Aile içi miras paylaşımında ortaya çıkan adaletsizlikler, genellikle "mal kaçırma" (muris muvazaası) olarak bilinen ihtilafları beraberinde getiriyor. Vefat eden şahsın sağlığında bazı yasal varislerinden gayrimenkul gizlemek amacıyla bedelsiz devirleri satış gibi göstermesi, mahkeme salonlarında uzun soluklu mücadelelerin başlamasına yol açıyor. Avukat Oğuz Yavuz, mağduriyet yaşayan kişilerin izlemesi gereken hukuki yollara ve Türk Medeni Kanunu'nun sunduğu güvencelere dair detaylı bilgilendirmelerde bulundu.

Yasal Sürecin Temel Taşı

Hak kaybına uğrayan tarafın yapması gereken ilk hamle, vakit kaybetmeden doğrudan "Tapu İptal ve Tescil Davası" açmaktan geçiyor. Avukat Oğuz Yavuz, vefatın hemen ardından söz konusu dilekçenin ilgili mahkemeye sunulmasının hayati önem taşıdığını belirtiyor. Yüksek Yargıtay içtihatları ve yasalar çerçevesinde yürütülen yargılamalarda, zaman kaybı yaşanması halinde telafisi imkansız zararların ortaya çıkma ihtimali giderek artıyor. Dilekçenin kabul edilmesiyle birlikte mülkiyetin gerçek durumu mahkeme heyeti tarafından resmi tapu kayıtları üzerinden incelenmeye başlanıyor.

Üçüncü Kişilere Devir Tehlikesi

Toplumda yaygın biçimde "nasılsa hakkım baki" şeklinde yanlış bir algı bulunuyor ve varisler yargı yollarına başvurmakta gecikebiliyor. Avukat Oğuz Yavuz, tapuyu elinde bulunduran şahsın mülkü hızlıca üçüncü bir kişiye satma riskine karşı uyarıyor. Aynı zamanda taşınmazın üzerine mevcut borçlardan dolayı haciz konulması veya banka kredisi karşılığında ipotek gösterilmesi gibi ciddi tehlikeler de mevcut. Tüm riskleri engellemenin tek yolu, davayı açarken dilekçeyle birlikte hakime "İhtiyati Tedbir" talebinde bulunmaktan geçiyor. İlgili talep onaylandığında gayrimenkulün devri yargılama sonuna kadar durduruluyor.

Zamanaşımı Kuralının İstisnası

Mülkiyet tartışmalarında tarafların zihninde sıklıkla "Ne zaman dava açmalıyım?" sorusu yankılanıyor. Hukuk sistemimizde birçok dava türünde belirli süre kısıtlamaları yer alırken, muvazaa iddialarında durum tamamen farklı bir boyuta taşınıyor. Hukukçu, hızlı hareket etmenin her şartta büyük avantaj sağladığını; ancak olayın üzerinden 5 yıl yahut 10 yıl geçmiş olsa dahi yargı yolunun daima açık tutulduğunu hatırlatıyor. Avukat Oğuz Yavuz, konuya dair "Mirastan mal kaçırma davalarında herhangi bir zaman aşımı veya hak düşürücü süre bulunmuyor." ifadelerini kullanıyor.

Kaynak: Haber Merkezi