Eskişehir’in hayvan hakları konusunda Türkiye’ye örnek olabilecek şehirlerden biri olduğunu belirten Eskişehir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı Ozan Akbe, Eskisehir.net’te yayınlanan “20 Dakika” programında sokak hayvanları konusunda çözümün “kısırlaştırma ve yerinde yaşatma” ilkesinden geçtiğini söyledi.

“Hayvan hakları konusunda örnek teşkil ediyoruz”

Eskişehir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı Ozan Akbe, “Eskişehir birçok alanda ülkemize örnek teşkil edecek bir şehir. Dolayısıyla bu birçok alanda teşkil ettiği örnekler aynı şekilde hayvan hakları konusunda da bence önemli ölçüde mesafe katetmiş durumda. Açıkçası biz Hayvan Hakları Komisyonu olarak sokak hayvanları ile ilgili özellikle sorunları modernize etmek adına çalışmalar yürütüyoruz. Ama dediğim gibi gerek toplumun yapısı gerek toplumun vicdanı hayvan hakları konusunda ülkeye örnek teşkil edecek bir yer olarak bizi ön plana çıkarıyor. Baromuz bünyesinde kurulan Hayvan Hakları Komisyonu'nda tamamen gönüllülük esasıyla ve meslektaşlarımızın katılımıyla gerçekleştirdiğimiz toplantılar yapıyoruz. Bu faaliyet alanları arasında tabii ki ilk etapta hayvanlara yönelik şiddet ve zehirleme vakaları üzerine vatandaşlara hukuki destek sağlamak ve sürecin doğru şekilde yürütülebilmesi adına açılan davaları, hukuki süreçleri takip etmek; bunun dışında kamu kurum ve kuruluşlarıyla özellikle dirsek temasında olmak ve her ne kadar beğenmesek de şu anda yürürlükte olan mevzuatın uygulanmasının denetlenmesi noktasında faaliyet gösteriyoruz. Bir de tabii ki bu alanda toplumu ve meslektaşlarımızı bilinçlendirmek ve konuya ilişkin farkındalığı artırmak adına birtakım faaliyetler yürütüyoruz” diye konuştu.

“Son yıllarda farkındalık arttı”

Akbe, “Hayvan hakları konusunda farkındalık özellikle son dönemde aslında bu yasa değişikliğiyle beraber ülkenin gündemine oturdu diyebiliriz. Olumlu anlamda da olumsuz anlamda da birtakım gelişmeler söz konusu. Aslında ben Türk toplumunu, geleneğimiz, göreneğimiz ve dini değerlerimiz açısından değerlendirdiğimiz zaman aslında hayvanlarla çok vicdanlı ve onlarla barışık bir düzende yaşamayı kendisine ilke edinmiş bir toplum olarak görüyorum. Çünkü aslında demokratik anlamda belki bazı batılı ülkeleri kendimize rehber ediniyoruz ama orada yıllar önce uygulanan ve hayvanlara ‘vahşet’ diye tabir edebileceğimiz şeyleri bizim toplumumuz gerçekleştirmemiş. O yüzden sıkça da Avrupa'ya seyahat eden biri olarak şunu söyleyeyim; orada maalesef hayvanları toplumdan ve doğal yaşam alanlarından tamamen koparmış durumdalar. Ama turistlerden belki görüyorsunuzdur, özellikle İstanbul'a gelen turistler, ziyaretçiler o kedilerle çok böyle güzel videolar çekip paylaşıyor, fotoğraflarını sosyal medyaya yüklüyor. Bence bu gurur duymamız gereken bir şeyken son dönemde birazcık bunu olumsuz bir şeymiş gibi yansıtmaya çalışan küçük gruplar var. Ben ama onlara aldırış edilmediğini ve toplumda da karşılık bulmadığını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

“Şiddet ve zehirleme olayları çok sık yaşanmıyor”

Akbe, “Hayvanlara yönelik şiddet ve zehirleme vakaları geliyor ama Eskişehir'de aslında çok sık karşılaştığımız olaylar değil bunlar. Ama öyle bir durum yaşandığı zaman tabii ki biz de komisyon olarak gerekli suç duyurularında bulunup ve hâlihazırda yürüyen bir hukuki süreç varsa doğrudan müdahil olmayı tercih ediyoruz. Onun dışında tabii son dönemde bu doğal yaşam alanlarına yapılan toplamalarla alakalı; eğer usulsüz bir toplama durumu söz konusuysa vesaire onlar genelde başvuru olarak geliyor ve gerek kırsaldaki gerek merkezdeki belediyelerimizle koordineli halde çalışmaları yürütüyoruz ve eksiklik varsa giderilmesine yönelik raporlarımızı ve girişimlerimizi gerçekleştiriyoruz” dedi.

