Türkiye'nin sosyal güvenlik yapısındaki dengesizlikler, artan yaşam maliyetleri ve düşük emekli aylıklarıyla birlikte yeniden gündeme oturdu. Emeklilerin geçim sıkıntısı çektiği bu dönemde, maaş hesaplama yöntemlerinde köklü değişiklikler yapılacağı iddiaları kulisleri hareketlendirdi. Özellikle "gelir ve ihtiyaç odaklı" yeni bir modele geçiş sinyalleri, yıllarca sisteme prim ödeyen vatandaşlar arasında endişe yarattı.

Prim ve Maaş Dengesizliği

Sosyal Güvenlik Uzmanı İsa Karakaş, kaleme aldığı yazısında sistemin tıkanıklık noktalarını ve çözüm arayışlarını mercek altına aldı. 3 bin 600 gün prim ödeyen ile 9 bin gün prim ödeyen Bağ-Kur'lunun aynı maaşı aldığı mevcut yapının, çalışanların prim ödeme motivasyonunu yok ettiğini belirtti. Karakaş, "Sistem, 'Az prim öde, devlet tamamlasın' diyerek çok çalışan ve yüksek prim ödeyenleri cezalandırıyor" ifadelerini kullandı.

Hazine Desteği Yetersiz Kaldı

Hükümetin yıllardır uyguladığı "Hazine desteği" modelinin sınırlarına ulaşıldığını aktaran uzman isim, 2019’da 800 bin kişiyi kapsayan desteklerin bugün 5 milyon kişiye ulaştığını hatırlattı. Ancak bu durumun ne bütçeyi ne de düşük maaşla geçinmeye çalışan emekliyi memnun ettiğini vurguladı. Emeklilik sisteminin bir "geçindirme" aracı değil, bir "hak teslimi" mekanizması olması gerektiğinin altı çizildi.

Sosyal Yardım Değil Hak

2026 yılı itibarıyla konuşulan yeni modelin, maaş odaklı sistem yerine gelir ve ihtiyaç odaklı bir yapıya evrilmesi hedeflendiği iddiaları, emekliler arasında huzursuzluk yarattı. Emeklilerin ömür boyu ödedikleri primlerin karşılığını almak yerine devletten sosyal yardım almayı reddettiğini belirten Karakaş, "Gerçek bir emeklilik reformu; sosyal yardımla değil ancak adil bir külfet-nimet dengesiyle olur!" diyerek sözlerini noktaladı.

Kaynak: Haber Merkezi