Baysal, “Mide kanseri özellikle erkeklerde daha sık görülür ve en yaygın olarak 60-70 yaş aralığında ortaya çıkar. A grubu kanı olan bireylerde görülme oranı biraz daha yüksektir. Mide kanseri riskini artıran başlıca faktörler arasında tuzlu yiyecekler, kırmızı et ve yoğun beslenme alışkanlıkları yer alır. Toplumda mide kanseri sık görülse de, erken teşhis açısından endoskopi büyük önem taşır. Bu nedenle 40 yaşını geçmiş bireylerde bir gün dahi olsa mide ağrısı yaşanırsa mutlaka endoskopi öneriyoruz. 40 yaş altındaki bireylerde ise aile öyküsünde mide kanseri yoksa, kısa süreli bir ilaç tedavisi uygularız; 30 günlük tedavi sonunda ağrılar geçmezse endoskopi ile tanı konulur. Reflü şikâyeti olanlarda ise yaşa bakmaksızın endoskopi öneriyoruz,” dedi.

Baysal, endoskopinin mide kanseri tanısında en önemli araç olduğunu belirterek, “Endoskopide mideye dair polip veya kitlelerden alınan biyopsilerle kesin tanı konulabilir. Mide içinde yaşayan Helicobacter pylori bakterisi, geçmeyen gastrit ve ülserlerde mide kanseri riskini artırır. Bu nedenle midelerinde bu bakteri tespit edilen hastaların mutlaka tedavi edilmesi gerekir,” ifadelerini kullandı.

Genetik faktörlerin de mide kanserinde etkili olabileceğini belirten Baysal, “APC ve CDH1 gibi bazı gen mutasyonları, mide kanseri görülme olasılığını artırabilir. Çevresel faktörler, beslenme alışkanlıkları, sigara kullanımı, kızartma ve etli yemekler de risk faktörleri arasında yer alır. Bu nedenle 40 yaş üzerindeki mide ağrısı olanlara endoskopi, daha gençlerde ise kısa süreli ilaç tedavisi öneriyoruz. Mide kanserinin belirtileri arasında kilo kaybı ve mide ağrısı öne çıkar. Erkeklerde mide kanseri kadınlara göre daha sık görülmektedir; bu durum büyük ölçüde yeme, içme alışkanlıkları ve sigara kullanımına bağlıdır,” şeklinde konuştu.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı