Eskişehir’de yaşayan Emine Pınar Özdağ, 24 aylık oğlu Atlas Özdağ’ın gittiği kreşte darp edildiğini ve ihmal yaşandığını iddia ederek savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını söyledi.

Anne Emine Pınar Özdağ, oğlunun 18 aylıkken Sümer bölgesinde yeni açılan bir kreşe başladığını belirterek, yaşadıkları süreci şöyle anlattı: “Oğlum Atlas Özdağ 24 aylık şu an. Kreşe başladığında 18 aylıktı. Eylül ayında Eskişehir Sümer mevkinde henüz yeni açılmış olan bir kreşe, hatta oğlum ilk öğrencilerinden birisidir, kayıt oldu. Kurumla alakalı herhangi bir husumetim yoktu şu vakte kadar. Oğlum bundan iki hafta öncesinde takriben, eşyalarıyla birlikte kapıya bırakıldı. Herhangi bir açıklama yapılmadı bu konuyla alakalı. Öğretmeni çok üzgün olduğunu söyledi ve hatta gözyaşlarıyla teslim etti. Ben eşyalarını almadım, sadece oğlumu aldım ve gerekli bir açıklama bekledim. Sonrasında kurum tarafından o günün gece geç saatlerde bize ulaşıldı ve Atlas’ın yarın okula gelmemesi söylendi. Ben de defaatle ne olduğunu bilmediğimi ve yarın oğlumun okula geleceğini söyledim. Her zamanki gibi ve çocuğumu teslim ettim. Gayet güler yüzlüydü öğretmenler, karşıladılar. İçeriden şöyle bir direktif almışlar idareciden: ‘Atlas’ı alacaksınız, aldıktan sonra babasını arayıp çocuğu geri teslim edeceksiniz’ gibi bir söylemde bulunmuşlar.”
"Özür dilediler"
Anne Özdağ, “Buna istinaden aynı gün bize eğitim koordinatörü, içeriye davet ederek çocuğumu aldıktan sonra bir özürde bulundu. İdarecinin psikolojik problemlerinin olduğunu, kendisine son zamanlarda hakim olamadığını ve çocuklara karşı hem psikolojik hem fiziksel bu tarz yaklaşımlarda bulunduğunu fakat bu kadarının ilk kez olduğunu söyledi. Bizim yaşadığımız mağduriyetten dolayı bizlerden özür diledi ve bir daha kesinlikle tekrarlanmayacağını bizlere ilettiler. Bizler de oğlumuzun çok küçük olmasından dolayı düzeninin bozulmasını istemedik ve özürlerini kabul ettik” dedi.
"Tutanak imzalatmaya çalıştılar"
Anne Özdağ ertesi gün kreşe tekrar gittiğini söyleyerek, “Bir gün oğlumun bedeninde hafif açık morlukta darp izleri vardı ve ben sorunlu bir veli değilim bu çocuk her yerden düşmüş olabilir, vurmuş olabilir gibi yaklaştım. Fakat bu darp izleri giderek yoğunlaştı. Yoğunlaşmasıyla birlikte bize her gün tutanak imzalattırılmaya çalışıldı. ‘Çocuğumu sağ ve sağlıklı teslim aldım, herhangi bir problem yoktur’ gibi. Biz bu tutanakları imzalamayacağımızı söylemekle birlikte bizde bir güven problemi oluştu ve haklı olmuş olacağız ki bir gün çok ciddi bir morlukla eve geldi. Ben öğretmenine hemen sistemin üzerinden ne olduğunu açıklamasını istediğimi ilettim. Öğretmeni baskı altında kalarak bana mesajda; çocukların çok hareketli olduğunu ve her şey olmuş olabileceğini iletti. Fakat defaatle idareyi bu konuda uyardıklarını, her iki öğretmenin de ‘Bakın bu doğru değil, bir ihmal söz konusu’ diyerek Atlas’ın bedenindeki morlukların kaynağının örtbas edilmesinin doğru olmadığını ilettiler” diye konuştu.
