Ülkenin ekonomik yol haritası Orta Vadeli Plan ve Cumhurbaşkanlığı Programları vasıtasıyla şekillenmeye devam ediyor. Söz konusu planlarda öngörülen “Emeklilik ve tasarruf reformu” Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi olarak adlandırılıyor. Mevcut veriler ışığında ilgili düzenlemenin hayata geçirilmesi için belirlenen takvimlerde çeşitli güncellemeler yapılıyor. Finansal istikrarı sağlamayı hedefleyen anılan modelin uygulanabilirliği sosyal tarafların ekonomik durumuyla yakından ilişkilendiriliyor.

Erteleme Zinciri ve Sistemsel Dönüşüm Hedefleri

OVP dahilinde hâlen uygulanmakta olan OKS’nin işverenlerin de katkısı ile 2. basamak emeklilik sistemine dönüşeceği tamamlayıcı emeklilik sistemi kurulması öngörülmektedir. 2023 yılında Resmî Gazete’de yayınlanan planlarda söz konusu dönüşüm için 2024 sonbaharı işaret edilmişti. Hayatın gerçekleri anılan planları bozunca ilgili tarih önce 2025’e, son olarak da 2026 yılı Cumhurbaşkanlığı Programı ile 2026 yılına ötelendi. Kronik hale gelen ilgili erteleme süreci sistemin uygulanabilirliğine dair soru işaretlerini büyütüyor. 2026 yılı Cumhurbaşkanlığı Programında yeniden “OKS’nin işveren katkısını da içeren ikinci basamak emeklilik sistemine dönüşeceği Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi kurulacaktır” hedefi yer alıyor. Söz konusu metinlerde Bireysel Emeklilik Sistemi’ndeki standart emeklilik yatırım fonlarının daha fazla katma değer üretecek şekilde yeniden tasarlanacağı belirtiliyor. OKS katılımcılarına BES’te yer alan emeklilik fonlarına erişim imkânı tanınması ve kesintilerin sadeleştirilmesi planlanıyor. Ana hatlarıyla kurgulanan ilgili Otomatik Katılım Sistemi bugüne kadar bir türlü start alamamıştır.

Çalışan Kesimin Ekonomik Çıkmazı ve Prim Yükü

Çalışan kesimin tepkisi tamamen hayatta kalma güdüsüyle ilgili gerçeklere dayanıyor. Belirlenen yeni asgari ücret 28.075 TL iken açlık sınırı 31.224 TL seviyesinde bulunuyor. Rakamların gösterdiği üzere asgari ücretli çalışan zaten açlık sınırının 3.149 TL altında yaşıyor. Mevcut %15’lik prim yüküne eklenecek %3’lük TES kesintisi işçinin cebine giren parayı 27.084 TL’ye düşürecek. Dar gelirli vatandaşlar ilgili kesintiler sonrası nefes alamaz hale geleceğini ifade ediyor. Tasarruf başlığı altında sunulan o modelin önündeki en büyük engel tarafların yükü taşıyacak gücünün kalmamasıdır. Gelişmiş ülkelerde trilyon dolarlara ulaşan fonların aksine Türkiye’de birikim oranları oldukça düşük seyrediyor. Hükümetin devlet, işveren ve işçi üçlüsüyle kaynak oluşturma hedefi ekonomik dar boğaza takılıyor.

İşveren Cephesinde Maliyet Artışları ve İstihdam Riski

İşveren cephesinde enflasyon, yüksek faiz ve döviz baskısı maliyet hesaplarını zorlaştırıyor. Mevcut SGK ve işsizlik primleri %37,75 seviyesindeyken Ocak 2026 itibarıyla o oran %38,75’e çıkarıldı. İlgili sisteme dahil edilecek %6’lık ilave prim yükü istihdam maliyetlerini sürdürülemez bir noktaya taşıyor. Toplam prim yükünün %44,75 gibi seviyelere fırlaması işletmelerin operasyonel gücünü tehdit ediyor. İmalat dışı sektörlerde uygulanan %5’lik indirimin %2’ye düşürülmesi de mali yükü artıran etkenler arasında bulunuyor. İşletme sahipleri yeni maliyet kalemlerinin eklenmesine yönelik kararlara karşı direnç gösteriyor. Anılan yüklerin artması kayıt dışı istihdamın körüklenmesine dair endişeleri de beraberinde getiriyor. Sosyal tarafların rızası olmadan kurulacak bir sistemin huzursuzluk getireceği öngörülüyor.

Uzlaşma Arayışı ve Sürdürülebilir Emeklilik Modeli

2003 yılından beri rafta bekletilen kıdem tazminatının fona devri projeleri her defasında sosyal engellere çarptı. Sosyal tarafların ortak paydada buluşamadığı düzenlemeler raflarda beklemeye devam ediyor. Şartlar göz önüne alındığında anılan sistemin 2026’da hayata geçmesi zor bir ihtimal olarak değerlendiriliyor. İlgili sistemin başarısı kâğıt üzerindeki planlardan ziyade cüzdanlardaki gerçeklerle ölçülüyor. Asgari ücretli çalışanlar ile esnaf ve KOBİ’lere yeni yükler bindirilmesi sistemi iyileştirmek yerine kilitliyor. Çözüm önerileri arasında tamamlayıcı sistemden ziyade mevcut SGK emeklilik sisteminin iyileştirilmesi yer alıyor. Emeklilik modelinin katlanılan külfete göre adil ve sürdürülebilir hâle gelmesi en önemli beklentidir. Tamamlayıcı emeklilik hayalinin seçimler sonrasına veya belirsiz bir geleceğe ertelenmesi muhtemel görünüyor.

Kaynak: Türkiye Gazetesi