2026 yılına girilirken ikinci el otomobil sektörü oldukça durgun bir tablo çiziyor. 2025 döneminin ikinci yarısında hissedilen kısmi canlılık, bayiler tarafından düzenlenen sıfır kilometre vasıta fırsatları sebebiyle yerini yavaşlamaya bıraktı. Yatırımcıların güvenli liman arayışıyla altına yönelmesi ve küresel ekonomik dalgalanmaların sürmesi, araç alım satım işlemlerindeki bekleme eğilimini daha da güçlendirdi.

Satışlarda Sert Daralma

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi tarafından paylaşılan Ocak raporu piyasadaki küçülmeyi rakamlarla gözler önüne seriyor. İlgili rapora göre, kullanılmış araçlara yönelik talep önceki aya oranla yüzde 4,5 oranında geriledi. Aynı zaman dilimi içerisinde internet üzerindeki ilan platformlarında yayında olan vasıta sayısında yüzde 7,6 oranında azalma yaşanırken, noter üzerinden fiilen el değiştiren otomobil miktarındaki genel düşüş yüzde 18,2 seviyesini gördü. Bahsi geçen düşüş ivmesi, piyasalardaki sirkülasyonun giderek zayıfladığına işaret ediyor.

Reel Fiyatlar Geriliyor

Talep cephesinde yaşanan daralma, etiketlerdeki yukarı yönlü hareketleri önemli ölçüde yavaşlattı. Sektör genelinde Ocak ayı içerisinde ortalama fiyatlar yalnızca yüzde 3,7 oranında arttı. Söz konusu oran enflasyondan arındırıldığında, satıcıların talep ettiği tutarların reel bazda yüzde 1,1 oranında gerilediği hesaplandı. Geçtiğimiz Aralık döneminde 1 milyon 108 bin lira seviyesinde seyreden ortalama etiket bedeli, Ocak ayıyla birlikte 1 milyon 149 bin lira tutarına ulaştı. Galerilerde ve bireysel satışlarda alıcıların pazarlık payını artırma girişimleri göze çarpıyor.

Segmentlere Göre Pazar Analizi

Sektörel veriler ışığında farklı araç tiplerindeki ortalama değerler şeffaf biçimde listeleniyor. Pazarın B sınıfı kategorisindeki otomobiller ortalama 747 bin lira üzerinden alıcı bulurken, ailelerin yoğun ilgi gösterdiği C sınıfı için talep edilen bedel 1 milyon 8 bin lira olarak hesaplandı. Konfor odaklı D sınıfı vasıtalar ise 1 milyon 453 bin lira karşılığında el değiştiriyor. Motor tipleri incelendiğinde en yüksek yıllık artış oranı yüzde 20,5 ile benzinli araçlarda gözlemlendi. Şarj altyapısı gelişmeye devam eden elektrikli otomobillerin yıllık artış oranı ise yüzde 5,6 düzeyinde kaldı. Piyasa aktörleri, taşıt kredilerine erişim kolaylaşmadığı sürece sektör genelinde devasa bir sıçrama öngörmüyor.

Kaynak: Haber Merkezi