6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli depremlerde büyük yıkım yaşayan Hatay ve İskenderun’dan Eskişehir’e gelen depremzedeler, yaşadıkları felaketi ve Eskişehir’de kurdukları yeni hayatı anlattı. Depremden sağ kurtulan vatandaşlar, geride bıraktıkları şehirlerine dönememenin acısını yaşarken, Eskişehir’de hayata tutunmaya çalışıyor.

Whatsapp Image 2026 02 05 At 12.23.35

“O şoktan sonra bende panik atak başladı”

Hatay’ın İskenderun ilçesinden deprem sonrası Eskişehir’e gelen Hüseyin Bediroğlu, iki büyük depremin ardından yaşanan yıkımın tarif edilemez olduğunu söyledi. Depremi art arda yaşadıklarını belirten Bediroğlu, “Rabbim bir daha böyle bir afet göstermesin. Orada kalan kardeşlerimizin de yardımcısı olsun. Biz çok büyük bir deprem yaşadık. Ülkenin birçok şehrinde yıkım oldu ama Hatay’daki yıkım bambaşkaydı. İki büyük depremi peş peşe yaşadık. Artçı denilen sarsıntılar bile katlanarak devam etti. Çok büyük bir yıkım vardı.
İnsan enkazın altında yardım bekliyor ama sen kendi derdine düşmüşsün, elinden hiçbir şey gelmiyor. Konuşurken bile gözümüzün önüne geliyor. Çok kötüydü, anlatması bile zor” dedi.
Deprem sonrası İskenderun’daki iş yerinin tamamen yıkıldığını, kiracı olmaları ve artan kira fiyatları nedeniyle şehirde kalma şanslarının kalmadığını anlatan Bediroğlu, Eskişehir’e bir yakınının yanına sığınmak amacıyla geldiklerini söyledi. Bediroğlu, “Bir süre kalır, döneriz diye düşünüyorduk ama hayat devam ediyor. Geçim kaynağı gerekiyordu. Burada iş yeri açtık, çalışmaya başladık. Üç yıldır Eskişehir’deyiz. Eskişehir güzel bir şehir, güvenli bir şehir. Sanki yıllardır buradaymışız gibi bir aile ortamı var. O yüzden kaldık.
Eskişehir halkına da buradan teşekkür ediyorum. Bize sahip çıktılar, sağ olsunlar” ifadelerini kullandı.
Depremin kendisinde ve eşinde kalıcı izler bıraktığını dile getiren Bediroğlu, yaşadığı panik atağı şu sözlerle anlattı: “Deprem bizde psikolojik izler de bıraktı. Sabaha karşı uykuda yakalandık. Sarsıntı sırasında arka balkon çöktü. Aşağı kaçmak istedik ama dış kapı açılmadı. Saatlerce birilerinin gelip kapıyı açmasını bekledik. O şoktan sonra bende panik atak başladı. Eskişehir’e geldiğimde hastaneye gittim, tanı kondu.
Kapalı alanlarda duramıyorum, yüksek sesten rahatsız oluyorum. Tramvaya binemiyorum mesela, kapısı açılmaz diye korkuyorum. Sadece kapısı manuel açılan dolmuşlara binebiliyorum. Eşim de aynı şekilde panik atak tedavisi görüyor. İnsanlar ‘Şehrinizi gidip gördünüz mü?’ diye soruyor. Hatay buradan 900 kilometre uzakta. İnanın, aklımıza bile gelince gidemiyoruz. Gitmek istiyoruz ama korkuyoruz. İnşallah bir gün iyileşiriz, orada da hayat normale döner, o zaman gideriz.”

