Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), sürat ihlali nedeniyle kesilen cezalarda "radar cihazının kalibrasyonuyla ilgili bilgilerin, talep edilmesi halinde idari para cezası verilen kişiye bildirilmesi" hususunda İçişleri Bakanlığına resmi tavsiyede bulundu. Limitleri aştığı gerekçesiyle parasal yaptırımla karşılaşan bir yurttaş, ihlali ispatlayan hiçbir vesikanın tutanak ekinde yer almadığını belirterek, cezanın iptali gayesiyle sulh ceza hakimliğine müracaat etti. Ancak vatandaşın mezkur itirazı "Radar cihazının kalibrasyonunun güncel olduğu" beyanıyla doğrudan reddedildi.
Belge Talebine Emniyetten Ret
Yaşanan hukuki sürecin peşinden itiraz sahibi şahıs; ölçüm aygıtının cinsi, modeli, seri numarası ve bakım dökümlerini resmi kanallarla emniyetten talep etti fakat Emniyet Müdürlüğünden yine bütünüyle olumsuz yanıt aldı. Parasal yaptırımın temel dayanağını oluşturan teknik veri ve raporlara ulaşamaması sebebiyle Anayasal bilgi edinme hakkının alenen çiğnendiğini savunan yurttaş, hak arayışını sürdürerek Kamu Denetçiliği Kurumu'na (KDK) resmi başvuruda bulundu. Dosyayı dikkatle inceleyen KDK yetkilileri, ilgili işlemin tatbik edildiği il emniyet müdürlüğünden evrakların örneğini resmen istedi.

İdarenin Savunması
Güvenlik biriminden kuruma iletilen resmi yazıda, "Kalibrasyon belgelerinin idarenin iç düzeni, denetim ve teknik altyapısına ilişkin belgeler olması nedeniyle bireysel başvurular kapsamında paylaşılmasının mümkün olmadığı, gerekli görülmesi halinde belgelerin yargı mercilerince resen talep edilebileceği" açıkça ifade edildi. Tüm mezkur gelişmeleri titizlikle değerlendiren KDK, itiraz eden vatandaşı haklı bularak; "cezanın kesildiği radar cihazının kalibrasyonuna ilişkin bilgi ve belgelerin, kamu güvenliğini zedeleyebilecek nitelikteki hususlar hariç tutularak başvurana bildirilmesi" hususunda İçişleri Bakanlığı makamlarına bağlayıcı tavsiyede bulundu.
Bilgi Edinme Hakkı
Kurumun yayımladığı detaylı kararda, şeffaflık ilkesine dayanan bilgi edinme hakkının önemine değinildi. İdarenin doğrudan kamu gücüne dayanarak inşa ettiği ve bireylerin hukuksal statülerini doğrudan değiştiren eylemler karşısında, hak arama kanallarının eksiksiz ve etkin şekilde kullanılabilmesinde söz konusu verilerin büyük bir araç olduğuna işaret edildi. Parasal yaptırımın dayanağını oluşturan aygıta ilişkin verilerin, "yalnızca yargı mercilerince talep edilebileceği" gerekçesiyle şahsa iletilmemesinin temel anayasal ilkelerle kesinlikle uyuşmadığı güçlü şekilde vurgulandı.





