Eskişehir'de 15 Mayıs'ta kaldırımda yürürken kontrolden çıkan otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybeden 35 yaşındaki Gökçe Kurtulmuş'un ölümüne ilişkin açılan davanın duruşması görüldü.

Tutuklu sanık Emine Arslan savunmasında şu ifadeleri kullandı,

“Ben kaza asla istemeden olan bir şey. Tanısam bile ben karıncaya bile zarar vermeyen bir insanım benim de iki çocuğum var o kadar üzgünüm ki acımı anlatamam size tek suçum o arabanın içinde olmam. Tekrar başınız sağolsun. İçsel olarak da bir cezalandırma içindeyim. Tahliyemi istiyorum. İsteyerek yapmadım. Ben zaten kaldırımda yürüyen insanlara bağırdım ordan çıksınlar diye.”

"ARACINI BİLE TANIMIYOR"

Gökçe Kurtulmuş'un annesi Türkan Uzcan'ın avukatı Mürüvet Beyaz duruşma hakkında, “Sanık araca binmeden önce sinir krizi geçirdi. Uyarılmasına rağmen aracına binmiştir. Ve sonuçta bu kaza gerçekleşmiştir. İfadelere katılmıyorum. Sanık demek ki aracını bile tanımıyor. Arıza göstergesine rağmen araç kullanması da insanların hayatını tehlikeye atmıştır. Sanığın araç konusunda bilgi ve tecrübeye sahip olmadığı açıktır. Bu kapsamda sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep ediyoruz" dedi.

TAHLİYE KARARI VERİLDİ

Davada sanık Emine Arslan'ın tahliyesine, yurt dışına çıkışı yasağına ve ev hapsine karar verildi. Ayrıca Arslan'ın sürücü belgesine 1 yıl 6 ay süreyle el konuldu.

Eskişehir Tepebaşı’ndaki konutunu terk etmemek şartıyla ev hapsi (konutu terk etmeme) tedbiri uygulanacak.

"SERBEST KABUL EDİLEBİLİR BİR ŞEY DEĞİL"

Yaya kaldırımında yaşamını yitiren Gökçe Kurtulmuş davasında kararın açıklanmasının ardından anne Türkan Uzcan şu ifadeleri kullandı:
“Çok kötü bir biçimde ölüm oldu. Beden bütünlüğünü kaybederek vefat etti. Fakat bugün karar verildi maalesef. Çok çok kötü bir karar oldu bana göre. Yani kızımın yaya kaldırımında, pisi pisine bu kadar kötü bir şekilde öldürülmesi ve arkasından da sürücünün yani serbest bırakılması kabul edilir bir şey değil. Arka arkaya beş kusuru var, ters yola giriyor, ondan sonra karşıya geçiyor, orada ters sokağa giriyor ve burada beş kişi ölebilecekken kızıma denk geliyor, ötekiler kaçabiliyor. Bu kadar basit mi serbest bırakılması? Yani Türkiye’miz bu kadar kötü duruma mı düştü? Hiç ceza yok, caydırıcı ceza yok. O zaman duyduğum kazalar çok normal. Niye caydırıcı cezalarımız yok? Üçer kişi ölüyor, hep duyuyoruz ve paramparça oluyor insanlar. Niye sağlıklı insanlar bir sürücünün hatası yüzünden paramparça olsun? Ya da sakat kalıyorlar. Ne oldu? Bir yıl sonra ehliyeti verilecek. E bir yıl sonra bu yani ölüm makinesi... Bak beş kişi kaçıyor, meydanda ama kızım duvar dibinde olduğu için kaçamıyor. Ve can parçalıyor, araba parçalıyor, her şey var. Tabuta koyuyorlar, yani şeyle ambulansla götüremiyorlar. Böyle bir ölüme serbest bırakıyorlar ve düşük ceza veriyorlar, bilinçli taksir. Ben bunu kabul edemedim. Ben yani yasalarımıza nasıl güveneceğiz? Makine mühendisi, hayatı bitti. Arkasından genç kız, ışıklarda beklerken caddedeki araba geliyor, çarpıyor. Yani yaya kaldırımında bile bir koruma yoksa... Cadde demiyorum, yaya kaldırımında bu kadar yani cezalarımız, trafik cezalarımız düştüyse yani hepimiz korkmalıyız. Nasıl hayatımızı sağlıklı yaşayamayacağız o zaman? Her an tehlike var. Bunu söylemek istiyorum. Çok zor geldi. Ceza çok düşük oldu. Aslında olası kasttı bize göre fakat biz bunun arkasını getirmek istiyoruz, bu kadarla bırakmayacağız. Çok zor geldi, çünkü bir can gitti. Gencecik bir can gitti. Kızım 35 yaşındaydı ama hayallerini gerçekleştireceği dönemdi, emek verdi. Yok, olmamalı böyle. Paramparça değil de hayatını yaşamalıydı. Bütün kazada ölenler, parçalananlar da öyle. Niye güzel güzel yaşamak varken niye parça parça oluyor insanlar?”

"ADALETİN YERİNİ BULMADIĞINI DÜŞÜNÜYORUZ"

Ailenin avukatı Mürüvet Beyaz da mahkemenin kararının beklentilerini karşılamadığını belirtti.
Beyaz, “Bugün sizin de takip ettiği gibi Gökçe Kurtulmuş davasında karar verildi. Müvekkilimin de aktardığı gibi, karar asla bizi tatmin etmedi. Verilen ceza tatmin etmedi. Çünkü biz olası kast hükümlerinin uygulanmasını talep etmiştik. Hüküm bilinçli taksirden kuruldu. Ancak bilinçli taksirden de üst hadden, ceza verilebilecekken orta hadden bir cezaya hükmedildi. Verilen ceza asla tatminkar ve caydırıcı değildir. Adaletin yerini bulduğunu düşünmüyoruz. Bu nedenle, ondan sonraki süreçte istinafta ve temyiz yolunda adaletin yerine getirilmesini bekleyeceğiz ve bunun için mücadele edeceğiz. Aynı zamanda bugünkü hükümle birlikte sanığın tahliyesi kararı da verildi. Ehliyetinin bir yıl altı ay el konulmasına ve evden ayrılmamasına, evden uzaklaşmamasına ve yurt dışı yasağı konuldu. Ama tüm verilen bu cezalar bahsettiğimiz gibi asla tatminkar değil, müvekkilimizin içini soğutmuş değil. Adaletin yerini bulmadığını düşünüyoruz. Cezanın çok düşük olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle istinaf yoluna başvuracağız” diye konuştu.

Kaynak: Resul Umut Budak