Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, düzenlediği basın toplantısında eğitim politikalarından emekli maaşlarına, Eskişehir’in yerel sorunlarından terörle mücadele konusuna kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu.

“Millet sandıkta cevap verecektir”

Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir şu ifadeleri kullandı: "Geçen hafta sosyal medyada ve birçok platformda karşımıza çıkan, millilikle alakası olmayan, hatta milli tüm odaklara savaş açmış Yusuf Tekin'in, Milli Eğitim Bakanı olarak yaptığı açıklamalarla başlamak istiyorum. Eskiden milli olan eğitim anlayışından bugün maalesef eser kalmadığını düşünüyorum. Sayın Bakan, bundan sonra Milli Eğitim müfredatında ‘Kurtuluş Savaşı’ ibaresinin kullanılmayacağını, yerine ‘Milli Mücadele’ ifadesinin tercih edileceğini beyan etti. Gerekçe olarak da ‘Neyden kurtuluyoruz? Bundan önce büyük Osmanlı İmparatorluğu vardı’ dedi. Kendisine bir tarihçi olarak hatırlatmak isterim. 1918 yılında Mondros Mütarekesi imzalandığında, ülke dört bir taraftan işgal edilirken Osmanlı Devleti fiilen sona ermişti.

Zafer Partisi3

Altı yüz yıl hüküm süren Osmanlı Devleti, Mondros Mütarekesi ve ardından Sevr Antlaşması ile hükmünü yitirmiş, Anadolu tamamen İtilaf Devletleri tarafından kuşatılmıştı. Türk milleti ise Kuvayımilliye'yi, ardından Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerini oluşturmuş, şanlı İstiklal Harbi'ni vererek 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti'ni ilan etmişti. Bu süreç, binlerce şehidin, on binlerce gazinin canı ve kanıyla, bir milletin yeniden millet oluşuyla şekillenmişti. Sizin ‘Kurtuluş Savaşı yoktur, bu sadece Milli Mücadele'dir’ demenizle bu gerçek değişmeyecektir. Zaten son dönemde Milli Eğitim'de millilikten uzaklaşan müfredat ve sistem değişiklikleri bize açıkça gösteriyor ki bir oyun sahneleniyor. Bu oyunun en önemli ayağı ise eğitimde yaşanan tahribattır. Bu nedenle Sayın Bakan'a, kalan kısıtlı süresinde yapabildiğini yapmasını tavsiye ediyorum. En fazla bir buçuk seneniz kaldı. Bir buçuk yıl sonra bu millet size sandıkta gerekli cevabı verecektir” diye konuştu.

“Uçan, kaçan Türkiye bu olamaz”

Demir, “Temmuz ayının ilk günlerinde emekli maaşlarına yapılan artış gündeme geldi. SSK ve Bağ-Kur emeklileri için yüzde 17,81 oranında zam yapıldığı, en düşük emekli maaşının ise 23 bin 552 lira olduğu açıklandı. Memur emeklileri için de yüzde 13,56 oranında zam kararlaştırıldı. Yapılan araştırmalara göre ülkemizde dört kişilik bir ailenin yalnızca gıdaya ulaşabilmesi için gereken açlık sınırı 35 bin 759 liradır. Buna rağmen milyonlarca emeklinin maaşı 23 bin 552 liradır. Yani bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? İnsanların yalnızca yaşayabilmesi için gereken rakam 35 bin 759 lirayken emekli maaşı 23 bin 552 liradır. Yoksulluk sınırı ise dört kişilik bir aile için 116 bin 478 lira olarak hesaplanmaktadır. Bu rakama gıdanın yanı sıra barınma, giyim, ulaşım ve eğitim gibi temel giderler de dahildir. Tekrar ediyorum; emeklinin yaşamaya çalıştığı maaş 23 bin 552 liradır. Uçan, kaçan Türkiye bu olamaz. Türkiye, gerçekten ehil eller tarafından yönetildiğinde çok daha müreffeh bir ülke olabilir. Ülkedeki kaynaklar adil şekilde dağıtıldığında bugün konuştuğumuz bu rakamların esamesi dahi okunmayacaktır” dedi.

“Türk milliyetçileri bu konuda hiçbir zaman taviz vermeyecektir”

Demir, “Geçen hafta İçişleri Bakanımız bir paylaşım yaptı. Bu paylaşımda, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi doğrultusunda 2 bin 763 kontrol noktasının artık aktif olarak kullanılmayacağını, özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde bulunan bu kontrol noktalarının kaldırıldığını ifade etti. Ülkemize son dönemde gelen dört Amerikan büyükelçisine dikkat çekmek istiyorum. Graham Fuller, Henri Barkey, Francis Ricciardone ve son olarak Tom Barrack. Süreçler devam ederken bu büyükelçilerin neler yaptığını hatırlamak gerekiyor. Graham Fuller'in 2002 yılında yazdığı Siyasal İslam'ın Geleceği kitabına değinmek istiyorum. Bu kitapların yalnızca bir kitap olmadığını, aynı zamanda bir CIA raporu niteliği taşıdığını da not etmenizi tavsiye ediyorum. Siyasal İslam'ın Geleceği adlı kitapta, ülkelerde liberalleşme ve demokratikleşme gibi fikirlere öncülük edilerek siyasal değişim ve reformlar yönünde hayati bir etki yaratılabileceği ifade ediliyor.

Zafer Partisi2

Ayrıca İslamcıların bu fikirlerin en etkili taşıyıcısı olabileceği, başka partilerin ve siyasal etkinliklerin temelini atabileceği belirtiliyor. Graham Fuller'in 2007 yılında kaleme aldığı Yeni Türkiye Cumhuriyeti kitabında ise Türkiye'nin bölgesel aktör rolünden vazgeçmemesi gerektiği ifade ediliyor. Kitapta, kamuoyunun zaman zaman kafası karışsa da Türkiye'nin yürüteceği dış politikaların eninde sonunda ABD'nin bölgesel çıkarlarına hizmet edeceğinin aşikâr olduğu yönünde değerlendirmeler yer alıyor. 2014 yılında yayımlanan Türkiye ve Arap Baharı kitabında ise Arap coğrafyası için Türkiye'nin bir rol model olacağına olan inancını dile getiriyor. Kitapta, ‘Ne Türkler, ne Araplar ne de İranlılar bir daha asla eskisi gibi olmayacak’ ifadelerine yer veriliyor. Son olarak, 1998 yılında Henri Barkey ile birlikte yazdığı Türkiye'nin Kürt Meselesi kitabını hatırlatmak istiyorum. Bu kitapta bugün yaşadığımızı söylediğimiz ikinci ihanet sürecine ilişkin; komisyonların oluşturulması, İmralı'ya heyetlerin gönderilmesi ve bu sistemin kurgulanmasına yönelik değerlendirmelerin yaklaşık 28 yıl önce kitaplaştırılarak kamuoyuyla paylaşıldığını görüyoruz. Bu çalışma, Türkiye'nin Kürt Meselesi adı altında dünyaya bir CIA raporu olarak sunulmuştur. 2013-2015 yılları arasında yaşandığını ifade ettiğimiz birinci ihanet sürecinde, hendek operasyonlarının gerçekleştiği dönemde 793 vatan evladımızı toprağa verdik. O süreçte de bugün de terörle müzakere değil, mücadele edilmesi gerektiğini defalarca ifade ettik ve etmeye devam ediyoruz. Türk milliyetçileri bu konuda hiçbir zaman taviz vermeyecektir” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Seren Çatalçam