Finans dünyasının kalbi Kapalıçarşı’da faaliyet gösteren 7 dev şirkete yönelik düzenlenen "altın kaçakçılığı" operasyonu, piyasalardaki tekelcilik ve karaborsa düzenini gün yüzüne çıkardı. Operasyonla birlikte sektörde oluşan yapay fiyatlamaların nedenleri daha iyi anlaşılmaya başlandı. Altın ve Para Piyasaları uzmanı İslam Memiş, devletin koyduğu kota yasaklarını delerek yurt dışından kaçak yollarla altın getirenlerin yarattığı tahribatı verilerle paylaştı. Memiş'e göre piyasa, belirli grupların kontrolünde şekillenen sağlıksız bir yapıya bürünmüş durumda. Operasyon sonrası piyasaların nefes aldığını belirten Memiş, özellikle gümüşte 15 güne varan randevu sıraları ve fahiş işçilik farkları üzerinden piyasalar ile Kapalıçarşı'daki makas farkına işaret etti. Vatandaşların yüksek maliyetle ürün almak zorunda kalması, sistemin en büyük mağduriyet noktalarından biri olarak görülüyor.

Kamuda Yüz Milyar Liralık Zarar

Sistemin işleyişindeki aksaklıklar devlet kasasına da olumsuz yansıyor. Piyasalarda uygulanan ithalat kotasının suiistimal edilmesi, hem devleti hem de tüketiciyi ağır bir yükün altına soktu. İslam Memiş, operasyon yapılan şirketlerin dışarıdan kaçak altın getirerek kamuya 100 milyar liralık bir zarar verdiğini vurguladı. Kayıt dışı ekonominin boyutları, yapılan baskınlarla bir kez daha ortaya kondu. Kotayı delenlerin piyasada suni bir fiyat artışı yarattığını belirten Memiş, gümüş piyasasındaki durumu özetleyerek tehlikeye dikkat çekti. "Kapalıçarşı'da gümüş yok, 15 günde randevu veriyorlar" diyen uzman, arz sıkıntısının yapay olarak oluşturulduğunu savundu.

İşçilik Maliyetlerindeki Fahiş Artış

Fiyatlardaki dengesizliğin en somut göstergesi işçilik ücretlerinde kendini gösteriyor. Memiş, "Külçe gümüşe piyasada 100 dolar işçilik isteniyor" ifadesini kullanarak mevcut durumu eleştirdi. Bahsi geçen balon patlamadan önce rakamın 10 dolar seviyesinde olduğu hatırlatıldı. Aradaki uçurum, karaborsa düzeninin vatandaşa faturasını net bir şekilde ortaya koyuyor. Buralarda da bir karaborsa durumu var tespitiyle piyasadaki haksız kazanç mekanizmasına işaret edildi. Halk pahalı bir şekilde altın ve gümüş almış oluyor ve birikimlerini değerlendirirken zarar ediyor. Operasyonların devam etmesiyle fiyatların normalleşmesi bekleniyor.

Kota Kalkarsa Fiyatlar Ne Olur?

Sektörün geleceğiyle ilgili en kritik gelişme ise 2026 yılında yaşanacak. İslam Memiş, 2026 yılında Türkiye’de altın ithalatındaki kota yasağının kalkacağını ifade ederek, bu gelişmenin fiyatlar üzerindeki etkisinin kademeli ancak sert olacağını söyledi. Kotanın kalkması durumunda gram altın fiyatlarında ilk etapta 100 liralık bir gerileme yaşanacağı öngörülüyor. Ancak asıl büyük değişim uzun vadede hissedilecek. Memiş, düşüşün ilerleyen süreçte bin lirayı bulabileceğini iddia etti. İthalat serbestisiyle birlikte piyasadaki arz talep dengesinin yeniden kurulması hedefleniyor.

Nakit İşlem Sınırı ve Bankacılık

Altın ticaretinin şeffaflaşması adına atılan adımlar sadece fiyatlarla sınırlı kalmıyor. Sadece fiyatlar değil, altının el değiştirme biçiminde de köklü bir değişikliğe gidiliyor. 2025 yılında devreye giren yeni karara göre, kayıt dışılıkla mücadele kapsamında nakit alışverişine sınır getirildi. Yeni dönemde tüketiciler 30 bin liraya kadar olan altın alışverişlerini elden yapabilirken, bu tutarın üzerindeki tüm işlemler bankalar üzerinden havale veya EFT yoluyla gerçekleştirilmek zorunda olacak. Böylece para trafiği kayıt altına alınarak kaçakçılığın finansal ayağı da kontrol edilmiş olacak.

Not: Burada yer alan değerlendirmeler yatırım kapsamında değildir. Haberimizde kesinlikle yatırım tavsiyesi verilmemiştir.

Kaynak: Halk TV