Marmara Denizi'ndeki sismik hareketlilik üzerine araştırmalar yapan Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, mega kentteki risk analizlerini güncelledi. 23 Nisan 2025 tarihinde yaşanan 6,2 büyüklüğündeki sarsıntıyı önceden işaret eden yer bilimci, kamuoyundaki genel kanının aksine farklı bir tablo çiziyor. Söz konusu değerlendirmeler, sarsıntı beklentisinin yoğunlaştığı noktalar konusunda yeni tartışmaları beraberinde getirdi.
Adalar Hakkında Çarpıcı İddia
Şener Üşümezsoy, senelerdir Marmara’nın en büyük tehdidi olarak gösterilen hattın sanıldığı kadar riskli olmadığını savunuyor. 7 ve üzeri büyüklükte bir sarsıntı oluşturacak enerji birikiminin o bölgede mevcut olmadığını belirten uzman, ezberleri bozan bir yaklaşım sergiledi. Ünlü profesörün “Adalar hattı ölü bir faydır” şeklindeki ifadesi, mevcut sismik modellerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Gerçek Tehlike Hattı
Yer bilimcinin dikkat çektiği asıl bölge ise Marmara'nın batı yakasında yer alıyor. Silivri ile Kumburgaz arasındaki yaklaşık 25 kilometrelik segmentin kırılma potansiyeli barındırdığına vurgu yapıldı. 23 Nisan 2025 tarihindeki 6,2 büyüklüğündeki aktiviteyi doğru öngören Üşümezsoy, riskin devasa bir bloktan ziyade sınırlı parçalar üzerinden takip edilmesi gerektiğini belirtti. İlgili alandaki enerji transferi yakından izleniyor.
Deprem Yönetimine Eleştiri
1999 senesinden beri uygulanan stratejilerin hatalı zeminler üzerine inşa edildiğini öne süren Üşümezsoy, yerel yönetimlerin yaklaşımını yetersiz buluyor. Akademisyen, “Depreme dayanıklı yapı üretmek mühendisliğin işidir; fay hatlarını doğru okumak ise bilimin” diyerek disiplinler arası sınırları net bir şekilde çizdi. Marmara için geliştirilen projelerin genellemelerden arındırılması ve gerçekçi sismik kurgulara oturtulması gerektiği ifade ediliyor.




