Eskişehir Genç Rençberler Kurucu Başkan Yardımcısı Burak Kuşan, “Toprak Mahsulleri Ofisi'ne gittiğinizde arkada koca bir tabelada ‘Ofis çiftçinin dostudur’ yazar. TMO çiftçinin baş düşmanıdır. Şu anda açıkladığı fiyat bunu göstermektedir. Ofis kesinlikle çiftçinin dostu değildir” dedi.

“Buğdaya 16 bin 500 lira arpaya 12 bin 750 lira”

Eskişehir Genç Rençberler Kurucu Başkan Yardımcısı Burak Kuşan, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) 2026 yılı hububat alım fiyatlarını sert sözlerle eleştirdi. Kuşan, “Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) 2026 alım fiyatını dün açıkladı. Buğdayda 16.500 TL, arpada 12.750 TL ikinci sınıf buğday için fiyat belirlendi. Bizim beklediğimiz fiyat, en azından TÜİK’in vermiş olduğu o süslü, makyajlı %32 enflasyon oranının altında bir fiyat beklemiyorduk. Yani bu da ne kadara tekabül ediyordu? TÜİK’in rakamına göre söylüyorum; arpada 14.520 TL, buğdayda 17.820 TL. Peki bu yeter miydi? Hayır, yetmezdi. Çünkü biz tarım ürünleri ürün fiyat endeksi, Tarım-ÜFE'ye göre, yani bizim yıllık girdisel maliyetimiz ne kadarmış? %42.53’ün üzerindeki bir fiyat çiftçiyi kurtarırdı. Bu fiyat neydi? Arpada 15.678 TL, buğdayda da 19.241 TL. Çiftçilerimizin beklentileri bu yöndeydi. Kezâ ticaret borsalarında, Konya Ticaret Borsası'nda fiyat açıklanmadan önce bir gün, bir gün önce arpa 14.000 TL’den gitti. Devletimizin açıklamış olduğu fiyat 12.750 TL. Zaten piyasa kendi kendini fiyatlamıştı. Buğdayda aynı şekilde 16.300 TL’leri görmüştük Konya Ticaret Borsası'nda. Maalesef bu açıklanan fiyata da veremeyeceğiz. Öyle de bir sıkıntı var. Tüccara gittiğimizde, biz ticaret borsasına gittiğimizde bu 16.500 lira fiyatlar 15.000 seviyelerine düşecek. Arpada 12.750, 11.000 seviyelerine düşecek. Biz bunu görüyoruz. Geçen seneki verdiğimiz fiyattan belki biz buğdayımızı, arpamızı bu sene veremeyeceğiz TMO’ya” diye konuştu.

“Ofis çiftçinin dostu değil”

Kuşan, “TMO diyor ki açıklamış olduğu metinde: ‘TMO ürün bedeli ödemeleri, ürün teslimatına müteakip 45 gün içerisinde üreticilerin banka hesabına yatırılacaktır’ diyor. Sen bana ürününü vereceksin, ben sana paranı 45 gün sonra vereceğim Böyle bir ortamda çiftçi şu anda zaten harmanı bekliyor. Bütün borçlarını harmana göre endekslemiş. Çiftçi bir an önce ürününü satıp o parayı almak istiyor. Mazot borcu var, tohum borcu var, gübre borcu var, ilaç borcu var... Her yere borcu var. Elektrik faturası aydan aya geliyor çiftçinin. Bu borçlarını ödemek için peki çiftçi ne yapacak? Toprak Mahsulleri Ofisi'nden zaten 45 gün sonra alacağı parayı beklemeyecek. Ticaret borsasına gidecek. Ticaret borsasında bahsetmiş olduğum fiyatlara malını verecek, çiftçi maalesef yine ezilen taraf olacak. Toprak Mahsulleri Ofisi'ne gittiğinizde arkada koca bir tabelada ‘Ofis çiftçinin dostudur’ yazar. TMO çiftçinin baş düşmanıdır. Şu anda açıkladığı fiyat bunu göstermektedir. Ofis kesinlikle çiftçinin dostu değildir. Ben TMO yetkililerine de söylüyorum; silsinler o yazıyı, assınlar. Kesinlikle çiftçinin dostu değildir. Ve şöyle de bir şey var: TMO’ya biz analizlerinde 1. sınıf çıkan buğdayı, yeri geliyor 2. sınıf, 3. sınıf kategorisinin fiyatına veriyoruz. Neden? ‘1. sınıf kategorisindeki bizim silomuz doldu’ deniliyor. 2. sınıf, 3. sınıf fiyatları 250 lira daha aşağı oluyor. Biz 1. sınıf kaliteli buğdayımızı yeri geliyor 3. sınıf buğday kalitesi fiyatına veriyoruz. TMO’dan biz acilen ve acilen bu fiyatların tekrardan revize edilmesini ve çiftçilerimizin tarafına 45 günde yatırılacak paranın en azından 15 gün içerisinde yatırılmasını bekliyoruz” dedi.

