FARKLI BİR TABİRDİR"
Bazı işler gerçekleşmemiş, niye gerçekleşmemiş? Çünkü piyasa kötü, piyasa kötü olunca kadın kooperatifleri çalışamaz noktaya gelmiş. Kadın kooperatifleri ile Büyükşehir Belediyesinin yapmayı planladığı iş yapılamamış. Bu noktada yine kusurun, kabahatin başka yerde aranması gerektiğini vurgulamak isterim. Algı belediyeciliği farklı bir tabirdir. Büyükşehir Belediyemizde algı belediyeciliği değil, halkçı belediyecilik yapılıyor. Halkın ihtiyaçlarını karşılayacak; halkın gerçekten eğitim, sağlık, yemek, içmek gibi temel sorunlarına çözüm arayan bir belediyecilik uygulaması yapılmıştır. Bunu da gerek Halk Market’ten, Halk Ekmek’ten, Halk Et’ten ve üreticilere verilen tohum vesaire gibi desteklerden bunları görmek mümkündür. Bunun siyasi ikballe değerlendirilmesi, siyasi ikballe ilgili herhangi bir algı çalışması yapıldığının vurgulanması hiç de doğru değildir. Siyasi ikbal beklentisi belediye başkanımızın birinci derecede bir beklentisi değildir. Çünkü zaten büyükşehir belediye başkanı olmuştur, artık onun bazı şeylere ihtiyacı kalmamıştır.
"KENTEL DÖNÜŞÜMLE İLGİLİ NE YAPTINIZ?"
Kentsel dönüşümle ilgili ne yaptınız, kentsel dönüşümle ilgili ne yaptırdınız diye sormak lazım. Çünkü yıllardır yapılması gereken kentsel dönüşümleri yapmadan piyasadan ve belediyelerden kentsel dönüşüm hesabı sormaya çalışıyorsunuz. Bu doğru bir şey değildir. Piyasa güvenli olsa; hukuki anlamda, mali anlamda piyasada bir güven olsa bir ay önce yapılan ihaleye katılan olurdu. Ama müteahhitler bu piyasanın güvensizliğinde betonu kaça alacak, demiri kaça alacak, çimentoyu kaça alacak bilmediği için bu işlere maalesef girmiyor.
İşçi kardeşlerimizin sokaklarda, yollarda, duraklarda beklemesine üzüldüğünüze çok sevindim ben, memnun oldum. Gerçekten biz de üzülüyoruz çünkü işçi kardeşlerimizin yaşam standardını yükseltmek, onların geçinebileceği ücretleri vermek devletimizin birinci derecede görevidir. 23 yıldır kalkınan bir Türkiye’de, refah seviyesi yükseldiği iddia edilen, uçtuğumuz savunulan bir Türkiye’de işçi kardeşlerimizin hala organize sanayide açlık sınırının altında ücretle çalışıyor olması büyükşehir belediye başkanından değil, sizden sorulacak bir hesaptır diye düşünüyorum. Tespitlerin doğru yapıldığı, anlatımların uygun olduğuna dair bir cümle kullandınız ki buna da teşekkür ederim; doğru bir yaklaşımı doğru demek doğru bir yaklaşımdır, bunu kabul etmek lazım.
"23 YILDIR BUNU ÇÖZEMEDİNİZ"
Personel çalıştırma biçimleri konusuna gelince. Çeşit çeşit çalışma statüsü olduğu sürece hiç kimsenin ekonomik olarak tatmin olması mümkün değildir. Aynı işi yapan sözleşmeli var, kadrolu var, devlet memuru var, part-time var, az zamanlı var, çok zamanlı var. Böyle bir çalışma düzeni olmaz. 23 yıldır bunu çözemediniz. Çözmek zorundasınız. Ya çalışan vardır ya işveren vardır ama arada onlarca statü var.
Bu statüler kalkmadığı sürece kimisi 5.000 lira maaş alır; örneğin tam zamanlı, yarım zamanlı veyahut da özel okullara gelip giden öğretmenlerin durumu budur. Ama 100.000 lira alan öğretmen de vardır. Şimdi bunun hangisi doğru, hangisi belediyeden sorulur, hangisinden büyükşehir belediye başkanı sorumludur; bunları değerlendirmek önemli.
Personelde dayı, amca, yeğen filan işini siz Ankara'ya soracaksınız. Murat Mercan'ın akrabalarına soracaksınız. Kim nerede nasıl çalışıyor, nasıl ülkeyi yönetiyor; onları sorun, ondan sonra bana gelin. Ondan sonra bana gelin, önce onları bir sorun. Şimdi dayı bakan, amca genel müdür, öteki yönetim kurulu üyesi, beriki bilmem ne, sonra da diyorsunuz ki işçi almışım. İşçi yani bunları keseceksiniz, o işi bu nitelikle ortaya koyacağız.
Özellikle ilçelerden kesilen ve ilçelerden Büyükşehir'e ya da ESKİ'ye aktarılan para yasal bir paradır. Bu para belediyenin takdiriyle uygun yerlerde kullanılır. 54 milyon Sarıcakaya'dan kesildiyse 54 milyon oraya harcanacak diye bir kural yok. Ama Sarıcakaya'ya Büyükşehir Belediyesinin harcadığı para ondan daha çok. Dolayısıyla bunu karşılaştırma noktasında hata yapmamak lazım. Ben bu doğrultuda uygun ve denetlenebilir bir faaliyet raporunu hazırladığı için önce başkana, meclis üyelerine, çalışanlara çok teşekkür ediyorum. Cumhuriyet Halk Partisi adına da olumlu oy kullanacağımızı belirtmek istiyorum."