“Cezalar caydırıcı değil”

Mevcut yasal düzenlemeyi eleştiren Akbe, “Mevcut yasayı beğenmemiz tabii ki mümkün değil hayvanseverler olarak. Çünkü hayvanların doğal yaşam alanlarından ne olursa olsun koparmaya yönelik bir mevzuat şu anda gündeme geldi. Her ne kadar yanlış yorumlanıyor olsa da bir kısım... Ben aslında o tarz söylemleri de çok doğru bulmuyorum; ‘vahşet yasası’ vesaire gibi. Çünkü bu tarz söylemler maalesef belli insan gruplarını olumsuza yönlendirmek anlamına geliyor. Biz bunlarla karşılaştık bu geçiş sürecinde; sanki hayvanlara şiddet uygulamak, onları öldürmek yasal hale gelmiş gibi bir algı yaratıyor maalesef belli kesim bir şekilde olumsuz yorumluyor. Dolayısıyla o kadar kötüleme noktasına getiremeyeceğimiz bir şey ama maalesef bizim hep savunduğumuz ‘kısırlaştırma ve yerinde yaşatma’ ilkesine tamamen aykırı teşkil eden bir uygulama oluyor. O anlamda yetersiz görüyoruz. Bununla birlikte tabii ki hayvanlara yönelik uygulanan şiddet eylemlerinin de cezalandırılması noktasında yeterli caydırıcılığa sahip olduğunu düşünmüyoruz. Aslında 2021'de yapılan değişiklik sonrası bazı eylemler suç olarak tanımlandı. Yani toplumsal anlamda infial yaratan olaylar da artık hapis cezasıyla karşı karşıya kalıyor failler. Ama bu yeterli mi bana sorarsanız değil. Çünkü birtakım bilimsel çalışmalar da var yurt dışı merkezli. Hayvanlara yönelik bu kadar kolay şekilde şiddet uygulayan bireyler genelde çok daha büyük suçlar işlemeye meyilli oluyor. O yüzden belki de bu hayvanlara yönelik bu kadar ağır eylemlerde bulunan şahısları önden caydırıcı şekilde ıslah edecek bir düzen getirirsek, belki de diğer büyük suçların da önüne geçebiliriz; toplumsal anlamda o ıslahı sağlayabiliriz diye düşünüyorum” diye konuştu.

“Sorgulanmadan doğru kabul edilmemeli”

