M.S. 500’lü yıllarda, ilçede inşa edilen görkemli bir kiliseden dolayı "Bazilika" olarak anılan İnönü’de, dönemin tekfuru Yuhanman sık sık Kuz Dağı’nda av partileri düzenliyordu. Yine böyle bir av sırasında dağın eteklerinde gürül gürül akan gizemli bir su kaynağı keşfetti.
Suyun kalitesine ve bolluğuna hayran kalan Tekfur Yuhanman, hemen harekete geçerek suun çıkış noktasına korunaklı bir mahzen yaptırdı. Dönemin mühendislik şartlarında büyük bir başarıya imza atarak, toprak künkleri (boruları) uç uca ekleten Yuhanman, bu şifalı suyu kilometrelerce ötedeki İnönü Kalesi’ne kadar ulaştırmayı başardı.

Suyun kaleye ulaşması şerefine büyük bir tören düzenleyen Tekfur Yuhanman, çok sevdiği kızı Marthaya'nın ismini bu su kaynağına verdi. Yüzyıllar boyunca bölge halkının dilinde dönen "Marthaya Suyu", zamanla fonetik değişime uğrayarak günümüze "Martlı Suyu" olarak miras kaldı.
Tekfur Yuhanman’ın suyun kaynağına yaptırdığı tarihi mahzenin üzerindeki gizemli yazılar ve kitabeler, ne yazık ki aradan geçen 1500 yıllık süre zarfında doğa şartlarına yenik düşerek tamamen okunamaz hale geldi.





