Eskişehir’de Anadolu Üniversitesi öğrencileri, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan olayların ardından toplantı. Öğrenciler sloganlar eşliğinde Eğitim Fakültesi'nde toplanıp Adalar'a yürüdü.

eskişehir yürüyüş-1

THTM Eskişehir Öğretmen İnsiyatifi Temsilcisi Cem Demir: “Sayın veliler, öğretmen arkadaşlarım, sevgili gençler... Yaşadığımız coğrafyanın, ülkemizin kaderi olan yine bir katliamla karşı karşıyayız. En baştan söyleyeyim biz bu kaderi değiştireceğiz. Bu olayı hassas kılan şey çocuk bir katilin birçok çocuğumuzu öldürmesi. Herkes şaşırdı, dondu kaldı. Biz şaşırmadık. Özenilen, örnek alınan ABD ve bunlar normal. Çünkü katil ABD daha geçen ay İron’da bir okulda 165 kız çocuğunu öldürdü. Ülkemizde buna güçlü bir karşı çıkış yaşanmadı. Geçen yıl MESEM’de ölen öğrenci sayısı 16. Maraş’taki okul katliamından önce bir günde öldürülen kadın sayısı 3. Ülkemizdeki şiddeti siyasal, toplumsal, ekonomik yapı üretiyor.

Uyuşturucu, kumar, bahis, taciz, istismar, mafya, çeteleşme gibi ülkemizin önemli toplumsal sorunları en önce okullarda kendine yer buluyor. Uyuşturucu, mafyalaşma köylere kadar götürülüyor.
Okul dışları torbacılara, okulun içleri tarikatlara teslim ediliyor. Gece evlerde izlenen dizilerde herkes alınıp satılabiliyor. Öpüşmek yasak ama kafaya sıkmak serbest. Kamuoyu okullara güvenlikçi ve x-ray cihazı istiyor. Sanki Atatürk Havalimanı katliamında bunlar yokmuş gibi. Bakanlık okul tuvaletlerini temizleyemiyor. Kapıya özel koruma koysa ne yazar.

Maraş’taki bu katliamdan sonra özel okullar biz güvendeyiz açıklamaları yapıyor. Tarikat ve cemaatlerde kurslarda mescitler açılıyor, okullar güvensiz gitmeyin, sağa sola sapmayın diye. Patronlar da okula gitmeyin MESEM’le bize işçi olun diye. Demek ki basit güvenlikçi politikalarla çözülmüyor. Şiddeti üreten toplumsal yapıyı değiştirmeliyiz. Öncelikle laiklikle kavga etmekten eğitimle ilgilenmeye vakit bulamayan Yusuf Tekin’den kurtulmalıyız. Sonra tüm adaletsizliğin, ahlaksızlığın, çürümenin kaynağı eşitsizliği ortadan kaldıracağız. Toplumsal yapıyı eşitlikçi, özgürlükçü bir şekilde yeniden inşa edeceğiz. Bizim okullarımız gidilebilen okullar olacak. Bilimin, kültürün, sporun, sanatın üretildiği okul, ülke ekonomisine katkı sağlayan, gelecek kaygısı olmayan öğrenciler olacak.

Bizim kurduğumuz ülkede mafyalar, uyuşturucu çeteleri, dinsel örgütlenmeler olmayacak. Biz gençlerimizi bunlardan kurtaracağız. Bizim gençlerimiz evlerinde, odalarında, ders sınıflarında esir gibi yanmayacak. Uludağ’da kayak yapacak, Ayvalık’ta denize girecek emekçi çocuklar. Zihinleri ve fizikleri gelişkin olacak. Gidip kimsenin kafasına sıkmayacak. Evet bunu yapacağız. Çok uzak dünya günlerde mutlaka başaracağız.”

eskişehir yürüyüş 2

Lise Dayanışma Adına Ayşe Koca ve İlayda Özçelik ise konuşmalarında şu ifadeleri kullandılar,

“Geçtiğimiz iki gündür öğretmenlerimiz ve sıra arkadaşlarımızın can verdiği, kendi okullarında katledildikleri bir gerçekliği yaşıyoruz. Urfa'daki saldırı ardından, biz henüz ne olup bittiğini anlamaya çalışırken Maraş'ta bir saldırı daha gerçekleşti. Çokça liseli arkadaşımız ve öğretmenimiz ağır yaralandı, daha 5. sınıfa giden bir sürü çocuk katledildi. Aynı anda öfkeliyiz, üzgünüz, belki de korkuyoruz. Devletin Eğitim kurumları içerisinde bile güvende olmamanın kaygısını yaşıyoruz. Ama biliyoruz ki korkuya, karanlığa teslim olmak hiçbir sorunu çözmez, aksine güncel sorunları besler. Biz bugün kabuğumuza çekilip sinmeyeceğimizi göstermeye, hesap sormaya, öfkemizi örgütlemeye geldik.

Peki kimden hesap soracağız? Öldürülen çocukların hesabını kim verecek? Söyleyelim arkadaşlar: Hesap soracağımız tonla özne var, bunlardan biri de Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin. Şunun altını çizelim; kendisi beceriksiz bir bakan falan değil. Hatta oldukça uzmanlaştığı çeşitli konular da var.

Mesela eğitim kurumlarını tarikat ve vakıfların kollarına, çocukları cemaat yurtlarının insafına teslim etmek. Mesela bütün bir nesli iktidarın ideolojik tercihleri yönünde dönüştürmek. Mesela liselileri mesleki eğitim adı altında okul ortamından tamamen koparıp patronlara pazarlayarak her sene onlarca çocuğu ölüme terk etmek. Hatta mesleki ortaokullar açmak. İşte bütün bu konularda büyük bir azimle çalışan Yusuf Tekin en temel görevini bile yerine getirmekten, yani öğrencilerin can güvenliğini sağlamaktan bile aciz. Tekrar soruyoruz: Kardeşlerimiz öldürülürken neredeydin Yusuf Tekin?

yürüyüş-anadolu üni

Can güvenliğimizin sağlanmadığından bahsettik. Peki can güvenliğimizin sağlandığı koşullar nasıl ortadan kalktı? Bu konuda birçok farklı dinamikten bahsetmek mümkün, fakat hepsinin vardığı yer aynı; holding ve tarikatlar düzeni. İnsanları toplumsal yaşama yabancılaştıran bu düzen çürüyor arkadaşlar. Ama sorun şu ki çürüdükçe çürütüyor aynı zamanda. Bu çürümeden hepimiz etkileniyor; faturasını umutlarımızla, geleceğimizle, hatta canımızla biz ödüyoruz. Öğrenciye kendisini toplum içerisinde var edebilme yetisi kazandıramayan dinci - piyasacı eğitim sistemi ve buna ihtiyaç duyan patron düzeni yüzünden faturayı biz ödüyoruz.

Durmaksızın suç üreten bu düzen artık sorgulanmalı, bunun da ötesinde yerle bir olmalıdır. Yusuf Tekin derhal istifa etmeli, suç ortaklarıyla birlikte milyonlarca yurttaşımıza, öğretmenlerimize, üniversiteli ve liseli sıra arkadaşlarımıza hesap vermelidir. Onurlu bir yaşam için, vicdanı olan herkesi dayanışmaya ve öfkesini örgütlemeye davet ediyoruz."

Kaynak: Eskisehir.net Haber Merkezi