Türkiye'de yaklaşık 7 milyon kiracıyı ilgilendiren gayrimenkul piyasasında dijital dönüşüm süreci genişliyor. Halihazırda isteğe bağlı olarak kullanılabilen e-Devlet üzerinden kira sözleşmesi hazırlama sisteminin, ilerleyen dönemde tüm kira ilişkileri için zorunlu hale getirilmesi gündeme geldi.
Düzenlemenin detaylarını ve piyasaya olası etkilerini değerlendiren Gayrimenkul Uzmanı Mustafa Hakan Özelmacıklı, sistemin teknik altyapısının büyük ölçüde hazır olduğunu ancak hukuki ve pratik boyutta çözülmesi gereken noktalar bulunduğunu vurguladı.
GERÇEK FİYATLAR ORTAYA ÇIKACAK
Sistemin zorunlu olması durumunda vergi kayıplarının ve kayıt dışı kiralamaların önüne geçileceğini belirten Özelmacıklı, mülk sahibinin doğrulanmasıyla yetkisiz kişilerin veya kiraladığı evi başkasına verenlerin kolayca tespit edilebileceğini ifade etti.
Ayrıca bu adımla birlikte yalnızca ilan sitelerindeki talep edilen rakamlar değil, konutların gerçekte hangi bedellerle kiralandığı kayıt altına alınacak ve Türkiye’nin gerçek kira veri haritası oluşturulabilecek. Sürecin elektrik, su ve doğal gaz abonelikleriyle entegre edilmesi durumunda kullanım oranının hızla artacağı öngörülüyor.
KİRA FİYATLARI DOĞRUDAN DÜŞECEK Mİ?
Dijital sözleşmeye geçilmesinin kira bedellerini doğrudan ve aniden düşürmeyeceğini belirten Özelmacıklı, fiyatların temelde arz ve talep dengesine, enflasyona, bölgesel talebe ve kentsel dönüşüm gibi etkenlere bağlı olduğunu hatırlattı.
ESKİ SÖZLEŞMELER VE HUKUKİ ENGELLER
Sistemin zorunlu hale gelmesi durumunda en kritik konunun mevcut (eski) sözleşmelerin durumu olacağını aktaran Özelmacıklı, milyonlarca kontratın sisteme nasıl aktarılacağı ve 5 yıllık kira tespit davalarını etkileyen sürelerin nasıl korunacağı hususlarının netleştirilmesi gerektiğini belirtti.
Ayrıca Türk Borçlar Kanunu’ndaki kefillik şartları (eş rızası ve yazılı sorumluluklar), şirket sözleşmeleri, vekaletle yapılan kiralamalar ve özel maddeler içeren kontratlar için dijital altyapının uyumlu hale getirilmesi gerektiği vurgulandı. Uzmanlar, hukuki belirsizliklerin önüne geçilmesi adına sürecin bir anda değil, aşamalı bir geçiş planıyla uygulanmasının daha sağlıklı olacağını ifade ediyor.