“9 ay boyunca bir mahsulün gözüne bakıyoruz”

Kuşan, “Ekim ayında buğday, arpa hazırlıkları başlar. Aralık ayına da sarkar, arpayı buğdayı ekeriz. Taban gübresini atarız, ondan sonra üst gübresini atarız, ilacını atarız, bitki beslemesini yaparız. Daha sonrasında sulamasını gerçekleştiririz, Nisan ayında sulamalar başlar, Nisan Mayıs ayında sulamalarını gerçekleştiririz. Ve en son hasada, hasada geldiğimizde Haziran’ın son haftası, Temmuz’un ilk haftalarında hasat başlar Eskişehir bölgesinde. Yaklaşık 9 ay boyunca bir mahsulün gözüne bakarız. Aynı bir çocuğu beslediğimiz gibi ekinlerimizi besleriz, fiyatı bekleriz. Fiyat da genelde umduğu bir şey olmaz. Yani 9 ay emek veriyorsunuz yani çocuk gibi, hastalanıyor ilaç atıyorsunuz, iyi büyümesi gerekiyor gübre veriyorsunuz, suluyorsunuz. Bizi hayal kırıklığına uğratmasınlar artık yani. Çiftçi artık hayal kırıklığına uğramak istemiyor.

Çok büyük bir kesim fiyatlardan memnun değil. Memnun olmadığınız bir şeyi yapar mısınız? Yapmazsınız ama yapmak zorundayız. Bir şekilde yapmak zorundayız. Yani o toprakları boş bırakamıyoruz. Zararına da olsa ekiyoruz ama, son zamanlarda çiftçiliği bırakan, tarlasını, traktörünü satan, bu işi artık yapmak istemeyen çiftçilerimiz var. İnternet sitelerine baktığınızda dünya kadar traktör satılık traktör ilanlarını görebilirsiniz. Bankalara borcunu ödeyemeyen çiftçilerimiz var. Hacze düşen, hacizden tarlaları satılan, traktörleri satılan çiftçilerimiz var. Şimdi bu işin sürdürülebilirliği nereye kadar olabilir? Evet, ben bir sene zararına yaptım bu işi. İkinci sene de kar yapmadan zararına bu işi devam ettirdim. Üçüncü sene ne kadar dayanabilirim? Yani bu işi ne kadar devam ettirebilirim? Sürdürülebilirliği yok. Ve bu fiyatlar böyle olduğu sürece de maalesef ki tarımın bizim nazarımızda geleceği yok. Umut her zaman var ama çiftçinin artık umudu kayboldu. Biz enflasyondan bahsettik. Her zaman söylüyoruz. Enflasyona göre en azından bir değerlendirme yapılması gerekiyordu. 2024-2025 sezonu içerisindeki girdi maliyetlerimizden bahsedeyim size. Motorin 39 liraymış. Şu anda 2025-2026 sezonu içerisindeyiz. Motorin 80 liralara yükseldi şimdi 66 liralarda. %70 artmış. DAP gübremiz, taban gübresi deriz, ekmeden önce attığımız gübre, 23 liraymış, 45 lira olmuş. %97'lik bir artış var. Üre gübresi 15 liraymış, şu anda 35 lira. %135 oranında bir artış var. Tohum bu, 16,5 lira bize fiyat belirlenen tohumu biz 32 liradan aldık tarlaya ekebilmek için. Bunda da artış %60 oranında bir artış var. Bu artışlardan peki neyi bize layık görüyorlar? %16 arpada, %22 de buğdayda layık görüyorlar. Girdilerimiz çok fazla. Elektrik girdilerimiz var, %25 arttı geçen seneye göre. Bütün girdilerimiz gerçekten çok büyük şekilde artarken gelirimiz aynı seviyede kalıyor, daha da geriye düşüyor. Maalesef daha da geriye düşüyor. Yapacak bir şey yok. Çiftçilerimiz, tepkili ama sesini çıkartamıyor maalesef” ifadelerini kullandı.

