Eskişehir’de 8 Kasım 2020 tarihinde Çarşı Polis Merkezi Amirliği önünde yaşanan olay yargıya taşındı. Eski polis memuru Mehmet Akbel, karakol önünden geçtiği sırada görevli polis memuruna açık bir marketin yerini sormasının ardından başlayan tartışmanın, darp ve gözaltı sürecine dönüştüğünü öne sürdü.
Akbel’in iddiasına göre, karakol önünden geçtiği sırada görevli polis memuruna yönelttiği sorunun ardından sert bir üslupla karşılık aldı. Yaşanan kısa süreli sözlü tartışmanın ardından yoluna devam eden Akbel, bir süre sonra aynı güzergahtan tekrar geçtiği sırada polis tarafından durdurularak kimlik kontrolüne tabi tutuldu. Kimlik kontrolü sırasında Akbel, kendisine hakaret ve tehdit içerikli sözler söylendiğini iddia etti.
Akbel, maske temin edip alışveriş yaptıktan sonra yeniden karakol önüne geldiğini, görevli polis memurunun bu kez maskesiz olduğunu gördüğünü ve uyarıda bulunduğunu söyledi. Bu uyarının ardından tartışmanın yeniden alevlendiğini öne süren Akbel, olayın bu noktadan sonra büyüdüğünü ifade etti.

Whatsapp Image 2026 01 29 At 17.32.57

“Hiçbir fiziki müdahalem yokken yumruk atıldı”

Olay anına ilişkin iddialarını anlatan Mehmet Akbel, şu ifadeleri kullandı:
“İki bin yirmi senesi, tam pandemi zamanı. O dönem maske takılması gerekiyor ve aynı zamanda sosyal mesafeden cezai işlemlerin uygulandığı bir süreç. Çarşı Polis Merkezi’nin önünden geçerken, oradaki görevli polis memuru maskem olmadığı için yanına çağırdı. Kimliğimi istedi. Kimliğimi çıkarttım, verdim. Cezai işlem uyguladığını söyledi. Ancak içeriye giriş ve çıkışı bir dakika sürdü. Bir dakika içerisinde tutanak tutup kişiye idari işlem yapmak imkânsız bir şeydir. İçeri girip çıkmasıyla kimliğimi iade etti.
Karakoldan ayrıldım, ilerledim. Maskemi aldım, alışverişimi yaptım, sigaramı aldım. Geri döndüğümde aynı polisi maskesiz gördüm. Kendim de eski bir polis memuru olduğum için şu uyarıda bulundum: ‘Az önce bana idari işlem yapacağınızı söylediniz, şu an sizin maskeniz yok, sosyal mesafeniz de yok. Ben de sizden şikâyetçiyim.’ Daha sonra bir takım hakaretlere maruz kaldım. ‘Ulan artist, işinizi senden mi öğreneceğiz?’ gibi hitaplar oldu.
Emniyette sicil sıralaması vardır, hiyerarşi vardır. Eski polis olduğumu söyledim. Bu şekilde hitap edemeyeceklerini söyledim. O esnada sürekli kameraları işaret ediyordum. ‘Bakın, kameralar bizi çekiyor’ dedim. Bu hareketimi tehdit saydılar. Görüntülerde de az önce izlediğiniz gibi, diğer polislerle görüşürken ansızın koşarak geldi. Boksta, kick boksta ‘kroşe yumruk’ diye tabir edilir. Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’na göre bu orantılı güç sınırlarının dışındadır. Benim bir hareketim olması lazım ki görüntülerde de sabit olduğu üzere herhangi bir hareketim yok. Ansızın çeneme yediğim yumrukla yere yıkıldım.”

