Eskisehir.net’te yayınlanan “20 Dakika” programında konuşan Eskişehir Genç Rençberler Kooperatifi Kurucu Başkan Yardımcısı Burak Kuşan, artan maliyetler, belirsiz alım fiyatları ve yetersiz destekler nedeniyle tarımın sürdürülemez hale geldiğini söyleyerek genç çiftçilerin sektörden uzaklaştığını belirtti.
“Çiftçi önünü göremiyor”
Girdi maliyetlerinin son bir yılda yüzde 80 ila 100 arasında arttığını ifade eden Kuşan, “Tarım günden güne maalesef daha kötüye gidiyor. Girdi maliyetleri her sene belimizi büküyor. Tarım her geçen sene daha da yük olmaya başlıyor çiftçinin sırtına. Şu andaki durum maalesef çok sıkıntılı. Ektiğimiz tarlaları biçeceğiz şu anda doğu bölgelerinde buğday tarlaları biçilecek. Bir belirsizlik var. Fiyat belirsizliği var. Çiftçi önünü göremeden bu işi yapıyor. Girdi maliyetlerini görüyor, girdi maliyetlerini çok iyi yaşıyor. Ama kendi mahsulüne fiyat belirlemeye gelince orada zaten bir geç kalınmışlık oluyor şu anda doğu bölgesinde hasat neredeyse başladı. Biz de mahsullerimizi biçeceğiz şu anda ortada fiyat yok. Genç çiftçilerimiz zaten bu mesleği artık yapmak istemiyor. Bizler genç olarak belki de tarımı yapacak son nesiliz. Çocuklarımızı tarıma yöneltmek istiyoruz ama maalesef çocuklar da şu anda görüyorlar. Ailemiz görüyor ‘Para kazanmadığımız bir işi neden yapıyoruz baba?’ diyor. Bu ne kadar sürdürülebilir olabilir? Bu topraklar bize atalarımızdan, dedelerimizden, babalarımızdan miras. Biz bu mirasa sahip çıkmak istiyoruz. Bu mirası yaşatmak istiyoruz ama girdi maliyetleri belimizi büküyor. Sürdürülebilirliği yok. Nereye kadar dayanabiliriz bunu bilmiyoruz ki genç nesle bunu nasıl aktarabilelim?” diye konuştu.
“Hasattayken sürprizle karşılaşıyoruz”
Hasat dönemine girilmesine rağmen alım fiyatlarının hâlâ açıklanmamasını eleştiren Kuşan, “Alım fiyatları genelde hasat başladığı zaman ilan edilir. Birçok sürprizle biz hasattayken karşılaşırız. Mesela şu anda 19 Mayıs, az önce dediğim gibi doğu bölgesi başladı. Bizim de bir aya yakın mahsullerimiz biçilecek ama şu an hala ortada fiyat yok. Biz planımızı yapamıyoruz. Ne malımızı ne kadara yetiştirdiğimizi biliyoruz ne de girdi maliyetlerimizi biliyoruz. Kendi malının fiyatını belirlemeyen tek meslektir çiftçilik. Maalesef ki belirleyemiyoruz. Bu da bizim sürdürülebilirliğimizi maalesef bitiriyor. 2 sene önce mısıra %5 gibi bir zam verildi. Buğday arpaya %15'lerde %12'lerde bir zam verildi. Bir sene koskoca emek veriyoruz, %5 %10 yani maksimum %20 oranında bir artış sağlanıyor. Girdi maliyetlerimiz bahsetmiş olduğum gibi %80 %100'lerde ama bizim maalesef ki enflasyona göre dahi ürünlerimizin artışı sağlanmıyor. Biz malımızı yetiştiriyoruz, değerinde satmak istiyoruz, çok fazlaya satmak istemiyoruz. Enflasyon neyse, biz neyi hissediyorsak o oranda satmak istiyoruz. Her zaman belirtiyorum; biz üreticiyiz, üretici enflasyonu ve ürettiğimizi de tüketiyoruz, tüketici enflasyonu. Yani biz çiftçiler olarak aslında iki enflasyonla başa çıkıyoruz, hem üretici enflasyonu hem tüketici enflasyonu. Ama maalesef sadece bize üretici enflasyonu değerinde zam verilse bile biz ona da razıyız” dedi.
