Artan hayat pahalılığı ve düşük maaşlar nedeniyle emeklilerin yaşam mücadelesi verdiğini söyleyen Disk Dev-Emekli Sen Eskişehir Şube Başkanı Hatice Kılıç. “Emekli artık ay sonunu değil, yarına çıkmayı düşünüyor” diyerek iktidarın ekonomi politikalarını sert sözlerle eleştirdi.

“Mutfakta yangın da kalmadı kül oldu”

Eskisehir.net’te yayınlanan “20 Dakika” programında konuşan Kılıç, “Daha önce insanlar emekli olmak can atıyordu; ‘Bir an önce emekli olayım, dinleneyim, ayaklarımı uzatayım, torunumu seveyim, gün geçireyim’ diye. Fakat 2008'den sonra bu eşitleme olayından sonra, 3600 göstergenin kalkması, yani bir sürü haklar kaybedildi. Kırpa kırpa şu anda 2026'ya geldiğimizde de insanların artık açlık sınırı değil, ölüm sınırında olduğunu düşünüyorum. Artık yakında da hepimize Fatiha okunacak. İnsanlar o kadar zor durumda ki... Emekli yıllarca emeğini vermiş. Bu toprakta emek tüketmiş, alın teri akıtmış. Kimi zaman tarlalarda, kimi zaman yollarda, kimi zaman okullarda yani yaşamın her alanında emek vermiş. Ki ileriye dönük bütün primlerini ödemiş. Kime dokunsanız her yerden bir ah işitiyorsunuz. Emekli zaten o kadar güçsüz bırakılmış ki; ‘sosyal atık’ diyorlar ya, sosyal atık durumuna bırakılmış. Dört duvar arasında ne tiyatroya gidebilir, ne bir yere gidebilir, ne istediğini alıp yiyebilir, ne gıdasına ulaşabilir. Mutfak yangın yerini de geçti, mutfakta yangın da kalmadı kül oldu, kül...” diye konuştu.

“Gülmeyi unuttuk”

Kılıç, “Her gün her şeye zam geliyor. Akşam yatıyorsunuz sabah kalkıyorsunuz zam gelmiş. Peki aldığımız maaşlar ne kadar? Emekli tek başına yaşamıyor ki. Bunun evladı var, torunu var, ana babası var. Kiralar almış başını gidiyor. İnsanlarla konuştuğunuz zaman yüreğiniz acıyor. Gülmeyi unuttu halk ya, gülmeyi unuttu insanlar. İnsanlarımızın en büyük garantisi anayasadır ama nerede? ‘Yarın ne olacağız?’ Şimdi onu düşünmeye başladık. Sonumuzu ve torunlarımı düşünüyorum. Ziyaretlerine gidiyoruz; emeklilerin, geçinemeyenlerin, dulların, yetimlerin... Onlar daha da kötü durumda, çok çok kötü durumda. Evlerine gittiğiniz an insanın yüreği parçalanıyor. Eskiden pazarda birkaç kişi pazar artığını toplardı. Şimdi o pazar artığı için birbirlerine giriyorlar insanlar biliyor musunuz? Emekli ‘Nasıl yaşarım, yarını nasıl getiririm, evde ölürsem kokar mıyım, evde kimse beni duymaz mı?" diye endişeleniyor. Devlet hastanelerini şehir içinden kaldırıp şehir dışına götürdüler. Eski askeri hastaneyi biliyorsunuz, emekliler hiçbir yere ulaşamıyor. Uzak yerlere gidemiyor, en yakın yer burayı görüyordu. Ama maalesef bunları bile çok gördüler. Yani ne yapılmaya çalışıldığı hiçbirimiz anlamış değiliz” ifadelerini kullandı.

“Ekonomiyi bahane ediyorlar”

Kılıç, “Bayram ikramiyelerinde iyileşme olacağını zannetmiyorum. Çünkü ekonomiyi bahane ederek kendi halkına bir kurbanı bile çok görerek, bu inancımızın getirdiği şeyi çok görerek bir bakıyoruz ki dışarılara çok güzel bağışlar yapıyorlar. Hibeler veriyorlar. Bugün Somali’den tutun Suriye’ye yapılan okullar… Benim torunumun okulunda sabun yok ya! Temizlik personeli yok ya. Bütün hepsini aileye bırakmışlar, aileler araştırıyor buluyor, bir yerlerden denkleştiriyor çocuklarımızın orada okumasını sağlıyor. Bir bardak içecek suyu yok çocuğun, alacak parası yok. Bunları düşünmeden bir ülkenin kendi refahını düşünmeden bu şekilde hareket etmek bu ülkenin batmış olduğunu gösterir bence. İnsanlar ‘açım’ diye bağırıyor ya! Akaryakıta, elektriğe, doğal gaza zam geldi. E siz demediniz mi doğal gaz bulduk bundan sonra rahatlayacağız diye? Bu zamlar niye? Savaş olan ülkelerde enflasyon bizden daha düşük. TÜİK zaten cebimizden aldıkça alıyor. Hırsızın biri! Kusura bakmasınlar isterse ne derse desinler. Yeter artık!” dedi.