Whatsapp Image 2026 02 05 At 12.23.48

“Resmen kıyameti yaşadık”

İskenderun’dan Eskişehir’e gelen bir diğer depremzede Murat Çelik ise depremi “kıyamet” olarak tanımladı. İki katlı evlerinden güçlükle çıktıklarını anlatan Çelik, “Allah kimsenin başına vermesin. Çok kötü bir süreçti, resmen kıyameti yaşadık. Sağ çıktığımız için Allah’a sonsuz şükrediyoruz. Evimiz iki katlıydı, kendimizi zorla dışarı atabildik. Çok sayıda can kaybı oldu, sakat kalanlar oldu, kaybolanlar oldu. Hâlâ cesedine ulaşılamayan insanlar var. Gördüklerimiz gerçekten içler acısıydı. Tarihte çok az yaşanmış büyüklükte bir depremdi. Kocaeli depremiyle bile kıyaslanamaz. Üstelik 11 şehir birden etkilendi. Hatay, Adıyaman, Malatya gibi iller depremden en ağır zarar gören yerler oldu. Unutamadığım çok şey var. En yakınımdan bir arkadaşımı kaybettim. Depremden sadece üç dakika sonra cansız bedenine ulaşıldı. Daha ne denir ki…” dedi.
Depremi çocuklarının kendilerinden daha ağır yaşadığını ifade eden Çelik, “Çocuklarımın en küçüğü 11, en büyüğü 20 yaşında. Deprem sırasında hepimiz aynı dairedeydik. Açıkçası çocuklar bizden daha fazla etkilendi. Binanın sağa sola savrulması, yukarı aşağı hareket etmesi… Biz yaklaşık bir dakika boyunca sağa sola sallandık, ardından 40 saniye kadar da aşağıdan yukarıya doğru çok şiddetli bir sarsıntı yaşadık. Çocuklar için çok ağır bir travmaydı. Küçük sarsıntılarda bile ‘Acaba yine olur mu?’ korkusu yaşıyorlar” diye konuştu.
Deprem sonrası İskenderun’daki iş yerlerinin yıkılmasıyla Eskişehir’e geldiklerini belirten Çelik, “Üç yıldır buradayız. Hâlâ geceleri ‘deprem olur mu’ korkusuyla yatıyoruz ama hayata tutunmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Whatsapp Image 2026 02 05 At 12.23.34

“Çevremizin büyük kısmı enkaz altında kaldı”

Depreme fırça elindeyken yakalanan ressam Ayten Cömert ise yaşadıklarını detaylarıyla anlattı. Dört bloklu sitelerinde yalnızca kendi apartmanlarının ayakta kaldığını, diğer blokların tamamen yıkıldığını söyleyen Cömert, “Bütün mahalle yerle bir oldu. Çevremizin büyük kısmı enkaz altında kaldı” dedi.
Deprem anında sergiye hazırlanmak için evde resim yaptığını anlatan Cömert, “Saat 04.17’ydi. Kahve içiyor, resim yapıyordum. Bitmeyecek sandım. Enkaz altında kalmaktan korktuk. ‘Allah’ım kurtar’ dedik, sonra ‘Allah’ım öldür bizi’ dedik. Çünkü enkaz altında kalmak daha kötüydü” ifadelerini kullandı.
Deprem sonrası Eskişehir’e oğlunun üniversitedeki hocasının girişimleriyle geldiklerini belirten Cömert, ilk günlerde evde ve kapalı alanlarda kalmakta zorlandıklarını söyledi. “Her şey sallanıyor gibiydi. Ama yaşamak zorundayız, ayakta kalmak zorundayız” dedi.
Enkazdan çıkarılan tablolarıyla Eskişehir’de sergi açan Cömert, eserlerinin gelirini deprem bölgesinden gelen kız çocuklarına bağışladığını belirterek, “Deprem anında elimde fırça vardı. Belki de o fırça sayesinde hayattayım. Bundan sonra da üretmeye, paylaşmaya devam edeceğim” diye konuştu.
Depremden kurtularak Eskişehir’e yerleşen vatandaşlar, yaşadıkları büyük yıkıma rağmen hayata tutunmaya çalışırken, Eskişehir’de gördükleri dayanışmanın kendilerine güç verdiğini dile getirdi.

Kaynak: Resul Umut Budak