Eskişehir Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürü İbrahim Kısa, kayıt dışı istihdamın hem çalışanlar hem de işverenler açısından ciddi riskler barındırdığını belirterek önemli açıklamalarda bulundu.
Kayıt dışı istihdamın, çalışanların SGK’ya hiç bildirilmemesi ya da eksik gün ve ücret üzerinden gösterilmesi anlamına geldiğini ifade eden Kısa, bunun anayasal bir hak olan sigortalı çalışma düzenini doğrudan ihlal ettiğini vurguladı.
Çalışanların sigortasız çalışmayı kendi rızalarıyla kabul etmesinin dahi yasal olarak geçerli olmadığını hatırlatan Kısa, işverenlerin bu tür talepler karşısında mevzuata uymak zorunda olduğunu söyledi. Kayıt dışı çalışmanın hem bireysel hem de kurumsal açıdan ağır yaptırımlar doğurabileceğine dikkat çekti.
Kısa, kayıt dışı çalışan bir işçinin karşılaşabileceği sorunları şöyle sıraladı:
- Geleceğin en önemli teminatı olan emeklilik hakkından mahrum kalır.
- Olası bir iş göremezlik durumunda malullük aylığına hak kazanamaz.
- Vefatı hâlinde, geride bıraktığı ailesi (eş ve çocukları) ölüm aylığı güvencesinden yoksun kalır.
- Beklenmedik iş kayıplarında ekonomik bir kalkan olan işsizlik sigortasından faydalanamaz.
- Kendisi ve ailesi için sağlık hizmetlerinden doğrudan yararlanma hakkını riske atarak, Genel Sağlık Sigortası (GSS) primlerini kendi bütçesinden ödemek durumunda kalır.
- İş kazası ve meslek hastalıklarına karşı yasal olarak sağlanan koruyucu önlemlerden ve olası kaza anında sunulan maddi/sağlık güvencelerinden uzak, büyük bir risk altında çalışmak zorunda bırakılır.
“CİDDİ YAPTIRIMLARLA YÜZLEŞİLMEKTEDİR”
Kısa, sigortasız çalışmanın çalışanları emeklilik hakkı, işsizlik sigortası, sağlık güvencesi ve iş kazası tazminatları gibi temel haklardan mahrum bıraktığını belirterek, şu ifadelere yer verdi:
“Kayıt dışı istihdam, bireyleri yalnızca sosyal güvenlik şemsiyesinden değil, aynı zamanda iş mevzuatının sağladığı temel güvencelerden de koparmaktadır. Bu durumdaki çalışanlar; kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, hafta tatili ve analık izni gibi en temel özlük haklarından mahrum bırakılarak, kayıtlı istihdamın sağladığı adil ücret standartlarının gerisinde ve güvencesiz koşullarda çalışmaya maruz kalmaktadır.
Sosyal güvenlik uygulamalarında asıl amacın cezalandırmak değil, rehberlik odaklı bir yaklaşımla işletmelerin sürdürülebilir ve güvenli bir zeminde büyümesini desteklemek olduğu vurgulanmalıdır. Bununla birlikte, kayıt dışı istihdamın, yarattığı anlık ve yanıltıcı kazancın aksine, işletmeleri telafisi güç mali risklere sürüklediği göz ardı edilmemelidir. Kayıt dışı çalışmanın tespit edilmesi halinde işletmeler; yüksek idari para cezaları, prim teşviklerinin iptali ve olası iş kazalarında doğacak ağır yasal yükümlülükler gibi ticari faaliyetleri durma noktasına getirebilecek ciddi yaptırımlarla yüzleşmektedir. Bu bağlamda işverenlerin, söz konusu riskleri almak yerine sunulan istihdam teşviklerinden faydalanarak güvenli bir büyüme yolunu tercih etmeleri büyük önem taşımaktadır.”
Kısa, ortaya çıkan tüm bu risklerin ötesinde kayıt dışı istihdamın makroekonomik ve toplumsal ölçekte yarattığı çok yönlü tahribatı şu şekilde sıraladı:
- Haksız rekabet oluşur,
- Piyasa dengesi bozulur,
- İşverenler vergi avantajı sağlayan gider yazma ve indirim gibi haklardan mahrum kalır,
- İşyerinde verimlilik ve motivasyon düşer,
- Vergi ve prim kaybı oluşur,
- Sosyal güvenlik sistemi zarar görür, çalışan/emekli dengesi bozulur,
- Primsiz ödemelerin artmasıyla bütçe yükü artar,
- Gelir dağılımı adaletsizleşir, kaynak dağılımında etkinlik azalır,
- Ekonomik verilerin güvenilirliği zedelenir, doğru politikaların oluşturulması güçleşir.
Kısa, özellikle 3 ve üzeri çalışanı bulunan iş yerlerinde bu kurala uyulmamasının ciddi idari para cezalarına neden olacağını da belirtti.
Vatandaşların sigortasız çalışma veya eksik bildirim şüphesi durumunda e-Devlet, ALO 170, SGK müdürlükleri ve CİMER üzerinden ihbarda bulunabileceği bildirildi.