Whatsapp Image 2026 01 29 At 17.32.57 (1)

“Usule uygun gözaltı işlemi yapılmadı”

Akbel, gözaltı sürecinin hukuka aykırı yürütüldüğünü savunarak şunları söyledi:
Yere yıkıldıktan sonra üç polis tarafından üzerime karga tulumba çöküldü. Ters kelepçelenerek olayın ikinci kısmı vuku buldu. ‘Karakola alalım’ denildi. Gözaltı odasına alınıyorum. Ellerim arkadan kelepçeli. Ellerim arkadan kelepçeli şekilde nezarette tutuluyorum. Sürekli şunları tekrar ediyorum: ‘Beni neden gözaltına alıyorsunuz? Savcı talimatı olmadan beni gözaltına alamazsınız. Yaptıklarınız Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’na aykırı. İnsan haklarına aykırı. Şikâyetçi olacağım. Darp raporu almak istiyorum. Avukatımın çağrılmasını istiyorum.’ Kanuni haklarımı dile getiriyorum. Şeker rahatsızlığım olduğu için ağzım kuruyor, su istiyorum. Tutanaklarda bunlar var. Su istiyorum ama su hemen gelmiyor. ‘Dışarıda artistliğin bedelini ödüyorsun şu an’ deniliyor. ‘Neden kelepçeliyim?’ dediğimde, ‘dışarıda artistliğin bedeline’ cevabı veriliyor.
Kolluk kuvvetleri savcı değildir, hâkim değildir. Savcı adına görev yapar. Orada kimse beni yargılayamaz. Eğer sabit bir suç varsa ifadem alınır, savcıya bilgi verilir. Yargılama yetkisi hâkime aittir. Buna rağmen karakolun dışına tekrar çıkartılıyorum. Avukatım çağrılmıyor, darp raporuna götürülmüyorum. Hakkımda adli işlem yok. Yumruk atan polis memuru özür dileyerek ‘gel sana sigara ısmarlayayım, bu konuyu aramızda kapatalım’ diyor. Bu şekilde dışarı çıkartılıyorum. Durumu avukatıma anlatıyorum. Şikâyetimden sonra alelacele kendilerini kurtarmak için birtakım tutanaklar hazırlanıyor. Bir dakika içerisinde kimliğimi iade ettiklerini söylemiştim. Ancak dosyada bir dakika içinde hazırlanmış idari para cezası tutanağı çıkıyor. Tutanak imzalanıyor. Adres bile benim adresimle alakalı değil. Bu tamamen suçtan kurtulmaya yönelik bir hamle. Ardından hakkımda ‘görevi yaptırmamak için direnme’ ve ‘kamu görevlisine hakaret’ suçlamalarıyla şikâyette bulunuluyor.
Savcı, ses kayıtlarında hakaret kastı olmadığını belirterek takipsizlik kararı veriyor. Polis memurları hakkında iddianame düzenleniyor. Ben müşteki olarak girdiğim adliyede, sonrasında bana da dava açılıyor. Dosyalar birleştiriliyor. Bilirkişi raporunda bana edilen küfürler sabit, kamera görüntülerinde yediğim dayak sabit. Buna rağmen beraat ediyorlar. Ben ise görevi yaptırmamak için direnmeden altı ay ceza alıyorum. Kamera kayıtlarında en ufak bir direncim yok, ses kayıtlarında hakaret yok.
Polislerin bana ettiği küfürler ‘parazit’ denilerek anlaşılamıyor, ama benim söylediğim her kelime net şekilde kayda geçiyor. Sonuç olarak aldığım altı aylık ceza kesinleşti ve dört ayını cezaevinde yattım.”

“Adalet bugün bana, yarın herkese lazım”

Kararların ardından açıklamalarda bulunan Akbel, hukuki mücadelesini sürdüreceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Kamera kayıtlarında direncim yok, ses kayıtlarında hakaret yok. Buna rağmen cezaevine girdim. Adalet bugün bana, yarın herkese lazım. Bu kadar basit mi bir insanın hayatından dört ayını almak? Adalet bugün bana, yarın size, herkese lazım. Sonuna kadar mücadele edeceğim.”

Mehmet Akbel, dosyayı Anayasa Mahkemesi ve gerekmesi halinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyacağını ifade ederek son olarak şu sözlere yer verdi:

"Eski bir polis memuru olarak kendi devletimi Avrupaya şikayet edecek kalitede bir adam değilim ama maalesef yaşadığım maruz kaldığım hukuksuzluklar ister istemez adalet arama uğruna çıktığım bu yolda beni bu hale getiriyor."

Kaynak: Eskisehir.net Haber Merkezi