Gökten, “Eskişehir'de kritik bölgeler dediğimiz Atatürk Caddesi, Yunus Emre Caddesi, bu bölgelerdeki kentsel dönüşümün hızlanması için bizler açıklamalarımızı yaptık. Ama bu bölgelerdeki kentsel dönüşümün hızlı bir şekilde yapılması çok zaman alacak, çok zor olacak. O zaman bir motivasyonu arttırmak adına hem belediye çalışanları açısından hem personel açısından hem vatandaş açısından hem kamuoyu açısından o zaman nereye yöneleceğiz? Bakın Yenikent duruyor. Bakın bu tarafta Uluönder duruyor. Yani buralarda kentsel dönüşümü yapamıyorsak hiçbir yerde yapamayız. Çünkü daha rahat, daha geniş alanlar, çok daha eski alanlar, çok daha sonuca gidebilecek, birkaç ticari alanla, birkaç bazı şeylerle çözülebilecek bölge. Yani şu anda tabii kamuoyu biraz merkezdeki daha riskli yapılara odaklandığı için bizim artık biraz bakış açısını değiştirmemiz gerekiyor” dedi.
Artık süreç değil, sonuç yönetilmeli
Kentsel dönüşüm strateji belgelerinin hazırlanması kapsamında kentte çok sayıda binayı incelediklerini aktaran Gökten, “Kentsel dönüşüm bir yık-yap mantığından da çıkmak zorundaydı. Ne zamana kadar? İstanbul depremi kapımıza gelip artık yakın zamanda bir depremin sinyallerini vermiş olana kadar. Hangi binalarımızın çok riskli olduğunu söyledik. Maalesef ki bu çok riskli binaları söylememize rağmen, bunların birçoğunun bölgesini tarif etmemize rağmen bazı kamu kuruluşları buralarda hala yapılaşmaya, hala işte kiralama işlemlerine falan gidiyorlar. Bu da bizi üzüyor. Bizim burada önemli olan süreci yönetmek değil, artık sonuca gitmek. Kentsel dönüşüm strateji belgesi belediyeler için hukuk kuralları içerisinde bir süreç yönetmek ama artık sonucu yönetmeye evrilmesi gerekiyor. Peki burada sonucu yönetecek belediyeler mi ya da yerel yöneticiler mi ya da halk mı? Hayır. Sonucu yönetecek olan kanun koyucudur. Bakın, ada bazlı dönüşümlerde ‘Emsal oranını %30 arttırıyorum’ diye bir kanun maddesi getirirse kanun koyucu, bunu da düzgün bir şekilde artık şehir plancıları da oturup bak, sizler de bazı tavizler vereceksiniz. Yoksa en azından Kuzey Anadolu Fay Hattı'ndan çok etkilenecek şehirlerde bari bu yapılsa ve kanun koyucu bunu yapsa, bugün hiç kentsel dönüşüm strateji belgeleri, şunları, bunları çok çok böyle beklemeksizin o süreci yönetmektense sonuç yönetilir ve bir şehir kendiliğinden dönüşmeye başlar” diye konuştu.
Eskişehir’in zemin güvenlik haritası ortaya çıktı
Mikro bölgeleme çalışmalarının Eskişehir’in zemin yapısına ilişkin önemli veriler sunduğunu belirten Gökten, “Mikro bölgeleme çalışmaları bize şunu gösterdi: Eskişehir'de bir zeminsel anlamda ısı haritası, yani zeminsel anlamda güvenlik haritası ortaya çıktı. Güvenlikten kastımız ne? Bu zemin sağlam, bu zemin güçlendirmeye gibi. Bu şunu gösterdi Eskişehir'de alüvyon bölgelerde sıkıntılar mevcut ama bu sıkıntılar çok şükür ki bazı şehirlerdeki gibi işte 30-40 metre aşağıya kadar inilmiyor. Bildiğim kadarıyla, 6 ile 8 metreden sonra zaman zaman, yani 12 metreye inmenize gerek kalmıyor sağlam zemini bulmak için. Burada da ortaya şu çıkıyor: Bir, zemin parsel bazında yapılan zemin etütlerinin doğru bir şekilde güçlendirme, hangi yöntemle yapılacak, bunların doğru bir şekilde ortaya çıkarılması; ilgili geoteknik ve jeoloji mühendisleriyle beraber yapılması ki bunlar yapılıyor, tekrar ediyorum ben. Arkasından da bu güçlendirme, zemin iyileştirme daha doğrusu, zemin iyileştirme yöntemlerinin de doğru denetlenmesinden geçiyor. Bir de her iki belediyenin de ortak bir akılla hareket etmesi. Çünkü bazı belediyelerde —Eskişehir özelinde konuşuyorum— zemin iyileştirmesi ruhsattan sonra yapılıyor, bazı bir belediyede de ruhsattan sonra yapılıyor, ruhsattan önce yapılıyor. Şimdi bunu artık bir ortak noktada ruhsattan sonraya getirip ciddi anlamda bir zemin iyileştirmesinin tam anlamıyla kontrolünün yapılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.