“Destek çiftçiye değil sanayiciye kazandırıyor”
Kırsal kalkınma desteklerinde açıklanan hibelerin piyasada fiyat artışına neden olduğunu savunan Kuşan, “Kırsal kalkınma makine destekleri var. Bunlarda hibe oluyor %50, %70 oranında. Bu sene %70 oranında hibeler var. Ama şöyle, 200 bin liralık malzeme mesela hububat ekim mibzeri, 200 bin liraya alabilecekken destek, %50 devlet desteği açıkladığı zaman bunun fiyatı otomatik olarak 350-400 liralara çıkıyor. Yani aslında bu destek çiftçiyi değil, sanayiciyi kazandıran bir destek. Biz desteklerin gerçekten çiftçilere verilmesini, çiftçinin bu desteği gerçekten destek olarak hissetmesini bekliyoruz. Mesela bitkisel üretim desteklerimiz var eski adıyla mazot gübre desteği. Biz bu destekleri, 2024 yılında ektiğimiz buğdayların desteğini biz daha bir ay öncesinde, bir buçuk ay öncesinde aldık. Yani destekler veriliyor ama destekler yeterince ve zamanında verilmiyor ve desteklerin direkt çiftçiye verilmesini istiyoruz. Yani bu konu hakkında genç çiftçilerimize gelecek olursak; genç çiftçilerimize ayrıcalık olarak 40 yaş altı çiftçilerimize şu anda %10'luk bir genç çiftçi ilave desteği var. Ama şurada bir sıkıntımız var: Genç çiftçilerimiz krediye ve desteğe ulaşımda çok büyük bir sıkıntılar yaşanıyor. Tarım BAĞ-KUR sigorta ve vergi borcumuz varsa kesinlikle Ziraat Bankası'ndan sübvansiyonlu kredi çekemiyorsunuz. İndirimli kredi çekemiyorsunuz SGK borcumuz varsa. Şu anda bir genç çiftçi de SGK'sını ve vergi borcunu ödemekte güçlük çekiyor. Şu anda yaklaşık 12-13 bin lira bir maliyeti var SGK'nın. Seneye vurduğumuz zaman 144 bin lira gibi bir rakam yapıyor. 144 bin liralık bu rakamı çiftçi ödeyemiyor. Yani ‘144 bin lirayı ben SGK'ya mı vereceğim? Toprağa gübre atarım, mazota harcarım, daha çok verimimi arttırmaya çalışırım’ diyor. Yani biz genç çiftçilere destek beklerken hükümetimiz, Tarım Bakanlığımız tarafından, bu sübvansiyonlu kredilerde Ziraat Bankası'nda uygulanan zorluklar da daha da genç çiftçilerimizin önünü tıkıyor ve heveslerini de aynı oranda bitiriyor” ifadelerini kullandı.
“Çiftçi para kazandıran ürüne yöneliyor”
Yağışların bu yıl olumlu etkisine rağmen su tasarrufunun önemine dikkat çeken Kuşan, “Bu sene yağışlarımız çok güzel ama yağışlarımız çok güzel diye de suyumuzu boşa harcamamamız gerekiyor, tasarruflu kullanmamamız gerekiyor. Su krizi her an kapımızda. Bu sene olmasa bile seneye, seneye olmasa bile ondan sonraki sene her an bu krizle karşı karşıyayız. Peki biz bu krize karşı neler yapabiliriz, nasıl önlem alabiliriz? Şu anda İç Anadolu Bölgesi'nde hemen hemen herkes akıllı damlama sulama sistemi diyerek ona geçti fakat doğu bölgelerimizde şu anda vahşi sulama dediğimiz salma sulama sistemleri hâlâ kullanılıyor. Buna uygun ürünlerin ekilmesi gerekiyor. ‘Mısır çok su tüketiyor’ diyoruz ama şu anda çiftçilerimiz mısır para ettiği için mısırı ekiyor. Buğday tarlasının içerisindeyiz. İki suyla o oluyor. İki suyla... Şu karşımızda mısır tarlası var. Mısır tarlasına biz 7-8 su veriyoruz, pancar tarlasına 8-10 su veriyoruz. Daha çok su isteyen bitkiler. Şimdi bizim Türkiye'de buğday açığımız var. Bu sene rekolteleri yüksek bekliyoruz ama biz çiftçilerimizi az su tüketen bitkilere yöneltmemiz gerekiyor. Biz zaten mısırda ithalatçı bir ülkeyiz, sürekli ithal ediyoruz. Ama buğdaya, arpaya yönlendirmemiz gerekiyor çiftçilerimizi. Bunun için de desteklerin bu ürünlerde daha fazla olması gerekiyor. Yani su tüketen bitkiye az destek, su tüketmeyen bitkiye daha çok devlet desteği verirsek zaten otomatik olarak çiftçi bunu eker” diye konuştu.