Akbe, “Vatandaşların hayvan hakları konusunda en sık yaptığı hatalara hakkında konuşan Akbe, “Onda da süreci biraz kendilerini süreçten bağımsız tutma çabası gözlemliyoruz. Yani özellikle sosyal medya paylaşımlarında insanlar bir olayla karşılaştıkları zaman hemen sadece etiketleme üzerine gidiyorlar. Mesela bizi etiketliyorlar, belediyeleri, emniyeti vesaire... Yani aslında çok temel bir vatandaşlık hukuku çerçevesinde herkesin konuyla ilgili başvuru yapma ve sürecin takipçisi olma hakkı var. Ama sanki kendi sorunu değilmiş gibi sadece başkalarını yönlendirmeye çalışmak ve dediğim gibi bireysel anlamda da başvuru yapabilecekken yapmamaları olarak değerlendiriyorum ben. Onun dışında sosyal medyada özellikle biliyorsunuz; yani gerçi şimdi haber çağında, bilgi çağında yaşıyoruz ama bunun getirdiği birtakım dezavantajlar da söz konusu. Bunu kötüye kullanan birtakım gruplar da mevcut. Aslında ortada öyle bir durum olmamasına rağmen varmış gibi gösterip bilgisel anlamda o dezenformasyonu yayıyorlar. Ve insanlar da kolay bir şekilde bunun arkasını sorgulamadan buna inanıp çevresindekileri de bu olumsuz bilgilerle bilgilendirmeye başlıyorlar. Bir defa yaşadığım olayı söyleyeyim: Bu ‘besleme yasağı’ diye bir şey ülkede gündeme geldi, ‘İstanbul'da besleme yasağı geldi’ diye. Şimdi İl Hayvanları Koruma Kurulu toplantısına biz düzenli olarak katılım sağlıyoruz ve gerekli gördüğümüz yerlerde gerekli itirazlarımızı, şerhlerimizi koyup dava açma yoluna gidiyoruz. Bundan herhalde iki ya da üç toplantı öncesinde bu konu gündeme geldi o İl Hayvanları Koruma Kurulu toplantısında. Ve biz kesinlikle karşı çıktık ne olursa olsun bunun vicdani olmadığını, besleme yasağına ilişkin böyle bir düzenleme getirilemeyeceğini, karar alınamayacağını toplantıya katıldığımızda açıkça dile getirdik ve karşılık da buldu. Eskişehir'de böyle bir uygulama hayata geçmedi ne olursa olsun. Fakat bir gün market alışverişini tamamen tesadüfen; sokaktaki muhtemelen kedileri besleyen bir hanımefendi kedi maması almış ve orada bir diyaloğa şahit oldum. Dedi ki: ‘Bunu da yasaklamışlar gerçi, nasıl yapacağız ilerleyen dönemde sokak hayvanlarını nasıl besleyeceğiz?’ Hemen orada müdahale ettim, dedim ki ‘öyle bir şey yok kesinlikle, siz aynı şekilde sokaktaki o dostlarımıza yardımcı olmaya, onları beslemeye devam edebilirsiniz gönül rahatlığıyla; herhangi bir sorunla karşı karşıya gelmeyeceksiniz’ Bu da aslında sık yapılan hatalar kategorisine girebilir; her duyduklarını arkasını araştırmadan doğru kabul etmemek gerekiyor” dedi.

“Ülkeye örnek olacak bir bakımevi”

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından Sarısungur Mahallesi’nde hayata geçirilen hayvan bakımevine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Akbe, “Açıkçası ülkeye örnek teşkil edecek bir bakımevi olarak değerlendirdim. Aslında Eskişehir'de çok çok öncesine dayalı böyle bir ihtiyaç söz konusuydu. Bunu bütün uzmanlar zaten dile getiriyordu ama maalesef Büyükşehir Belediyesi o dönemde sorumluluk almaktan çekindi açık konuşmak gerekirse. Ayşe Başkan göreve geldikten sonra çok hızlı bir şekilde gerçekten zaten seçim vaatlerinde de bu yönde vaatleri vardı ve doğrudan da hayata geçirdi. İlk zamanlar biraz sancılı süreçlerimiz yaşansa da maalesef ama şu anda bir düzene girdi gerçekten ve ülkeye de örnek teşkil edebilecek bir bakımevi inşası gerçekleştirilmiş. Bizzat orada açılış yaptıktan sonra da bizi orada gezdirdiler, bir tur attık. Gerek bakımevinin içerisinde bulunan şartlar ki aslında bunu değerlendirmek doğrudan bize de düşmez çünkü veteriner hekimlerimizin orada faaliyet göstereceği alanlar var ama ben bizzat Veteriner Hekimler Odası Başkanımız Erdinç başkanımızla yaptığımız görüşmede harika bir tesis olduğunu ve veteriner hekimlerimizin orada layıkıyla çalışmalarını yürütebileceğini açıkça ifade etti. Dolayısıyla çok olumlu izlenimlerimiz mevcut orayla ilgili” ifadelerini kullandı.

