Tüketicilerin kredi kullanım alışkanlıkları ve borçlanma eğilimleri ekonominin gündeminden düşmüyor. Kredi ve kredi kartı borcu olanlar ödeme sıkıntısı yaşadıkları için bir çıkış yolu arıyor. Yapılan araştırmalar, borç sarmalının derinleştiğini ve asgari ödeme alışkanlığının maliyeti katladığını ortaya koydu. Uzmanlar asgari ödeme uygulamasının ciddi bir borç sarmalına dönüştüğünü açıklıyor. TÜKONFED Bankacılık Komisyonu Başkanı Hüseyin Ölmez, Tgrthaber.com Ekonomi Editörü Bengü Sarıkuş'a yaptığı açıklamada mevcut tablonun vahametini gözler önüne serdi. Kredi kartı borçlarının yaklaşık %30’unun sadece asgari ödemeden kaynaklandığını belirten Ölmez, aylık maliyetin %4,5, yıllık maliyetin ise %54’e ulaştığını ifade etti. Vatandaşların borç yönetiminde stratejik hatalar yaptığı vurgulandı. Ölmez borcu olan vatandaşa kritik çağrıda bulundu. BDDK verilerine göre, 2025–2026 döneminde toplam kredi borcu %44, takibe düşen borçlar ise %100’ün üzerinde arttı.

Hane Halkı Borçlanması ve Değişen Profil

Türkiye'de borçlu profilindeki değişim, ekonomik koşulların bir yansıması olarak görülüyor. Hüseyin Ölmez, "Ülkemizde vatandaşın borç analizin; Hane halkı borç analizinin yapılmasına bağlı olduğu kanaatindeyim" diyerek sorunun kaynağına işaret etti. 2025’in ikinci çeyreğinde hane halkı borcunun GSYH’ye oranı yaklaşık %9.6 oldu. Oranın sürekli yükselmesi, hane halkının gelir gider dengesindeki bozulmayı kanıtlıyor. Buradaki “her gün artma” değerlendirilmesi ve günü birlik günü kurtarmak için değil, kalıcı ve sonuç alıcı önlem alınması gereken bir olgudur. Kayıtlı borçların yanı sıra tefecilik gibi kayıt dışı borçlanma yöntemlerinin de arttığı düşünülüyor. Tarım ve sanayi finansmanı dışındaki bireysel borçlanma, tüketim odaklı bir yapı sergiliyor.

Tüketici Kredilerindeki Patlama ve Nedenleri

Son dönemde en çok artış gösteren borç türleri de analiz edildi. Bankalar Birliğinin Aralık/ 2025 de yayınladığı Tüketici Kredileri ve Konut Kredileri, Raporuna göre; Eylül 2025 itibariyle; “yaklaşık 21 Milyon” kişinin tüketici kredisi kullandığı görüldü. Bunun bir önceki yıla göre, %17 oranında arttığı belirtilmektedir. İhtiyaç kredileri ise %36 artmıştır. Artışın ardında yatan nedenler arasında gelir yetersizliği ve hayat pahalılığı ilk sırada geliyor. Ayrıca tüketimin sosyal statü haline dönüşmesi ve krediye erişimin kolaylaşması da borçlanmayı tetikliyor. Finansal okuryazarlık eksikliği, tüketicilerin kendi analizlerini yapmasını engelliyor.

Yapılandırma Çözüm Mü, Yoksa Tuzak Mı?

Borç yapılandırmalarının kalıcı bir çözüm sunmadığı görüşü hakimiyet kazanıyor. Ölmez, "Finansal tüketicilerin borçlarının yapılandırılması; borcu faizi ile öteleyerek, daha fazla takside yayarak, kısa dönemli tüketicilerin rahatlamasını sağlar" dedi. Ancak kesin ve sonuç alıcı çözüm değildir. Yapılandırma dönemi içerisinde; bir nevi borç öteleme işlemi olan yapılandırmada, yapılandırma faizi ile borç artmaktadır. Tüketicilerin harcama alışkanlıklarını değiştirmemesi, sorunu kronikleştiriyor. Yapılanan borca yeni borç eklenmesi, çıkmazı derinleştiriyor. Borcun yapılanması ile birlikte finansal tüketicinin davranışı yapılandırılamazsa, çözüm mümkün değildir.

Bireysel Finansal Analiz ve Yasal Düzenleme

Vatandaşların kendi bütçelerini yönetirken dikkat etmesi gereken hususlar sıralandı. Finansal Tüketici, kendi finansal analizini yaparken; Gelirinin, kira, eğitim, sağlık ve ailesi için zorunlu giderlerinin karşılayıp, karşılamadığını önce saptamalıdır. Eğer zorunlu harcamalarından artan meblağ varsa söz konusu meblağ borç ödeme kapasitesidir. Yapılanma veya borç öteleme gelecek gelirlere güvenilerek yapılacağından, riskler iyi hesaplanmalıdır. Bankaların insafına bırakılan süreçte tüketicinin korunması gerekiyor. Bazı bankalar, kredi kartı borcu için aylık % 3,11 faiz ile yapılanmaya müracaat edenleri, aylık % 6 faizle tüketici kredisine yönlendirdiklerine tanık olduk. Ölmez, yasal bir düzenleme ile tüketici davranışlarını da yapılandırmaya yönlendirecek yeni bir yapılanmanın vakit geçirmeden yapılması gerektiği kanısındayım dedi.

Kaynak: TGRT Haber