Eskisehir.net’te yayınlanan “20 Dakika” programında konuşan Avukat Sultan Ballı, boşanma süreçlerinde çocukların taraflar arasındaki çatışmalardan olumsuz etkilendiğini belirterek önemli değerlendirmelerde bulundu.

“Hukuki değil psikolojik kaynaklı”

Çocukla kişisel ilişki kurulması konusunda yaşanan sorunların çoğunun hukuki değil, psikolojik kaynaklı olduğunu söyleyen Ballı, “Boşanma sonrasında çocukla kişisel ilişki kurulması konusunda yaşanan sorunlara da değinen Ballı, “Çocukla kişisel ilişki kurulması konusunda uygulamada en sık karşılaşılan sorunlar genellikle hukuki olmaktan ziyade psikolojik kökenli. Sorumsuzluk ve beklentilerin boşa çıkması velayet kendisinde olmayan tarafın çocuğu alacağını söyleyip, çocuğun hazırlanmasına rağmen son dakikada gelmeyeceğini bildirmesi sık yaşanan bir durumdur. Bu durum çocukta ciddi hayal kırıklıklarına yol açar. Velayet hakkına sahip olan tarafın, çocuğunu veya diğer tarafa göstermeyerek ‘özlesin de eve geri dönsün’ mantığıyla hareket etmesi, çocuğu bir cezalandırma veya geri döndürme aracı haline getirebilir. Oysa bu tür durumlarda taraflar arasındaki ilişki bitmiş olsa bile çocuğun geri dönüşü sağlamayacağı gerçeği göz ardı edilmektedir. Kişisel ilişki gününde çocuğu teslim alan anne veya babanın, çocukla vakit geçirmek yerine onu anneanne, babaanne, dede gibi akrabaların yanına bırakıp kendisinin tatile veya başka aktivitelere gitmesi de karşılaşılan bir diğer istismar biçimidir. Geçmişte çocuk teslimlerinin icra yoluyla yapılması, çocuğun adeta bir ‘mal’ veya ‘eşya’ gibi muamele görmesine yol açıyor ve psikologlar eşliğinde bile olsa çocukta derin travmalar yaratıyordu. Her ne kadar bu uygulama kaldırılmış olsa da, taraflar arasındaki inatlaşma nedeniyle çocukların psikolojik olarak yıpratılması sürmektedir. Aile hukuku, 2 + 2 = 4 gibi kesin ve net kurallarla işleyen bir alan değildir; yoruma son derece açıktır ve hakimin takdir yetkisi oldukça geniştir. Bu alandaki sorunların dramatik bir hal almasını önlemek ve acıları azaltmak için; avukatlardan hakimlere, vatandaşlardan sosyal inceleme uzmanlarına kadar sürecin içindeki tüm aktörlerin farkındalığının artırılması ve zihniyet değişiminin sağlanması büyük önem taşımaktadır” diye konuştu.

“Yapay zekaya değil avukat zekasına güvenin”

Son dönemde yapay zekâ uygulamalarından hukuki destek almaya çalışan vatandaşların sayısının arttığını belirten Ballı, “Ben yapay zekaya boşanacak bir kadınmışım gibi sorular sordum. Aldığım cevaplardan, beş cevaptan dördü yanlıştı. Yargıtay kararlarını da uyduruyor kafasına göre. Yani yüksek mahkemenin öyle bir kararı yok ama o sana bir de karar falan da veriyor. Lütfen yapay zekaya değil, avukat zekasına güvenin. Eskişehir'de çok kıymetli aile hukuku avukatları var. Ben gerçekten hepsini takdir ediyorum. Avukatlar gerçekten büyük bir özenle hareket etmeye çalışıyor, ben buna birebir şahidim. Dolayısıyla sen şimdi burada bir kalp taşıyan, merhamet duygusu taşıyan bir insana mı güveneceksin, teslim edeceksin hayatını? Yoksa sadece bir yerlerden edindiği bilgiye sorduğun bir tenekeye mi inanacaksın? Çünkü gerçekten yanlış. Ve bizim hukukumuz da şöyle: Taraflarca hazırlama ilkesi doğrultusunda hareket ediyor. Eğer velayet davası yoksa kamu hukuku devreye girmiyor. Bunun dışındaki her şey sizin talebinize bağlı. Yanlış bir talep, sizi çok büyük sorunlara götürebilir. Ve dava dilekçesi en, ilk başta sunduğunuz o dava dilekçesi o dosyanın kalbidir. O kalbi ya durdurursunuz ya çalıştırırsınız. Ve ben yapay zekayla o kalbin bırakın çalışmayı, kalpten haberi olmadığını düşünüyorum. Aile hukuku için özellikle söylüyorum, yapay zekaya güvenmesinler. Arzuhalciye gidip boşanma davası açtıran vatandaşımız var. Bir şey diyemeyeceğim. Yani arzuhalci orada sadece adını, soyadını yazmış, adresini yazmış ve açıklama olarak şey yazmış: 'Ben bu tarihte evlendim, çocuklarımız var, biz anlaşamıyoruz, bizi boşayın Hakim Bey' Bu arada bizim hakimlerimiz ve avukatlarımız hep erkek, vatandaşın fikrine göre. 'Bizi boşayın Hakim Bey' yazmış mesela. E ziynet istedin mi? Maddi, manevi tazminat istedin mi? Nafaka istedin mi? Çocuğun velayetini istedin mi? İstemediğin için, e hakim diyor ki: 'Ama sen bunları talep etmedin' diyor. Ve bunlarda hak düşürücü süreler var. E ne yapacaksın? Sen şimdi arzuhalciye verip 200 TL'ye hazırlatıyorsun, bu arada arzuhalciler niye kapatılmıyor hiçbir fikrim yok. Neden arzuhalciler var gerçekten sorguluyorum. Mesela ben, ben 41 yaşındayım, 20 yıldır bu mesleği yapıyorum. Ben hiç iddialı değilim, 'her türlü dilekçe yazılır' iddiasında değilim. Ama bir arzuhalcinin önünden geçin, 'her türlü dilekçe yazılır'. Maşallah yani ne kadar güzel, her şeyi biliyorsunuz. Yani buna nasıl güveniyorsunuz? Ve hala daktiloyla yazıyorlar bu arada. Ben o daktiloyu görünce zaten korkarım mesela bir vatandaş olarak. Benim karşımda şu an 1980'ler var ama ben 2026'dayım. Biraz geriden gelmiyor mu sence diye bunu sorgularım. Neden arzuhalciye yazdırdınız diye soruyorum. Bu arada parası var. Diyor ki: 'Komşumuz öyle söyledi' diyor. Bizim bu komşunun kullandığı antidepresanı kullananlar var. Ona iyi gelmiş, ben de kullanayım. Komşusuyla aynı antidepresanı kullanan boşanacak kişi, komşusunun gittiği arzuhalciye gidiyor. Ama komşusu mesela ne yazdırmış? İkametgahını aldırmak için yazdırmış ama sen boşanıyorsun. Yani ameliyat masasında, acil ameliyata alınması gereken ve beyin operatör doktorunun, beyin cerrahının girmesi gereken bir ameliyata sen tıp fakültesi 1. sınıf öğrencisini sokuyorsun. Dolayısıyla biz hastayı orada kaybediyoruz yani. Farkındalık arttıkça ben Türkiye'nin daha güzel bir yere geleceğini düşünüyorum. Ve farkındalık arttıkça aile kavramının da çok değişeceğine ve güzelleşeceğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Seren Çatalçam