“Eskişehir halkı hassas”

Kent merkezinde büyük sorunlar yaşanmadığını ifade eden Akbe, “Eskişehir halkının bu alandaki hassasiyetleri, sosyokültürel yapısının da bence bunda olumlu etkisi var. Kurumlarımız da keza öyle; dirsek temasıyla birbirimizle istişare halinde hareket ediyoruz. Ama kentteki en büyük sorun maalesef kırsal alandaki uygulamaların yetersizliği. Şimdi biz nasıl merkezde bu bakımevlerinin olması gerektiğini savunuyorsak aynı şekilde, en azından bu kadar tabii ki komplike olmasına gerek yok ama acil durumlarda müdahale edebilmek için en azından kırsalda da bu konuya biraz hassasiyet gösterilmesi, gerekli bütçelerin devlet tarafından bu belediyelere sağlanması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü kırsaldaki o sokak hayvanları problemi çözülmeden merkeze bu durum asla sirayet etmeyecek. Çünkü şimdi burada bir toplama faaliyeti yapıldığı zaman burada boşalan yerleri muhakkak kırsaldan gelen hayvanlar dolduruyor. Şehir merkezindeki hayvanlar aslında sokak hayvanları toplumla yaşamaya çok alışkın durumda ve toplum için herhangi bir tehdit de barındırmıyorlar ama kırsaldan gelen hayvanlar toplumla birlikte yaşamaya ve diğer sürülerle birlikte yaşamaya belki uyum sağlayamayacak durumda olduğundan birtakım riskler barındırıyor. Dolayısıyla biz hala yerinde yaşatılması, kısırlaştırılıp yerine bırakılması gerektiğini savunuyoruz. Ama kırsaldaki sorunun da bir şekilde çözülmesi ve özellikle Eskişehir'deki paydaşların bir araya gelerek herkesin elini taşın altına koyacağı bir sistemle bu durumun çözülmesi gerektiğini savunuyoruz” dedi.

“Aslında karşıyız”

Sokak hayvanlarının toplatılmasının ekolojik dengeyi bozacağını belirten Akbe, “Sıklıkla Avrupa seyahatine çıkıyorum. Orada görüyoruz, karşılaşıyoruz da gerçekten ve bu maalesef en büyük, daha da büyük böyle sağlık sorunlarını da tetikleyebilecek bir şey. Doğal dengeyle oynamamak gerekiyor ne olursa olsun. Ben şunu açıkça söyleyeyim; aslında sokak hayvanları diye tabir ettiğimiz o kediler, köpekler, yıllarca süren evrim sürecinin bir parçası olarak aslında evcilleştiler ve bizimle, toplumla birlikte yaşamaya alıştılar. E şimdi sen o evrim sürecinde onların kaderini bu şekilde çizmiş oldun. Ama geldiğimiz nokta itibarıyla diyorsun ki onlar sahipsiz, o yüzden sokakta yaşayamazlar, onların doğal yaşam alanı yok, onların yeri kafes. Sahipleniyorsanız sahiplenin, yoksa o kafeslerde yer alacak. Şimdi bu yaklaşım kesinlikle doğru değil. O hayvanların, ne olursa olsun bu şekilde özgürlüklerinin elinden alınması, doğal yaşam alanlarından uzaklaştırılması kesinlikle kabul edilemez. Ve şunu da açıkça söyleyeyim: Yani biz aslında her ne kadar doğal yaşam alanı veya barınak diye tabir edilse de aslında biz buna da karşıyız ne olursa olsun. Hayvanların doğal yaşam alanları belediyeler tarafından çevrilen yerler değildir. Ama geldiğimiz nokta itibarıyla mevzuat değişikliği sonrasında el mecbur bazı şeylerin kötünün iyisini sağlama gibi bir misyonumuz var. Dolayısıyla en azından bu denetimleri sağlayarak o kötünün iyisini sağlamaya gayret ediyoruz. Yoksa Hayvan Hakları Komisyonu olarak barınaklara ve doğal yaşam alanlarına aslında karşıyız” diye konuştu.

“Can dostlarımıza yardım etmeyi ihmal etmeyin”

Akbe, “Toplumumuz vicdanlı bir toplum; geleneği, göreneği, dini değerleri açısından. Dolayısıyla sokak hayvanlarına sahip çıkmaları ve onlara yapılacak şiddet eylemlerine birlikte karşı çıkmaları gerektiğini düşünüyorum. Sokak hayvanlarını sevmeye devam etsinler, hiçbir şekilde bundan geri adım atmasınlar ve ilgilenmeye, eğer imkanları olan da sahiplenmeye ve onları o kötü yaşam koşullarından kurtarmaya gayret etsinler. Ve eğer bir maddi anlamda da bir yardım vesaire yapacaklarsa sokak hayvanları yararına çalışan dernek ve kuruluşlara da yardım etmeyi ihmal etmesinler” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Seren Çatalçam