Eskişehir’de yaşayan 67 yaşındaki fotoğrafçı Varol Alkılıçgil, uzun mesafelere rağmen günlük işlerini yürüyerek halletmeyi tercih ediyor. Ertuğrulgazi Mahallesi’nde yaşayan Alkılıçgil, hemen her sabah kent merkezine yürüyerek gelirken, şehir içerisindeki farklı mahallelere de toplu taşıma kullanmadan ulaşıyor.
Kendini bildi bileli fotoğrafçılıkla uğraştığını anlatan Alkılıçgil, gideceği yere göre evden çıkış saatini ayarladığını söyledi. Ertuğrulgazi Mahallesi’nden Köprübaşı’na normal tempoda yaklaşık 1 saatte yürüdüğünü ifade eden Alkılıçgil, acele ettiğinde bu sürenin 10-15 dakika kısalabildiğini belirtti.
“Emek’e, Çankaya’ya, Yenikent’e, Batıkent’e yürüyorum”
Yürümenin kendisine zor gelmediğini söyleyen Alkılıçgil, “Her yere yürüyorum. Gideceğim yeri ve işimin saatini düşünüp ona göre evden çıkıyorum. Kestirme diye bir şeyim yok, sadece yürüyorum. Zamanlamayı kendi kafanızda yapmanız gerekiyor. ‘Şuraya şu kadar zamanda gidebilirim’ dediğinizde ona göre hareket ediyorsunuz. Ertuğrulgazi Mahallesi’nde oturuyorum. Her sabah mutlaka Köprübaşı’na geliyorum. Normal adımlarla yürüdüğümde yaklaşık 1 saat sürüyor. Biraz acele edersem 10-15 dakika kazanıyorum ama o aceleciliğe gerek olmadığını düşünüyorum. Çünkü kendinizi ve vücudunuzu yoruyorsunuz, nefes nefese kalıyorsunuz. Yaşın getirdiği bazı şeyler de var, insanı biraz zorluyor. Ama çok şükür herhangi bir şikayetim yok, yürümeye devam ediyorum. En kötü ihtimalle yorulduğunuzda bir yerde oturup dinleniyorsunuz” dedi.

“Otobüse bineyim diye düşünmek bile bana tuhaf geliyor”
Çevresindekilerin kendisine sık sık 65 yaş üstü ücretsiz ulaşım kartı almasını söylediğini aktaran Alkılıçgil, kartı almak için sürekli ertelediğini anlattı. Alkılıçgil, “Çevremdekiler, ‘Yaşın gereği devletin sana vermiş olduğu bir hak var, 65 yaş üstü kartı al’ diyorlar. Ben de ‘Bu hafta gider alırım’ diyorum ama haftalar geçiyor. Kartı aldıktan sonra yağmurda, karda belki otobüse bineyim diye düşünmek bile bana tuhaf geliyor, korkuyorum. Durakta beklemek, otobüse ya da tramvaya binmek apayrı bir uğraş. Özellikle iş giriş ve çıkış saatlerindeki kalabalık beni çok sıkıyor. Onun için yürümeye devam” diye konuştu.
“Eskişehir’de girmediğim sokak varsa kusura bakmasın, en kısa zamanda oraya da mutlaka giderim”
Yürürken şehri daha yakından tanıdığını anlatan Alkılıçgil, fotoğrafçılığının da bunda etkili olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Yürürken düşünüyorsunuz, ufkunuz açılıyor. Çok başka şeyler düşünüyorsunuz. Çok okuyan değil, çok gezen bilir derler. Gezerken o kadar çok şey görüyorum ve duyuyorum ki. Eskişehir’de girmediğim sokak varsa kusura bakmasın, en kısa zamanda oraya da mutlaka giderim. Yürürken bir sokağa giriyorum, eski bir bina görüyorum, durup fotoğrafını çekiyorum. Belki bir daha geçtiğimde o bina olmayacak, yıkılmış olacak. Onun için yürürken çok şey görüyorum, çok şey öğreniyorum.”
“Yürümenin faydası, vücut dinç kalıyor”
Çevresindeki insanların yaşına göre genç göründüğünü söylediğini dile getiren Alkılıçgil, bunun yürümekle bağlantılı olduğunu düşündüğünü ifade etti. Alkılıçgil, “Beni yıllar önce tanıyan insanlar, ‘Hiç değişmemişsin’ diyor. Bunlar hoşuma gidiyor. Demek ki yürümenin faydaları bunlar. Vücut dinç kalıyor, kilonuz olmuyor ve rahat hareket edebiliyorsunuz. Yürüyelim, yürüyelim, yürüyelim” ifadelerini kullandı.

“Durakta beklemek yerine 10 dakika yürüyün”
Vatandaşlara da kısa mesafelerde toplu taşıma yerine yürümeyi tavsiye eden Alkılıçgil, “Herkese yürüyün demek istiyorum. Durakta beklemek yerine 10 dakika yürümek bence çok daha güzel. Eskişehir de yürümek için uygun bir şehir. Batıkent’ten de Emek Mahallesi’nden de yürüyebilirsiniz. 5 dakika olmasa bile 1 saatte, 1,5 saatte merkeze geliyorsunuz. Dönüşte yorulduysanız araca binin ama önce yürümeyi deneyin. İnanın çok güzel bir şey” dedi.
“Yağmuru, karı da yürüyerek yaşamak güzel”
Sıcak ya da soğuk havayı yürümemek için bahane olarak görmediğini söyleyen Alkılıçgil, Eskişehir’in dört mevsimini yürüyerek yaşamanın ayrı bir keyif olduğunu anlattı. Alkılıçgil, “Karda yürümek, karın çatır çutur sesini duymak, yağmuru yalamak yutmak biraz ıslanmak, o havayı teneffüs etmek çok güzel. Eskişehir bunun için çok uygun bir yer. Yazımız yaz, kışımız kış, sonbaharımız hafif yağmurlu. Doğanın her şeyine sahibiz. Bunun da tadına varalım. İlla yemek içmek değil, yürüyerek de tadına varmak mümkün” diye konuştu.





