Türkiye genelinde gözlemlenen demografik dönüşüm, sosyal güvenlik sisteminin geleceği adına yeni adımların atılmasını zorunlu kılıyor. Son verilere göre 65 yaş ve üzeri nüfus oranı yüzde 10,6’ya yükselerek tarihi zirveye ulaşırken, söz konusu artış yetkilileri harekete geçirdi. Bazı illerde oranın yüzde 20’nin üzerine çıkmasıyla birlikte, yaşlı bakım hizmetlerinin finansmanı konusu öncelikli gündem maddesi haline geldi. Mevcut tablo karşısında, yaşlı bireylerin ihtiyaçlarına yönelik kapsamlı bir sigorta mekanizması için hazırlıklar başladı.
Şanlıurfa İstatistiklerde Tek Başına Kaldı
Resmî verilere yansıyan rakamlar, doğurganlık hızındaki sert düşüşü ve yaşlanma eğilimini doğruluyor. İstatistikler incelendiğinde toplam doğurganlık hızının 3 çocuk ve üzerinde olduğu il sayısı ciddi oranda geriledi. Geçmiş veriler 2017 yılında bu kriteri karşılayan 10 il bulunurken, 2024 itibarıyla bu seviyeyi yakalayabilen tek il Şanlıurfa oldu bilgisini içeriyor. Uzmanlar tarafından hazırlanan nüfus projeksiyonları, söz konusu eğilimlerin sürmesi halinde gelecekte nüfusun büyük bölümünün yaşlılardan meydana geleceğini ortaya koyuyor.

2026 Yıllık Programı İle Yeni Yol Haritası
Yaşlı nüfusun artan ihtiyaçlarını karşılamak adına planlanan düzenleme, Cumhurbaşkanlığı’nın 2026 Yıllık Programı içerisinde kendisine yer buldu. Hazırlanan programda, bakım hizmetlerinin finansmanının kesintisiz sürdürülebilmesi adına uzun dönemli bakım sigortası altyapısının kurulacağı ifade edildi. Modelin devreye girmesiyle evde hemşirelik, hasta bakıcı ve fizik tedavi hizmetleri ile birlikte tıbbi ekipman desteğinin vatandaşlara sunulması hedefleniyor.
Nörolojik Rahatsızlıklar Güvence Altında
Tasarlanan bakım sigortası, mevcut genel sağlık sigortasına benzer bir yapıda kurgulanarak sisteme entegre edilecek. Yeni modelde özellikle demans, Alzheimer ve Parkinson gibi sürekli bakım gerektiren nörolojik hastalıkların takibi öncelikli kapsam alanında bulunacak. Yaşlı bireylerin bakımevinde ya da kendi konutlarında alacakları hizmetlerde ortaya çıkan maliyetlerin önemli kısmının devlet tarafından karşılanması öngörülüyor.


