2026 yılında uygulanacak maaş zamları için geri sayım sürerken kamuoyunun nabzını tutan önemli bir araştırma yayınlandı. Metropoll Araştırma tarafından gerçekleştirilen çalışma, toplumun ekonomik beklentilerini sayısal verilerle gözler önüne serdi. Türkiye genelinde vatandaşların alım gücü konusundaki talepleri kasım ayı anket sonuçları ile resmiyet kazandı. Farklı siyasi görüşlere sahip bireylerin ortak bir paydada buluştuğu anket, geçim sıkıntısının boyutlarını ortaya koyuyor. Araştırma verilerine göre halkın büyük bir kesimi, mevcut ekonomik koşullarda yüksek oranlı bir iyileştirme yapılmasını zorunlu görüyor.
Metodoloji ve Toplumsal Uzlaşı Rakamları
Anket çalışması, 28 ilde tabakalı örnekleme ve ağırlıklandırma yöntemi ile titizlikle yürütüldü. Saha çalışmaları kapsamında 15-21 Kasım 2025 tarihleri arasında bin 830 kişiye fikri soruldu. Vatandaşlara yöneltilen “Asgari ücret en az ne kadar olmalıdır?” sorusu net bir konsensüs ile yanıtlandı. Katılımcıların yüzde 74,5’i “Yüzde 50 zamla 33 bin 150 TL’ye yükseltilmeli” cevabını verdi. Ortaya çıkan tablo, toplumun dörtte üçünün asgari geçim tutarı konusunda hemfikir olduğunu gösteriyor. Söz konusu talep, artan yaşam maliyetleri karşısında vatandaşın beklentisini yansıtıyor. Ekonomik şartların zorluğu, maaş artış oranlarındaki beklentiyi yukarı çekmiş durumda. Anılan rakam, geniş kitlelerin kırmızı çizgisi olarak değerlendiriliyor. Veriler, asgari ücret pazarlıkları öncesinde masadaki en güçlü argümanlardan birini oluşturuyor.
Düşük Oranlı Zam Beklentileri
Araştırma sonuçları, düşük oranlı zam beklentilerinin oldukça zayıf kaldığını kanıtlıyor. Verilere göre Yüzde 10’luk zamma destek verenlerin oranı yüzde 4,3’te kaldı. Benzer şekilde “yüzde 20” diyenlerin oranı yüzde 4,4’te kalarak azınlıkta yer aldı. Enflasyon endeksli artış senaryoları da vatandaş nezdinde yeterli kabul görmüyor. Yıllık enflasyon oranına denk gelen yüzde 33’lük artışı savunanlar da yüzde 10,5’i buldu. Geriye kalan yüzde 6,3 fikir belirtmedi veya kararsız kaldı. Düşük oranları savunan kesimin azlığı, hayat pahalılığının etkisini doğruluyor. Halkın büyük çoğunluğu resmi enflasyonun üzerinde bir refah payı talep ediyor. Mevcut veriler, ara zam formüllerinin yetersiz bulunduğuna işaret ediyor. Beklentilerin yüksek olması, belirlenecek rakamın önemini artırıyor.

Siyasi Parti Tabanlarında Ortak Talep
Metropoll’ün araştırması asgari ücret ve geçim sıkıntısı konusunda siyasi kutuplaşmanın değil, ekonomik gerçekliğin belirleyici olduğunu ortaya koydu. Parti tabanları incelendiğinde iktidar ve muhalefet seçmeninin benzer taleplerde bulunduğu görülüyor. İktidar kanadından AKP seçmeninin yüzde 66,2’si yüksek zam oranını destekliyor. Ana muhalefet tarafında ise CHP’lilerin yüzde 85,3’ü en az yüzde 50 zam yapılmasından yana görüş bildirdi. MHP’lilerin yüzde 68,6’sı da aynı şekilde maaşların 33 bin lira seviyesine çıkmasını istiyor. İyi Partililerin yüzde 77’si söz konusu artışın zorunlu olduğunu ifade ediyor. Ayrıca DEM Partililerin yüzde 82,4’ü de mevcut şartlarda yüzde ellilik artışı savunuyor. Siyasi kimlikler farklı olsa da mutfak harcamalarındaki yangın herkesi birleştiriyor. Parti aidiyetleri, geçim derdinin önüne geçemiyor. Rakamlar, tabandaki sesin ortaklaştığını net bir şekilde gösteriyor.
Enflasyona Endeksli Artışa Bakış
Enflasyon oranında artış isteyenlerin oranı parti bazında incelendiğinde yine düşük seviyeler göze çarpıyor. AKP seçmeninde yüzde 16,4 oranında bir kesim enflasyon kadar zamma razı görünüyor. Bahsi geçen oran CHP seçmeninde 4,3 seviyesine kadar geriliyor. Cumhur İttifakı ortağı MHP seçmeninde 10,5 oranında bir kitle enflasyon verisine işaret ediyor. Muhalefet kanadından İyi Parti seçmeninde 7,4’lük bir grup ilgili görüşü paylaşıyor. DEM Parti seçmeninde 4,6 oranında vatandaş resmi enflasyon artışını yeterli buluyor. Diğer parti seçmenlerinde ise 4,5 oranı kayıtlara geçiyor. Hiçbir parti tabanında enflasyona endeksli zammın çoğunluk desteği almadığı anlaşılıyor. Vatandaşlar satın alma güçlerinin korunması için daha radikal adımlar bekliyor. Toplumun genel kanaati, yapılacak zammın reel piyasa koşullarına uygun olması yönünde şekilleniyor.