"Çocuklara kahvaltı verilmemiş"
Çocukların fizyolojik ihtiyaçlarının giderilmediğini iddia eden anne Özdağ, “Atlas’ın yaklaşımlarından belliydi. Bir çocuk çünkü kendisine şiddet gösteren bir öğretmene kollarını açarak gitmez. Ve buna şahit de oldum; her iki idarecinin göz temasına bile maruz kaldığında Atlas’ın yüzündeki kaygıyı bir anne olarak gerçekten bunu hissettim ve gördüm. Ayrıca o günden sonra çocuğuma kahvaltı yaptırılmaması gerektiğini bizzat içerideki bütün personellere ve öğretmenlere iletmiş kendisi. Atlas’ın okula devam ettiği süre itibarıyla 9’u bir geçe dahi teslim ediliyorsa eğer çocuk, kahvaltı yaptırmayacaksınız. Bu sadece benim çocuğum için değil, içerideki bütün çocuklar için geçerli olan bir kuralmış ve çocuklar öğretmen inisiyatifiyle sadece işte bir iki saniyede ağzına ne tıkılabiliyorsa... Defaatle fizyolojik ihtiyaçlarının daha öncelikli olduğunu söylemelerine rağmen idarecinin inisiyatifiyle bu çocuklar aç bırakılmış, aç bırakılmaya zorlanmıştır. Bunlar içerideki öğretmenlerin ve personelin beyanlarıdır. Hepsinin zaten şahsen şikayetleri ve dava dosyaları mevcut olanlar da var” ifadelerini kullandı.
"Darp raporu aldık"
Özdağ, “Sonrasında biz darp raporu aldık ve dün savcılığa suç duyurusunda bulunarak bunu da ileterek tutanaklarla birlikte ilettik. Hak arayışımız devam edecek. Söz konusu çocuklar çünkü çok savunmasız ve masumlar. Onlardan yana mücadelemiz devam edecek. Tüm Eskişehir’in de buna hakim olmasını istiyorum açıkçası. Kurum yöneticisi hiçbir şekilde iletişime girmiyor. Zaten sorunumuz bu. Biz çocuğumuza ne olduğunu öğrenmeye çalışıyoruz fakat kendisi iletişim kurmamakla birlikte sürekli bizi kurumdan uzaklaştırmaya çalışmaktadır. Ve bunu bizim kurumun huzur ve sükunetini bozmakla alakalı tehditler, şikayetlerde bulunmaktadır. Fakat en ufak bir kamera kayıtlarında da vardır; oradaki çocukların hiçbir şekilde sükunetini bozacak bir davranışta bulunmadığım kamera kayıtlarında da mevcuttur” dedi.
"Kamera kayıtları incelenecek"
Kreşteki kamera kayıtlarının emniyet mensupları tarafından inceleneceğini söyleyen Özdağ, şu ifadeleri kullandı: “Kasten umarım bu kadar kötü değillerdir; kasten ya da dolaylı yoldan bir şekilde bu çocuğun ihmale ve diğer bütün çocukların da kulağımıza gelen hakaretlerle birlikte istismara ve ihmale uğradığını biliyoruz. Birçok veli bize ulaştı fakat bunun bu denli olabileceğini bilmedikleri için işi dava boyutuna almadıklarını ama olmuş olabileceğini kendileri bana iletti ve kendileri de bizzat şahitlik yapacaklar benimle birlikte.”
"Sürekli korktuğunu söylüyor"
Çocuğunun kendisini ifade etmekte zorlandığını söyleyen Özdağ, “Adalet bekliyorum ya, adalet bekliyorum. Anne baba olarak çalışıyoruz ve gözümüz demek ki arkada kalmalıymış. Ben duyduğumuzdan beri, gördüğümüzden beri bu söylemleri ve darp izlerini, gerçekten bizim huzurumuz ve sükunetimiz bozuldu. Gerçekten mağdur durumdayız. Ben Atlas’ın psikolojik olarak çok olumsuz etkilendiğini düşünüyorum. Sürekli, ‘korkuyorum’ diyor. Hiçbir şekilde bunu ondan duymazken ‘korkuyorum anne, korkuyorum’ diyor. Neden korktuğunu söylemesini istiyorum, çocuk kendisini ifade edemiyor. Söylemiyor hiçbir şey. Henüz 24 aylık çünkü. Adaletin yerini bulacağını düşünüyorum ve bu tarz kurumların, işletmelerin artık işletme diyeceğim çünkü demek ki bu tarz bir yaklaşım söz konusu- denetime, fazlaca denetime maruz bırakılmasını istiyoruz. Biz zaten gerekli tüm bakanlıklara, durumları, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi de dahil olmak üzere her yere bu durumu iletmiş bulunmaktayız” ifadelerini kullandı.