“Yağışlar çiftçiye motive sağlıyor”
Kuşan, “Bu sene yağışlarımız çok güzel Allah afetinden korusun. Şu anda buğdaylara belki su vermeyen üreticilerimiz var. Yani susuz buğday yetişti belki bu sene. Susuz arpa yetişti. Çekirdeklerimizi, pancarlarımızı, mısırlarımızı susuz yani ekimden sonra çıkış suyu deriz. Çıkış suyu vermeden şu anda çok güzel bir şekilde sırayı dizdiler. Çiftçilerimize tabii bu ekstra bir motive sağlıyor. Ekstra cebinden para çıkmıyor. Eğer ki bu kadar yağmurlar yağmasaydı, bu tarlaya belki 1-2 su fazla verilecekti. Mısırlara, pancarlara, çekirdeklere çıkış suyu verilecekti. Ayrıyeten bir maliyet olacaktı. Allah bereketini veriyor. İnşallah devletimiz de çiftçimizin emeğinin karşılığını verir diyoruz” dedi.
“Eskişehir çiftçisinin tarımda lobisi yok”
Eskişehir’de çiftçinin yeterince temsil edilmediğini savunan Kuşan, “En fazla iki ziraat odası başkanımızın dışında çiftçimizin sıkıntısını dile getiren oda başkanlarımız yok. Eskişehir çiftçisinin maalesef tarımda lobisi yok. Arkasında duracağı kişiler yok. Odunpazarı Ziraat Odası başkanımız açıklamalar yapıyor. Daha da Eskişehir'de çiftçinin arkasında maalesef bir kurum yok. Yani milletvekillerimiz de bu konuda ben eksikliğini hissediyorum. Utku vekil dışında ayrı parantez açıyorum; Utku vekil her zaman bizim yanımızda. Yani muhalefet vekilleri, iktidar vekilleri hiçbir zaman yanımızda olmadılar. Siyasi partiler de basın açıklamaları yapıyorlar ama emekliler ön planda. Asgari ücretli çalışanlar ön planda. Memurlar ön planda ama ben hiç yaklaşık bir senedir şöyle bakıyorum, hiç göremedim. İktidar partisinden zaten bir beklentimiz yok ama bu konuda bu sıkıntıyı zaten kendileri açıyorlar. Ama muhalefet partilerin başkanlarından da maalesef böyle bir açıklama duyamadık. Oysaki Eskişehir'de 25.000 tane kayıtlı ÇKS'li çiftçi var. Kayıtlı çiftçiden bahsediyorum, kayıtsız olanları söylemiyorum. 25.000 kişinin çekirdek ailesiyle birlikte yaklaşık biz çiftçiler olarak Eskişehir'de 100.000 kişilik bir topluluğa sahibiz. Yani 100.000 kişi Eskişehir'de şu anda yaklaşık bir buçuk milletvekili yapar. Biz çiftçiler olarak aslında bu gücümüzün farkında değiliz. Birlik ve beraberlik haline gelemiyoruz. Çiftçilerimiz olarak birlik ve beraberlik haline gelsek, şu anda Eskişehir'de bahsetmiş olduğum gibi bir buçuk, yani yaklaşık zorlarsak iki milletvekili bile çıkarabiliriz, Ankara'da sesimizi duyurabiliriz ama şu anda bizim sesimizi birileri duyursun diye minnet ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Destek toprağı işleyene verilmeli”
Tarım arazilerinin miras yoluyla bölünmesinin üretimi zorlaştırdığını belirten Kuşan, “Tarlalar bölünüyor. Amca, hala, teyze, çocukları, kuzenler derken ama bunların hiçbirisi çiftçilik yapmıyor. Çiftçilik yapanlar aslında başkaları, köyde oturanlar. Yani burada da çok büyük bir sıkıntı ortaya çıkıyor. Devlet desteğini tarla sahibine veriyor. Çiftçilik yapana değil, tarla sahibine veriyor. Sizin tarlanız var, siz bu tarlada hiçbir şekilde işlem yapmıyorsunuz. Tarlanızı bana kiralıyorsunuz veya da kira sözleşmesi olmadan sözlü veriyorsunuz. Ben bu tarlayı ekiyorum, suluyorum, gübreliyorum, ilacını atıyorum, biçiyorum; desteğini siz alıyorsunuz. Devlet ekene değil, arazi sahibine destek veriyor. Burada da Tarım Bakanlığımızın kısa süre içerisinde inşallah çalışmalar yapıp gerçekten bu tarlayı işleyene, bu tarlayı teriyle ıslatan çiftçimize desteğinin verilmesini bekliyoruz. Biz buradan da Ziraat Odası başkanlarına da seslenelim. Çiftçilerimiz gerçekten zor durumda ve lütfen biz çiftçiler olarak sizleri seçiyoruz, sesimiz olun diye seçiyoruz; sizler de bizim lütfen sesimiz olun” dedi.