“Eylem yapmak istiyoruz”

Kuşan, “Hak verilmez, hak alınır diyorum. Çiftçiler olarak gücümüzün farkında değiliz. Çok büyük bir topluluğuz, gücümüzün farkında değiliz. Eğer ki gücümüzün farkına vardığımız an bu ülkede çok büyük şeyler değişir. Sesimizi çıkarmamız gerekiyor. Sadece kahvehane köşelerinde, isyan ederek olmuyor. Sesimizi çıkarmamız gerekiyor. Bir birlik altında, bir kooperatif altında, bir dernek çatısı altında birleşip artık bunlara 'dur' dememiz gerekiyor. Çiftçinin sesini yükseltmesi gerekiyor. Şu anda 2-3 ilde çiftçilerimiz ayaktalar. Yollara indiler. Traktörlerle sesini duyurmaya çalışıyorlar. Ben Eskişehir çiftçisinden de aynı şekilde bir tepki bekliyorum. Çiftçilerimizle istişare halindeyiz şu anda, konuşuyoruz. Böyle bir şey yapmayı düşünüyoruz. Ses getirmemiz gerekiyor. Ziraat odaları da bu konuda bizim arkamızda hatta önümüzde olması gerekiyor. Onlar bu işin liderliğini yapsınlar çünkü biz onları seçiyoruz. Onlar, önümüzde yürüsünler. Biz çiftçiler olarak arkalarında, onlara destek olarak sesimizin duyulması için biz de elimizden gelen, üzerimize düşen ne varsa yaparız. Dedelerimiz anlatırdı. Bir kilogram buğday satıp 1 litre mazot alırdık diye. Şimdi damlasını alamayız. Biz 1 kilogram buğday veriyoruz sanayici onu 750-850 una çeviriyor bundan da 5 tane ekmek çıkıyor. Ektiğimiz mahsulden bir tane ekmek alamıyoruz. Ekmek şu an 17.500 lira,16500 liradan buğday veriyoruz. Dün sosyal medyada paylaşım yaptım değirmeci dayı diyor ki ‘Bu nasıl çark? Buğday bizim ezilen biziz. Un olan biziz aç kalan biziz kim bu doymak bilmeyen soysuzlar ‘diye” ifadelerini kullandı.

“Başarılı çiftçiye ceza”

TMO’nun açıklamasına değinmek istiyorum. Bu kesinlikle bir rakam bilmecesidir. Tarımı bilmeyen, toprağın içinde olmayan insanlar buna kanar ama biz kanmıyoruz. Neden mi? Verim kriteri belirtilen 3.014 TL destek, ülke genelindeki verim dikkate alınarak hesaplanıyor ve 300 kilogram verim baz alınıyor. Verim arttıkça destek azalıyor. 300 kilogram verimde 3.014 TL ödenirken; Eskişehir gibi sulu alanlarda verim ortalaması 600-700 kilogram civarındadır. Bu durumda destek otomatik olarak 1.500 TL'ye düşüyor. Mahsulüne çok iyi bakan ve 900 kilo verim alan bir çiftçinin aldığı destek ise 1.000 TL'ye geriliyor. Burada tersine işleyen bir terazi var. Çalışan, emek veren çiftçiyi mükafatlandıracağınız yerde cezalandırıyorsunuz. Adeta çiftçiye ‘Sen neden 600-900 kilogram mahsul alıyorsun? Al 300 kilogram, ben kalan buğdayı dışarıdan ithal ederim’ demiş oluyorlar. Biz bu yaklaşımı ve verilen bu destekleri kabul etmiyoruz. Maalesef böyle bir çark ve böyle bir düzen kurulmuş durumda. Biz yetkililerden acilen şu adımların atılmasını talep ediyoruz: Bu açıklanan fiyatların yeniden gözden geçirilerek revize edilmesi, TMO'nun 45 günlük ödeme süresini çiftçiyi mağdur etmeyecek şekilde maksimum 15 güne düşürmesi.

Kaynak: Seren Çatalçam