“Adaletin olmadığı yerde hiçbir şey olmaz”

Kılıç, “Ekmek alamayan emekli, sokağa çıkamayan emekli, ilacını alamayan bir emekli... Biliyorsunuz katkı payları altında alınıyor. Artık emekliye de katkı payı almayın ilaçtan yani! Neden alıyorsunuz? Zaten ödemiş bu insan; vergisini de vermiş ödemesini her şeyini yapmış, son yıllarında rahat bırakın da rahat yaşasın yani. Bir domates 180 lira. Bizi yönetenler sokağı hiç görmüyor mu? Başka dünyada mı yaşıyoruz ben anlamakta zorluk çekiyorum, halk anlamakta zorluk çekiyor. Halkta bir korku, sindirilmişlik var. İsyan çok, içindeki öfke çok fazla. Bir patlama noktasına gelmiş durumda. Adalet olmayan yerde, hak hukukun adaletin olmadığı yerde hiçbir şey olmaz. Hiçbir şey yapamazsın” diye konuştu.

“Eti bırak ot bile yiyemiyor”

Kılıç, “Emekliler şehrin çok dışında bir yerlerde ev tutmaya çalışıyor kiradan dolayı. Bir emekli maaşı bir kira. En kötü şartlarda emekli %80’ini kiraya veriyor aldığı 20 bin liranın, düşünün yani. Çocuğu varsa, öğrencisi varsa... Evlilikler zorlaşıyor, artık 40’ından sonra evleniliyor. Emeklisi gelmiş 60 yaşına, çocuğu gelecek neredeyse 15-20 yaşında diyelim üniversiteye başlayacak. O çocuk nasıl okuyacak? Emekli nerede ucuz onu alıyor. Emekli diyor ‘çocuğum, torunum gelecek, ben ayağımı uzatacaktım, çayımı içecektim, torun da geldi şekerini verecektim, onu okşayacaktım’ ama maalesef şimdi kaçıyor. İşte bayram geliyor, emekli kurbanı nasıl kesecek? Ben kurbanın en küçüğünü sordum, en küçüğü 20.000 lira dedi. Kurban Bayramı hani et yiyemeyenleri doyurabilmekti. Ama şimdi insanlar bırakın et yemeyi otu bile yiyemiyor artık. Ot o kadar pahalı ki pazara bile çıkılmıyor” ifadelerini kullandı.

“Halkına eziyet ediyor”

Huzurevlerine kabul yaşının 60'tan 70'e yükseltilmesiyle ilgili de konuşan Kılıç, “Emekli evde geçinemiyorsa en azından sosyal devletin gereği bu uluslararası anlaşmalar imzalamışız büyüklerimize saygımız sonsuz demişiz. Yıllarca bizim kültürümüzde nedir? Yaşlımızı baş köşede tutarız, onlara saygı duyarız değil mi? Ama maalesef şimdi bakıyorsunuz devletin yapması gereken şeyleri kıstıkça kısıyor. Yani benim anladığım kadarıyla şöyle diyor: ‘Artık emekli yaşamasın, bana da yük olmasın’ Kendine yük değil aslında, kendileri bize yük çünkü benim verdiğim vergilerle orada oturuyorlar. Bunların anası, babası, çevresi hiç mi yok? Hiç mi düşünmüyorlar? 70 yaşında diyor... 60 ya da 45 yaşında da hasta olan oluyor, evi olmayan oluyor, emekli olmuş ama yeterli değil... ‘Hiç değilse giderim huzurevinde, elimdeki ne kadar şey varsa onu veririm, en azından sıcak yemek yerim, sıcak bir yerde yatarım’ diyor. Bu sosyal devletin de gereğidir yani. Ama maalesef 70 yaşına çıkardınız. Neymiş? İnsanların yaşı uzuyormuş. E sen de yarın yaşlanmayacak mısın? Senin de yaşın uzamayacak mı? Bu nasıl bir adalet, bu nasıl bir yönetim şekli? Halkına bu şekilde eziyet ediyor...” dedi.

Kaynak: Seren Çatalçam